‘Bakanlık kadına yönelik şiddet rakamlarını manipüle ediyor’

  • 09:07 3 Haziran 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - İçişleri Bakanlığı’nın kadın katliamlarının pandemi sürecinde azaldığı iddialarına kadınlar karşı çıktı. Kadınlar bakanlığın verileri manipüle ettiği ve algı operasyonu yaptığını savunarak, “Kadın cinayetini Bakanlık nasıl tanımlıyor?” diye sordu. 
 
İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre bu yılın 4 aylık döneminde meydana gelen kadın katliamları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 düştü. Bakanlık pandemi sürecinde de aile içi ve kadına yönelik şiddet olay sayısında yüzde 7'lik, katledilen kadın sayısında da yüzde 31'lik azalma görüldüğünü iddia etti. Bakanlık “bu yılın 1 Ocak-10 Mart tarihleri arasında 45 bin 798 kadına şiddet olayı yaşandığını, 11 Mart-20 Mayıs tarihleri arasında ise 42 bin 693 kadına şiddet olayı yaşandığını, 1 Ocak-10 Mart tarihleri arasında 48 kadının hayatını kaybettiğini, 11 Mart- 20 Mayıs tarihlerinde de 33 kadının hayatını kaybettiğini” açıkladı. Fakat Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre ise 11 Mart'tan 20 Mayıs'a kadarki süreçte 52 kadın katledildi. Platformun verilerine göre şiddet oranı Nisan ayında yüzde 55 civarında. Bakanlığın verilerinde dikkat çeken başka bir detay ise bu yıl yaşanan kadın katliamlarının yüzde 64’ünün evde gerçekleştiği. Bakanlığın açıkladığı verileri farklı kadın kurumu temsilcilerine sorduk.
 
‘Bakanlık kadın cinayetini nasıl tanımlıyor?’
 
KCDP’den Hilal Susuz, devletin kadına yönelik şiddet karşısında pandemi sürecinde herhangi bir paket hazırlamadığını belirterek, “11 Mart - 20 Mayıs arasında 42 bin 693 kadının şiddete uğradığını açıklıyorlar. Peki, bununla ilgili ne yapıyorsunuz? 33 kadın öldürülmüş diye açıklama yapabiliyorlar. Ama neye göre 33 kadın? Bizim verilere göre 52 kadın öldürülmüş. Bu kadın cinayetini Bakanlık nasıl tanımlıyor? Kim tarafından öldürülen kadınlar kadın cinayeti içine dahil ediliyor? Bunu Bakanlığın açıklaması lazım. Bu veriler yokken kadın cinayetlerinde azalma var demek İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın önüne geçmek gibi” dedi.
 
‘Şüpheli ölümler görülmüyor’
 
Hazırladıkları raporlarda kadınların en çok evlerinde katledildiğini söyleyen Hilal, pandemi sürecinde kadınlar hastaneye bile gidemez haldeyken potansiyel failleriyle evde yaşamak zorunda kaldığını dile getirdi. Hilal, “İlgili kurumlara gittiğinde kapıdan çevrildiği durumları yaşarken Bakanlığın azaldı demek yerine gerçek verileri açıklaması ve verileri nasıl tuttuğunu söylemesi lazım. Bakanlık şüpheli ölümleri görmüyor. Kim öldürdüğü bilinmiyor. Kadınların öldürüldüğü gerçeği de kapatılan bir şey. Hangi kimlikteki kadınlar öldürülünce kadın cinayeti sayılmış olacak? Bize başvuran kadınların sayısında artış var. Şiddete uğradıklarında haklarına ulaşamamasında artış var. Bunun önüne geçilmesi lazım. Olaya bu şekilde yaklaşıyoruz. Öncelikle bir önlem paketi açıklayacak devletin görevi buydu” ifadelerini kullandı. 
 
‘Göçmen kadınlar verilerin içinde var mı?’
 
