Tahakküm zihniyeti ve savaşlar doğayı yok ediyor

  • 09:03 11 Mart 2018
  • Ekoloji

 

Dilan Babat 
 
VAN - Doğanın kıyıma uğratılmasının altında tahakkümcü anlayışın yattığını belirten ekolojist Seher Kadiroğlu Ataş, "Bu tahribatlar ancak insanın insana ve insana doğaya olan tahakkümünü ortadan kaldırmasıyla son bulur" dedi.  
 
Eril zihniyetin kadına, doğaya ve tüm canlılara yönelik tahakküm anlayışı nedeniyle doğa kıyım altında. Kapitalist modernitenin doğayı nesneleştirerek tüketim malzemesi haline getirmesi, savaşlar ve kullanılan kimyasal silahlar doğayı yok olmakla yüz yüze getirdi. İklimlerde farklılıklar görülürken, yıkılan, yakılan ormanlarda ağaçların yeniden kendini onarması binlerce yıl alıyor.  İnsanları doğadan ayrı düşünmediklerini söyleyen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Van Dönem Sözcüsü ve ekolojist Seher Kadiroğlu Ataş,  savaşların sadece cephedeki insanlara zarar vermediğini, toplumsal, kültürel, ekonomik, ekolojik alanlarda büyük bir tahribat yarattığını vurguladı. 
 
'Askeri alanların attıkları doğaya zarar veriyor'
 
Savaşların ekolojinin dengesiyle oynandığını söyleyen Seher, barajların ve su kanallarının açılmasıyla binlerce canlının yok olduğunu kaydetti. Seher, "Savaş içerisinde sadece insanların var olmadığı ekosistemi başlı başına bozmaktadır.  Savaşta sulak alanlar yok edilirken bu da on binlerce kuşun ölümü ve beslenme alanının yok olması demek.  Suda yaşayan ve diğer canlıları besleyen birçok türün yok olması demek.  Toprağın üstüne veya içine bırakılan zararlı atık maddeleri toprağın niteliğini bozmaktadır.  Dünyada terk edilen hektarlarca askeri alanın atıkla kirletilmiş olduğunu biliyoruz.   Savaşlarda hedef alınan sanayi tesisleri kimyasal madde stoklarının sızması veya yanması ile havaya, suya, toprağa geçerek bütün canlıların yaşamını tehdit etmektedir" dedi.  
 
'Sözleşmeye uyan yok'
 
Doğanın uluslararası sözleşmelerde koruma altına alındığını hatırlatan Seher, Türkiye'nin de bu sözleşmelerin imzacısı olduğunu belirtti. Askerî Amaçlarla ya da Daha Başka Düşmanca Amaçlarla Çevrenin Değiştirilmesi Tekniklerinin Kullanılmasının Yasaklanmasına İlişkin Sözleşme'ye (ENMOD) rağmen kimyasallarla binlerce yılda oluşan ormanların ve bitki örtüsünün yok edildiğini belirten Seher, "Dünyanın oksijen deposu tahrip edilirken içerisindeki binlerce canlı diri diri yakılmakta.  Ormanların oluşması uzun yılları alırken zeytin ağaçları 600, kayın ve çam ağaçları 900, çınar ve meşe ağaçları 1000 yıl ömrü olan ağaçlardır. Bu ağaçlardan orman oluşması için ise yaklaşık 50-100 yıl boyunca ağaçların korunması ve yaşaması gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.
 
'Arkasında siyasi politik nedenler yatıyor'
 
Doğaya verilen zararın arkasında siyasi politik nedenlerin yattığını ifade eden Seher, "Amaç, doğaya zarar vererek, zarar verilen bölgeyi yaşanmaz hale getirerek, insanlardan arındırmak. Sorunun altında  ancak insanın insana, insanın doğaya karşı hiyerarşik ve tahakkümcü düşüncesi yatar.  Bu tahribatlar ancak insanın insana ve insana doğaya olan tahakkümünü ortadan kaldıracak demokratik, çevreyle uyumlu politikalarla son bulur" dedi.