Ülkü Güney: Irkçılık patolojik değildir

  • 18:02 16 Kasım 2019
  • Güncel
İSTANBUL - HDK’nin düzenlediği “Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık Sempozyumu”nda konuşan Akademisyen Ülkü Güney, ırkçılığın hiçbir zaman iktidardan bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyerek, “Irkçılık patolojik değildir. Dolayısıyla daha çok günlük pratiklerle ve söylemlerle kökleşmiş kültürel temsil biçimidir” dedi.
 
Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) düzenlediği ve iki gün sürecek olan “Göç, Mültecilik ve Ayrımcılık Sempozyumu”, Şişli’de bulunan Kenter Tiyatrosu’nda devam ediyor. Sempozyumun öğleden sonraki oturumlarında “Göç ve Hukuk”, “Göç ve Ayrımcılık” konuları ele alındı. Sempozyumun “Göç ve Hukuk” oturumunun moderatörlüğünü Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Ayşe Acinikli yaptı. Oturumda “Türkiye’de vatandaşlık hukuk ve göçmenlik” ile “Göçmen ve mültecilerin adalete erişimi” başlıklı konular ele alınırken, oturuma ÖHD üyesi Avukat Rengin Ergül ve Avukat Abdulhalim Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.
 
‘Mülteciler daha çok zorlukla karşılaşıyor’  
 
Göçmen, sığınmacı ve mülteci kavramları hakkında bilgi veren ÖHD üyesi Avukat Rengin Ergül, mülteciliğin bir statü olduğunu söyledi.  Rengin, “Türkiye’de iki tip sığınma sistemi var. Biri uluslararası bireysel koruma, ikincisi ise kitlesel akımlara karşı geçici koruma sistemi” dedi.
 
Mültecilere dönük hak ihlallerine dikkat çeken Avukat Abdulhalim Yılmaz ise, OHAL sonrasında vatandaşların adalete erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığının altını çizdi. Abdulhalim, ciddi anlamda dezavantajlı olarak görülen mülteci ve göçlerin daha çok zorlukla karşılaştığını kaydetti.
 
‘Göç ve ayrımcılık’
 
Sempozyumun son oturumunda ise, “Göç ve Ayrımcılık” konuları tartışıldı. Oturumun moderatörlüğünü Halkların Demokratik Partisi Meclis Üyesi (HDP) Ayşe Berktay yaptı.  “Göçmenler, ayrımcılık ve ötekinin inşası” ve “Medyada mültecilere yönelik nefret söylemi ve ayrımcılık” başlıklarıyla barış imzacısı akademisyen Ülkü Güney ve Dilan Taşdemir konuşmacı olarak katıldı.
 
‘Irkçılık hastalık değildir’
 
Barış imzacılarından Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim üyelerinden Ülkü Güney, “Ayrımcılık, ırkçılık, öteki, ötekileştirme” kavramları hakkında bilgi verdi. Irkçılığın hiçbir zaman iktidardan bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizen Ülkü, “Irkçılık patolojik değildir. Dolayısıyla daha çok günlük pratiklerle ve söylemlerle kökleşmiş kültürel temsil biçimidir. Öteki kavramı ise egemen grubun ortaya koyduğu iz ve onların farklılığı üzerinden olur. Ötekini tanımlama egemen olanın aynı zamanda kendini tanımlama aracıdır. İkili karşılaşmada biz yani Türkler ve beyazlar yükseltilirken, onlar yani Suriyeli, Arap, Siyahiler ötekileştiriliyor. Egemen olan ötekileştirme vasıtasıyla kendi iktidarını yeniden üretir” diye konuştu.
 
‘Medya ne isteniyorsa onu sunuyor’
 
Ardından söz alan Medya ve Mülteci Hakları Derneği Genel Koordinatörü Dilan Taşdemir, “Medyada mültecilere yönelik nefret söylemi ve ayrımcılık” başlıklı bir sunum yaptı. Toplumda ötekinin inşa edildiği noktada medyada da ötekinin doğduğunu dile getiren Dilan, şöyle konuştu: “Medya kuruluşları para kazanmak için var. Patronlar ne istiyorsa halka onu sunuyorlar. Türkiye’nin en iyi bildiği şey bir arada yaşamamak. Ermenilerle, Kürtlerle, Rumlarla bir arada yaşayamadık. Bu sadece Suriyelilerle ilgili değil. Herkesin iliklerine işlemiş. Sadece ideolojik olarak milliyetçiliğe yaslamış kişilerde değil, bizim aramızda da var. Kendinden olmayanla bir arada olmak istemeyenler var” diye ifade etti.  Dilan, Türkiye’de medyada mültecilere yönelik nefret söylemlerine ilişkin yazılı ve dijital medyada çıkan haberlerden örnekler verdi.
 
Konuşmaların ardından oturum soru cevap bölümün ardından son buldu.
 
Yarın “Göç ve Emek”, “Göçmenlikte Kadınlar ve Çocuklar”, “Göç ve Mücadele Deneyimleri, Göçmenlerle Çalışanlar neler yapıyor?” ve “Sorun ne Çözüm Mümkün mü?” başlıklarında oturumlar gerçekleştirilecek.