Bakanlığın verilerine karşın kendi verilerini açıkladıklarını söyleyen Hilal, “Bakanlık tespit edemedi değil de neye göre tespit ettiği önemli. Kimliği ne olursa olsun babası tarafından öldürülen bir kız çocuğunu dahil ederek bu verileri hazırlıyoruz. Yıllardır zaten ‘kadın cinayetini’ kelimesini kullanmaktan bile çekiniyorlardı artık onu aştılar. Kadın cinayetini nasıl tanımladıklarıyla ilgileniyoruz. Örneğin bu ülkede göçmen kadınlar katlediliyor. Onları katmıyor musunuz? Bunların hepsi mesele” diye belirtti. 
 
‘Devletin özel acil yasalar çıkarması gerekiyor’
 
Kadın katliamının toplumun her kesiminde tepki çektiğini, devletin İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamak gibi yükümlülüklerinin hatırlatıldığını ifade eden Hilal, şöyle devam etti: “Kadınların hayati tehlikesi varsa kadın şikayetçi olmuyorsa dahi kolluk kuvvetleri bunu uygulamakla yükümlüdür. Devletin kadın cinayetlerini kendine dert edinmesi lazım. Yani Türkiye’de İstanbul Sözleşmesine sataşan olduğu kadar her zaman dile getiren kadınlar da var. Öncelikle her türlü krizden savaştan kadınlar etkileniyorsa özel acil paketler açıklamak zorundaydı. Biz kadınlara şiddetten korunma klavuzu yayınlamıştık. Devletin yapması gerekenler de yazılıydı. Devletin her türlü krizde gerekirse yasa çıkarmalı. Yani ekstra bir çaba sarf etmesi gerekiyor.”
 
‘Bu yalana inanacağımızı sanacak kadar şuurunu kaybetmiş’
 
Sosyalist Kadın Meclisleri’nden Didar Gül ise geçtiğimiz hafta katledilen Zeynek Şenpınar ve Gülnur Kocabaş’ı anımsatarak, günde neredeyse 5 kadının katledilmeye başlandığını söyledi. Didar, “Kadın katliamları azaldı söylemini kullanacak kadar fütursuzlaşmış, bu yalana inanacağımızı sanacak kadar şuurunu kaybetmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz kadınlar her gün kadınların katledildiğini biliyoruz. Kadınların katledilmemesinin tek yolu bizim yaratmak istediğimiz özgür dünya ile mümkün olacak. Kadın cinayetlerine karşı cins eşitlikçi özgür bir dünya talep ediyoruz. Dün Gezi’de mücadele ediyorduk bugün sokaklarda kadın cinayetlerine karşı mücadele ediyoruz, tek bir kadın bile katledilmeyene kadar mücadele edeceğiz” sözleri ile Bakanlığın açıklamasına tepki gösterdi. 
 
‘Bu bir algı operasyonu’
 
Açıklamayı talihsizce bulan Mor Dayanışma’dan Senem Boyar da, birçok kadının kendine tecavüz eden erkek ile yaşadığını ve şiddet görmeye devam ettiğini söyledi. Senem, “Kadınların en çok en yakınından şiddet gördüğü ortadayken evde kal denince de şiddet gösteren en yakını ile dip dibe kaldılar. Bu bir aldatmaca. Hem kadınlar aynı evin içinde normalde kurumlara ulaşamazken salgında nasıl ulaşabilecekti? Bunun yanlış olduğu ortada algı operasyonu” diye belirtti. 
 
‘Kadınlar resmi kurumlara ulaşamıyor’
 
Bornova Kadın Derneği Başkanı Zeynep Reyşan “evde hayat var” şeklindeki söylemlerin sadece üst ve orta sınıf için geçerli olabildiğini, yoksulluğun en çok kadınları etkilediğini vurguladı. Zeynep, “Geçim sıkıntısı çeken kadınlara yine evde hayat yoktu. Kadınların resmi kurumlara kavuşabildiğini düşünmüyorum çünkü verdiğimiz telefonlara dönen olmayanların olduğunu birçok kadından duyduk. Birçok kadından kendi arkadaşlarıyla belki telefonda dertlerini anlatabildi. Ama eşinden şiddet gören polise nasıl ki önceden olduğu gibi ‘bu senin kocandır, sabret, barışırsınız’ diyen kurumlardan bir yardım aldığını düşünmüyorum” diye konuştu.