Trans kadın Esra Ateş katledildiği yerde anıldı

  • 20:19 17 Şubat 2020
  • Güncel
İSTANBUL- İstanbul 28’inci LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi katledilen trans kadın Esra Ateş’i katledildiği yerde “Buradayız, alışın, gitmiyoruz!” sloganıyla andı. 
 
İstanbul 28’inci LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi 28 Ağustos 2018’de Olcay Saka isimli erkek tarafından katledilen Esra Ateş için katledildiği Taksim Beyoğlu’nda bulunan Sahra Bar önünde anma etkinliği düzenledi. Esra Ateş’in fotoğraflarının yanı sıra “Buradayız, alışın gitmiyoruz!” pankartı ve dövizlerinin taşındığı açıklamada sık sık "Nefrete inat yaşasın hayat", " Trans kadınlar kadındır" sloganları atıldı.  Açıklamayı komite üyesi İris Mozalar okudu.
 
‘Mahkeme takdir indirimi ile müebbet hapsi indirdi’
 
Esra Ateş’in karakolun bulunduğu sokakta katledildiğine dikkat çeken İris, mahkemenin failinin geleceğini olumsuz etkileyeceğini ileri sürerek takdir indirimi ile müebbet hapis cezasının 25 yıla indirildiğini ifade etti. İris, “Bundan 2 yıl önce, 28 Ağustos 2018'de, seks işçisi trans kadın Esra Ateş, tam burada, Beyoğlu’nun göbeğinde, başında karakol bulunan sokakta, yaşadığı evin önünde Olcay Saka tarafından katledildi. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4. duruşması görülen davada mahkeme Olcay Saka’nın savunmasında ileri sürdüğü meşru müdafaa ve haksız tahrik koşullarının oluşmadığını hükmetti. Mahkeme Saka’ya kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası verdi. Cezanın fail Olcay Saka’nın geleceğini olumsuz etkileyeceğini göz önüne alan mahkeme takdir indirimi ile müebbet hapsi 25 yıla çevirdi. Öldürülen arkadaşımız Esra Ateş’in telefonunu da çalan katil Olcay Saka'ya, hırsızlık suçundan 4 yıl 2 ay daha hapis cezası verildi” diye konuştu.
 
‘Bağımsız ve özgür yargı herkes için hayati’
 
Esra Ateş davasında verilen kararın ve cezanın emsal ve ibret teşkil etmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan İris, bağımsız ve özgür yargının herkes için hayati olduğunu kaydetti. “Daha kaç tane arkadaşımızın hakkımız olan adalete eşit bir şekilde ulaşmak için, toplumun her alanında istediğimiz var olma biçimlerimizle yer alabilmek için nefret suçuna maruz bırakılması gerekiyor?” diye soran İris, devleti sorumluluk almaya çağırdı. İris devamında şunları kaydetti: “Devletin nefret cinayetlerine karşı sessiz kalan, cezai indirime giden, açılan davalara kapalılık kararı veren, onur yürüyüşlerini ve diğer LGBTİ+ etkinliklerini yasaklayan, varoluş biçimlerimize karşı ‘onursuz ibneler’, ‘sapkınlar’ ve ‘lut kavminin torunları’ gibi aşağılamaları, ayrımcı ifadeleri ve nefret söylemlerini ifade özgürlüğü olarak kabul eden; ikiyüzlü, inkarcı, yasakçı tutumunu kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. Eşit yurttaşlar olarak talebimiz kadınlara, LGBTİ+’lara ve seks işçilerine yönelik bu ve benzeri tutum, söylem ve eylemlerden vazgeçmesi ve faillere karşı caydırıcı yaptırımlarda bulunmasıdır. Katillere ceza indirimi veren bir hukuk düzeni değil,  kadınlara, seks işçilerine ve LGBTİ+'lara yönelik baskı ve ayrımcılıkları engelleyen bir hukuk düzeni gerekmektedir.”
 
‘Hesap soracağız’
 
İris, herhangi bir ideolojinin, dinin, topluluğun, kişinin veya kurumun adaletini değil evrensel insan haklarını temel alan, yaşamlarımızı güvence altına alan, eğitimden işe, barınmadan ulaşıma kadar sosyal devlet olma düsturuna uygun davranan bir yaklaşımın herkes için gerektiğini vurguladı. İris, “Biz kadınlar, LGBTİ+'lar ve seks işçileri; toplum tarafından dışına itilmemiz istenen her alanın içinde var olacağız. Devlete, yargıya ve topluma bir kere daha hatırlatmak isteriz ki kadınlar, LGBTİ+'lar ve seks işçileri toplumun kendisidir. Kimliğimizden, yaptığımız işten dolayı öldürülmekten; toplum tarafından ötekileştirilmekten ve devlet tarafından görmezden gelinmekten her zaman hesap soracağız. Öldürülen ve intihara sürüklenen tüm trans kadınları mücadelemizde yaşatacağız. Kadınız, seks işçisiyiz, buradayız, alışın, gitmiyoruz!” dedi.
 
Açıklama sloganlar eşliğinde son buldu.