Yaşam savunucularından ortak mücadele çağrısı

  • 12:16 12 Ocak 2018
  • Ekoloji

 

İSTANBUL -Yaşam savunuculuğu yapan "Karıncanın Karıncanın Kardeşi Var" grubu, ekoloji mücadeleleri iletişim ve dayanışma ağının kurulması için çağrı yaptı.
 
Yaşam savunucularından oluşan “Karıncanın Kardeşi Var” grubu, Çevre Mühendisleri İstanbul Şubesi'nde ekoloji mücadeleleri iletişim ve dayanışma ağının kurulması için çağrı yaptı. Toplantının yapıldığı salona, “Onlar ki topraktan karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar” yazılı pankart asıldı. Toplantıya avukat Diren Cevahir Şen, Adnan Bucaklisi ve Mihriban Yaşar katıldı. Grup adına yapılan basın açıklamasını okuyan Mihriban, “Karıncalar kurumlar değil, bireyler üzerinden bir araya geliyor” dedi. 
 
'Ali ve Aysin'in katledilmesi kırılma noktasıdır'
 
Karıncalar grubunun  Ali ve Aysin Büyüknohutçu katledildikten sonra kurulduğunu belirten Mihriban, "Çiftin katil zanlısının hapishanede infazı ve ardından yaşam savunucularına yönelik saldırıların artması 2018 yılının ikinci yarısında damgasını vuruyordu.  OHAL ve KHK’lerle hareketsiz bırakılmaya çalışılan yaşam savunucuları artık hedefteydi. Bu elbette onların susacağı anlamına gelmiyordu” dedi. “Kimlik tanımımızı kolaylıkla yapabilmek açısından yaşadıklarımızın arka planını kısaca anlatmak zorunluluğunu duyduk" diyen Mihriban, “Ekoloji üzerinde düşünen birçok yorumcu Büyüknohutçu çiftinin katledilmesi vakasının 30 yılı aşkın ekoloji/yeşil hareketi tarihi açısından bir kırılma noktasıdır” ifadelerini kullandı. 
 
'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı'
 
Mihriban, söyle devam etti: "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Yeni mücadele ve örgütlenme modellerinin geliştirilmesi zorunlu hale geliyordu. İşte Karıncalar grubunun kendi kendine -Gezi sürecinde olduğu gibi- pratik içinde şekillenen kimliği bu dönüşümü ortaya koymaktadır. Bu değişiklik şu şekilde yorumlanabilir; Gerek Büyüknohutçu anma etkinliğinde gerekse zeytincilik kanununa yönelik yapılan protesto eyleminde bir araya gelen yaşam savunucularının profiline baktığımızda karşımıza çıkan tablo bizlere fazlasıyla Gezi sürecini hatırlatıyordu. İşte bu eylemliliklere destek veren BİREYLER ait oldukları örgütlerin (parti, platform, dernek) kimliklerini öne çıkararak ‘farklılıkları’ vurgulamadı, tersine ‘müşterekleri’ öne çıkararak bir araya gelmeyi başardı. Gezi süreci ‘üç beş ağaç’ meselesi olmadığı gibi  Büyüknohutçu çiftinin katli de sıradan bir cinayet değildi. Alınan mesaj tehlikeli ve ciddiydi. Saldırı doğrudan doğruya yaşam alanlarımıza ve yaşam hakkımıza yönelikti. Bu yüzden farklılıklarımızı paranteze alma basiretini gösterebiliyorduk.” 
 
'Her birimize tek tek görev düşüyor'
 
Türkiye Ekloloji Mücadeleleri İletişim ve Dayanışma Ağı'nı kurmak istesiklerini belirten Mihriban,"Bu arzumuzu gerçekleştirdiğimiz taktirde,  farklı farklı kurum ve örgütlere bağlı aktivistlerle bireysel mücadele verenler (örneğin bir ekoanarşist), yerellerden gelen başka yaşam savunucularıyla herhangi bir yerel doğayı savunmak için yan yana gelebilecektir (Aslında Loçlular başka bazı yereller Gezi süreci öncesi bu birlikteliği kısmen de olsa sağlamışlardı). Bu süreçte elbette mücadelenin önünü kesmek, çalışmalarımızı şirketlere ve bizi bastırmak isteyen güçlere rapor etmek için aramıza katılma çabası gösterenler de çıkacaktır. Bizler bu yeni süreçte filtre olma ve kötü niyetli olanları gruba katmama görevinin bundan böyle tek tek her birimize düştüğünün farkındayız" dedi.
 
Mihriban son olarak şunları söyledi: "Umarız bu çabalar ekoloji mücadelesinin kendi ayakları üzerinde durma gücünü arttırır ve özerkliğini gerçekleştirme yolunda mesafe kat etmemizi sağlar." 
 
Açıklama, soru cevap bölümü ile sona erdi.