‘Sosyal medyayı kapatarak kadın dayanışmasını kırmak istiyorlar’

  • 09:11 4 Temmuz 2020
  • Güncel
İZMİR - Sosyal medyanın şiddet gören kadınların sesini duyurmasına, Şule Çet'in katledilmesi gibi davalarda faillere ceza verilmesine katkı sağladığını, dayanışma ağları ördüğünü belirten kadınlar,  “Kadınların dayanışmasını kırmak, toplumun gerçek haberlere ulaşmasını engellemek istiyorlar” dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sosyal medyaya erişim engeli ve hukuki kısıtlama getirilmesine yönelik düzenleme açıklamasının ardından toplumun birçok kesiminden tepki yükseldi. Kadınlar da seslerini duyurmak için önemli bir mecra olan sosyal medyanın kapatılmasının ifade alanlarının kapatılması anlamına geldiğini dile getirdi. 
 
‘Şiddeti teşhir eden haberler televizyonda yok’ 
 
Sosyal medyanın haber almak için oldukça kullanışlı olduğunu söyleyen Zeynep Özçelik, “Linç hesapları, insanları hedef gösteren hesaplar var. Onlardan rahatsızım ama sosyal medyanın kapatılmasına karşıyım” dedi. 
 
Kadına yönelik şiddeti teşhir eden haberleri sosyal medyadan öğrendiğini ifade eden Ebrar Cengiz,  “Ben hiçbir zaman televizyonda bu tür haberleri duymadım. Ailemin yanındayken televizyon izliyordum ama yurda gelince internete girmeye başladım ve yeni şeyler öğrendim” sözlerini kullandı. 
 
‘Doğru habere sosyal medyadan ulaşıyoruz’ 
 
Sosyal medyanın daha özgür bir ortam olduğunu dile getiren Seda Geyik, doğru habere ana akım medyadan değil sosyal medya üzerinden ulaştıklarını belirtti. Birçok televizyon kanalının objektif olmadığını ifade eden Seda, “Elimizde sadece sosyal medyamız var ona da dokunmasınlar. İnsanlar daha bilgili olsun, daha çok konuşsun istemiyorlar. Trol hesaplar da belli bir algıyı yaymaya çalışan insanlar. Ama aklı olan insan bunlara inanmaz. Demokrasi olan bir ülkede zaten bunlar yapılmaz. O bizim özgürlük alanımız. Bu saldırı korkuyu ifade ediyor. Çünkü sosyal medyayı çok fazla ele geçiremiyor, itibarı zedelenmesin diye yasaklıyor” diye kaydetti. 
 
‘Sosyal medya insanları bir araya getiriyor’
 
Sosyal medyanın insanların bir araya gelmesinde önemli bir mecra olduğunu vurgulayan Gurbet Mücvek ise “Bir televizyon izleyicisi olan babam baskıyı hissettikten sonra sosyal medya hesapları açtı. Kadın hareketlerine dair gelişmeleri de sosyal medyadan takip ediyorum ve oradan toplu tepki verebiliyoruz, sesimizi duyurabiliyoruz. Dernekler de yardımlaşabiliyor. Bizim ülkemizde birilerine bir şeyin ucu dokunduğunda onu kapatmaya çalışırlar” diye konuştu. 
 
“Sosyal medya halk oldu, halkı kapatmaya çalışıyorlar” değerlendirmesi yapan Gülizar İnce de “Sosyal medyada trol hesaplar olsa da yine de kendimizi daha rahat ifade edebiliyoruz. Birçok trol hesapların politik bir altyapısı var. Bizim örgütlülüğümüzü, birlikteliğimizi çekemeyenler yapıyor genelde” şeklinde konuştu.
 
