‘Özgür basın bir direniş geleneği oluşturdu’

  • 19:46 16 Kasım 2019
  • Güncel
İSTANBUL - SGDF tarafından gerçekleştirilen “Özgür Basın” başlıklı panelde konuşan Gazeteci Semiha Şahin, özgür basınının bir direniş mevziisi olduğunu söyleyerek, bu mevziinin bir direniş geleneği oluşturduğunu belirtti. 
 
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Kadıköy bulunan Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı’nda (BEKSAV) “Özgür Basın” başlıklı panel gerçekleştirdi. Sendika Editörü Ali Ergin Demirhan, Atılım Gazetesinden Semiha Şahin ve Yeni Yaşam Gazetesi Yazarı Ender Öndeş’in konuşmacı olarak katıldığı panele, SGDF üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı. 
 
‘Gazeteci taraf olmak zorunda’
 
Panelde ilk sözü alan Sendika Editörü Ali Ergin Demirhan, objektif gazetecilik üzerine bir konuşma yaptı. Gazeteciliğin objektifliğin yanında taraf olmak zorunda olduğunu ifade eden Ali, “İnsanların ülkeye dair gerçekleri bildiğini düşünmüyorum. Mesele hendek kuşatmaları zamanında bir aile yemek yerken eve giren bir top mermisi bir aileyi yok etmişti. Bunu haber yapıp geniş bir topluluğa aktarabildiğimizde savaşın haksızlığını bizim dışımızdaki insanlara aktarabiliriz” dedi. 
 
‘Özgür basın bir direniş mevziisi’
 
“Özgür Basın Geleneği” adlı sunum yapan Atılım Gazetesi Editörü Semiha Şahin, 40 yıllık geçmişe bakıldığında geleneğin can bedel sürdürüldüğüne işaret etti. Özgür Basını bir direniş mevziisi olarak tarif eden Semiha, “1994’de Özgür Ülke Gazetesi’nin bombalanması bir milattı” dedi. Semiha, “Bina bombalandı. Ersin Yıldız yaşamını yitirirken binlerce insan yaralandı. Devlet bir gazeteyi ‘toptan yok etme’ anlayışı güttü. Binalar yıkıldı ama devrimci basının her kurumu büroları açarak devletin saldırılara karşı bir direniş geleneği oluşturdu. Kararnamelerle birlikte gazetenizin sayfalarında Kürt, Kürdistan sözcükleri valilik kararıyla sansürleniyor ve hatta matbaadan direk alıkonuluyor. Kürdistan’da gazeteciler Hizbullah ve devlet tarafından katlediliyordu. Şimdi çantasında sosyalist gazete bulundurduğu için bile insanlar gözaltına alınabiliyor” diye konuştu.
 
‘Basın kurumlarına kayyum atandı’
 
2011’deki KCK operasyonlarıyla özgür basın mensubu yüzlerce kişinin gözaltına alınıp tutuklandığına dikkat çeken Semiha şöyle konuştu: “Rejimin izlediği savaş konseptiyle yaşanılanların doğrudan ilişkisi vardı. IŞİD’in bombalı saldırılarından sonra 24 Temmuz’daki Kürdistan’daki savaşla birlikte yüzlerce internet sitesine erişim engeli getirildi. Bir yıl sonra yayınları toplatmaya gerek kalmadan binalara el konuldu ve basın kurumlarına ‘kayyım’ atandı.” 
 
‘Fotoğraflar TSK’dan geliyor’
 
Yeni Yaşam yazarı Ender Öndeş ise, medyadaki milliyetçiliğin hiç olmadığı kadar çirkinleştiğini belirtti. Ana akım medyanın Kuzey ve Doğu Suriye saldırılarına dair tutumuna değinen Ender, “Hem Akşam hem Cumhuriyet gazetesinde Rojavalı çocuklar ile top oynayan askerlerin fotoğrafı vardı. O fotoğrafları gazetelerin muhabirleri çekmiş tabi ki hayır. O fotoğraf doğrudan TSK’dan geliyor” dedi. 
 
‘Akıntıya karşı duruyoruz’
 
Gazetecilerin korku ve birbirinin hatalarını görmezden gelme üzerine hareket ettiğini söyleyen Ender, “Toplamda hepsine birden baktığımızda, toplumda var olan sınıfsal ve politik ayrımların gazetecilikte de karşılığı ortaya çıkıyor. Burada özgür basının gerçekten tarafsız ve gerçeği vermekteki rolü önemli hale geliyor” diye belirtti. “Konu sadece milliyetçilik gibi ideolojik bir akım olarak tanımlamanın ötesinde” diyen Ender, devlete toz konduramayan, devletin gerçekten kötü şeyler yapmayacağını düşünün geniş bir kitle olduğunu ve bu özgür basının bu akıntıya karşı olmak zorunda olduğunu ifade etti.
 
Panel soru-cevap bölümünün ardından son buldu.