‘Aytaç ve Ebru’ya müdahale edeceğiz denildi’

  • 17:22 6 Ağustos 2020
  • Güncel
İSTANBUL - Ölüm orucunda olan oğlu Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik için yapılana açıklamada konuşan Nermin Ünsal, emniyette görevli üst düzey bir yetkilinin “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun emri var, müdahale edeceğiz” dediğini aktardı.
 
Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki avukat Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal'ın durumuna dikkati çekmek amacıyla Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Aytaç’ın annesi Nermin Ünsal ile eşi Didem Baydar Ünsal ve çok sayıda yurttaş katıldı.
 
“Adalet sağlansın Ebru ve Aytaç yaşasın” pankartı ve Ebru ve Aytaç’ın fotoğraflarının bulunduğu “Savunmaya özgürlük” yazılı dövizlerinin  açıldığı açıklamada, “Direne direne kazanacağız”, “Ebru Aytaç onurumuzdur” sloganları atıldı.
 
Açıklamada söz alan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkan Yardımcısı Ümit Büyükdağ, meslektaşlarının tedaviyi kabul etmediklerini anımsattı. Arkadaşlarının cezaevi koşullarından çok daha kötü koşullarda tutulduğunu söyledi.
 
‘Adalet için ölüm orucundalar’
 
Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 5 gündür refakatçi olarak oğlunun yanında bulunan Aytaç’ın annesi Nermin Ünsal, Ebru ve Aytaç’ın 8 gündür hastanede tutulduklarını ifade ederek, Ebru’nun  217  Aytaç’ın 186 gündür adalet için ölüm orucunda olduğunu söyledi.
 
‘Sağlıksız koşullarda kalıyorlar’
 
Aytaç’ın , arkadaşlarına ve basın mensuplarına selamları olduğunu ve asla boyun eğmeyecekleri mesajını iletmesini istediğini belirten Neriman, refakatçi olduğu süre içerisinde yaşadıklarını şöyle aktardı: “Hapishane şartlarından daha kötü olan pandemi hastanesinde, hapishane koğuşuna yatırdılar. Mahkeme bu suretle suç işlemiştir. Çünkü inanın ben bulunduğum süre zarfında şunu gözlemledim;  Aytaç tecritte. 4 duvar arasında, dışa açılan bir pencere yok, oksijen yok. Kapı önünde 10 tane jandarma ve bir gardiyan bekliyor. Jandarmalar hastane içinde dolaşıyorlar. Dışarıda yemek yemeye gidiyorlar sonra fütursuzla içeri giriyorlar. Gardiyan onların yanında oturuyor. Gardiyan gün boyu içeri girip çıkıyor. Yine temizlik görevlileri hiçbir galoş ya da önlem almaksızın içeri giriyorlar. Devlet onları pandemiden öldürmeye niyetlenmiş. Emekli hakim olarak buna kanaat getirdim.”
 
 ‘Işığı açık tutuyorlar’
 
Neriman, içeride refakatçı olduğu 3 gün boyunca uyuyamadığını aktararak, “Önce beyaz ışık dayatıldı. Zaten ben girene kadar 2 gün boyunca Aytaç, hiç uyuyamamış. Ben ısrarla mücadele ederek onu söndürttüm ama jandarma ve gardiyanlar içeriyi bastı. Ancak içeri girmelerine ve açmalarına izin vermedim. Fakat uyuduğunu zannedip bu defa tuvaletin kapısını ardına kadar açmaya çalıştılar. Şimdi ölüm orucunun 186’ıncı gününde olan biri için koku, gürültü, oksijen o kadar önemli ki tuvaletin kokusunu çektirmeye çalışıyorlar. Nedir bu yaptığını diyorum. Silivri Cezaevi müdürü böyle demiş diyorlar. Adeta mankurt gibiler” diye konuştu.
 
 ‘Dilekçenin ulaşmasına izin vermediler’
 
Hapishane ortamının gürültülü olduğunu, oksijensizlik, tuvalet kapılarını açmaya çalışmalarıyla ilgili hastane yönetimine dilekçe sunduğunu ifade eden Neriman,“Korku duvarı o kadar oturmuş ki insanların üzerine. Dilekçemin kesinlikle hastane yönetimine ulaşmasına izin vermediler. Eğer ölürlerse bütün bunlardan bu kararı veren 37’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Başsavcılık ve yatışı yapanlar sorumludur” ifadelerini kullandı.  
 
 ‘Zorla müdahale’
 
Neriman, devamla şunları söyledi: “Üst düzey bir emniyet görevlisi bana şunları söyledi:  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun emri var müdahale edeceğiz diye. Ben de benim bedenimi çiğnemeden öyle bir şey yapamazsınız dedim. Zorla müdahaleyi kabul etmiyoruz. Ebru da Aytaç da kabul etmiyor. Zorla müdahale işkencedir. Derhal tahliye edilmeliler. Yaşamları çok büyük tehlike altında.” 
 
 ‘Bizim sabrımız taştıkça çoğalacağız’
 
Ardından söz alan Aytaç’ın  eşi Didem Baydar Ünsal, adaletsizlikler sürdüğü sürece adalet nöbetlerinin, adalet yürüyüşlerinin devam edeceğini söyledi. Didem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer bir anne hakim emeklisi avukat bir anne ve iki tane evladı ölüm orucunda olan ve adalet talep eden bir anne, oğlunun bedeninden bahsederken haykırıyorsa bu devlet utanmalıdır. Utanmak zorundalar, acizliklerini görmek zorundalar. Burada adaletsizliği onlar büyüttükçe, bizim dayanma gücümüz artacak. Aytaç'ın dayanma gücü var, Ebru'nun dayanma gücü var. Onların dayanma gücü azalırsa bizim sabrımız taşacak. Ve bizim sabrımız taştıkça çoğalacağız.” 
 
Konuşmaların ardından eylem son buldu.