‘Gençlik sosyal medyadan tepkilerini yöneltti’
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Genç Kadın Meclisi’nden Helin Kılıç, üniversite sınavlarına giren gençlerin tepkilerini sosyal medyadan gösterdiğini, Cumhurbaşkanının katıldığı programda “oy moy yok” yorumlarını hatırlatarak, “Özellikle gençlerde AKP’nin bir düşüşü var” dedi.  Sosyal medyanın gençliğin yoğun kullandığı bir alan olduğuna dikkat çeken Helin, “Muhalefetin sesini hiç duyuramayacağı bir sistem getirmeyi hedefliyorlar” vurgusu yaptı. 
 
‘İstanbul Sözleşmesi’ne ve sosyal medyaya saldırı tesadüf değil’
 
Sosyal medyanın kadınlar için de bir örgütlenme alanı olmasının iktidarı korkuttuğunu ifade eden Helin, “Numan Kurtulmuş ‘İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceğiz’ dedi. Bu ikisi de tesadüf değil. Kadınların örgütlülüğünden korkmaktır bu. Zaten sözleşmeyi de uygulamıyorlardı. Sosyal medya bu tür olayları gündemleştirmek için iyi bir mecra” dedi.
 
‘6284’ü uygulamayan yargı sosyal medya hesaplarını kapatıyor’ 
 
Kadın örgütlenmesinin en önemli alanlarından biri olan sosyal medyanın şiddet gören kadınların sesini duyurmasına, Şule Çet, Merve Kotan gibi davalarda adil sonuçların alınmasına katkı sağladığını belirten İzmir Nar Kadın Dayanışması'ndan Nazlıcan Özdemir, bu dayanışmanın kırılmasının hedeflendiğini söyledi. Nazlıcan, “Ak troller kadınların yaşamına düşüncesine hakaret ediyor, 6284’ü, İstanbul Sözleşmesi'ni uygulamayan yargı muhalif hesapları kapatıyor” diye ekledi. 
 
‘Sosyal medya kısıtlaması özgür basına yönelmektir’
 
Sosyal medya kısıtlamalarının gazetecilere yönelik baskının devamı olduğuna işaret eden Evrensel gazetesi muhabirlerinden Eda Aktaş da şu sözleri kullandı: “Bu aslında kendi elinde tutamadığı haber ağını yok etme çabasıdır. Sosyal medya kısıtlaması antidemokratik bir tutumdur. Her fırsatta demokrasiden söz eden hükümet, yaptığı uygulamalar ile her alanda tüm kesimlere baskısını giderek arttırıyor. Bu karar ile aslında insanların özgürce söz söylemesini ve haber almasını kısıtlanmış oluyor. Bizler basın emekçileri olarak hükümetin tüm kısıtlamalarına rağmen doğru haberi halka ulaştırmaya devam edeceğiz.” 
 
‘Herkes iktidarın niyetini gördü’
 
"Tek adam ve tek parti" iktidarının çareyi yasaklamalarda bulduğunu dile getiren Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Başkanı Emine Uyar da şu değerlendirmeyi yaptı: “Bekçi yasasından vekilliklerin düşürülmesine, en son sosyal medyaya yönelik açıklama ile her ne kadar sonradan İletişim Başkanı Fahrettin Altun bunu toparlamaya çalışsa da herkes duydu ve niyetlerini gördü. Kimsenin düşüncesini ifade edemediği bir toplum düzeni yaratılmak isteniyor. Bugün işçinin yüz yıllık hakkı olan kıdem tazminatına el uzatılmış durumda. Çoklu baro ile savunmaya dönük saldırı söz konusu. Bütün bunlar karşısında elbette sesimizi yükselteceğiz. Az sayıda televizyon kanalı ve yazılı basın ile bir miktar da internet yayını gerçek gazetecilik yapmak için çaba sarf ediyor. Bunlar da kapatılarak tamamen nefessiz bırakılmak isteniyor. Ama bu kadar basınç bir yerden patlayacaktır. Bizler her yerde düşüncelerimizi ifade edeceğiz. Sosyal medyayı kapatırsa başka mecralar buluruz. Yasaklar hiçbir zaman amacına ulaşmamış, örgütlenmeyi ve mücadeleyi daha da artırmıştır.”