‘Türkiye’nin çekilmeye değil İstanbul Sözleşmesi’ne ihtiyacı var’

  • 09:03 11 Ağustos 2020
  • Güncel
MERSİN - Kamuoyu odağındaki İstanbul Sözleşmesi’nin tam da ihtiyaç duyulan bir dönemde tartışılıyor olmasına tepki gösteren Mersin’deki kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi bir değişim projesidir. Erkek egemenliği tehlikedeyse, erkek rejimler de tehlikededir. İktidarlarını sürdürmek için çekilmek istiyorlar” dedi. 
 
Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konularında temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen önemli bir uluslararası belge olan İstanbul Sözleşmesi, aylardır rahatsızlık duyan erk sistemin gündeminde. 2011'de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi'ni onaylayan ilk ülke olmakla övünen Türkiye’de, başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidar çekilmeyi tartışırken, kadın katliamlarının durdurulmasını isteyen ve protesto eylemleri düzenleyen kadınlar ise, Sözleşme’nin uygulanması çağrısı yapıyor. İstanbul Sözleşmesi’ni “önemli bir kazanım” olarak nitelendiren Mersin’deki HDP’li kadınlar Bedriye Kuş, Gülay Şen ile Günebakan Kadın Derneği Yöneticisi Yüksel Gözen de çekilmeyle ilgili tartışmaları değerlendirdi. 
 
‘Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne ihtiyacı var’
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Kadın Meclisi Üyesi Bedriye Kuş, ilk günden itibaren hedef alınan İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırıların günden güne arttığını belirtti. Kadın katliamları ve çocuğa yönelik cinsel saldırıların arttığı bir dönemde çekilmenin tartışılmasına tepki gösteren Bedriye, “Büyük emek ve bedellerle hayata geçirilen İstanbul Sözleşmesi’nin tamda ihtiyaç duyulan bir zamanda tartışılması kabul edilemez.  AKP-MHP erkek ittifakı, kadınları hedef alarak her gün saldırmakta, kazanımlara göz dikmekte.  Amaçları da eril bir toplum yaratmaktır” dedi. Her gün yeni bir kadın katliamı ile güne başladıklarını kaydeden Bedriye, “Ne yazık ki her sabah ya bir erkek tarafından öldürülen ya da aile baskısıyla intihar eden kadın haberleriyle uyanıyoruz. Tüm bu erkek şiddeti ve kadın katliamları meşrulaştırılmak isteniyor. İstanbul Sözleşmesi, bu açıdan kadınlar için çok önemlidir. Çünkü kadına yönelik ve aile içi şiddetin önlenmesi, bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. Büyük emek ve bedellerle kazanılmış haklarımızdan asla vazgeçmiyor, mücadelemizi daha da büyütüyoruz. Bizler ne birilerinin kadını ne bilirlerinin namusu ne de birilerinin kölesi olmayacağız” diyerek birliktelik çağrısı yaptı. 
 
‘Kadınların önüne barikat kurulmak isteniyor’
 
HDP Mersin İl Kadın Meclisi Sözcüsü Gülay Şen de, İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına yönelik tepkisini şöyle dile getirdi: “Kadın mücadelesi ve toplumsal eşitliğin, yaratılmak istenen ahlak erozyonuna karşı bir set oluşturduğu aşikârdır. Bu açıdan kadın mücadelesi ve cephesi, tekçi hegemonik yapıya bir darbedir diyebiliriz. İşte tamda çekilmenin alt bilincinde yatan nedenler bunlardır. Bugün İstanbul Sözleşmesi’ni ırk, din, ideoloji ve kurum ayrışmadan savunan kadınların önüne değil, kadının yaşam hakkından özlük haklarına değin bedenine, düşüncesine ve iradesine saldıran toplumsal yapıya set kurulmalıdır. Var olan bu toplumsal yapının değişmesi gerekiyor. Bu anlamda İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, tartışmaya dahi açılmamalı. Aile kavramı, ideolojilerin, partilerin, dinlerin ya da temsillerin yeniden yapılandırabileceği bir olgu değildir. Ama geldiğimiz noktada eril zihniyeti tahakkümü altına alıp yönetebileceği, kaç çocuk yapacağına, erkeğine nasıl davranacağına ve kız çocuğunu nasıl yetiştireceğine kadar belirlenmiş bir kurallar sistemi olarak yaratılmaya çalışılmakta. İstanbul Sözleşmesi, kadın kazanımlarını esas alan, bir yerden aile birliğini olumlu etkilediğini belirtebiliriz. Bu anlamda kendimizden başlayarak bu sürecin takipçisi ve sesi olmamız gerekiyor.”
 
‘Erkek egemenliği tehlikedeyse rejimler de tehlikededir’
 
Toplumsal ilişkilerin özgürlükçü yönde değişmesi için geleneksel aile yapısının değişmesi gerektiğinin altını çizen Mersin Günebakan Kadın Derneği Yöneticisi Yüksel Gözen ise, “Enerjisini İslam ve milliyetçilikten alan iki parti için bu değişim elbette hayra alamet değildir. Toplumsal değişimler özgürlükçü ise, gayrimüslim kadın ve erkekler, Türk olmayan etnik gruplar, LGBT-İ’ler görünür olacak ve bu değişim erk olanların başına iş açacaktır. Kutsal aile, üstün ırk, daha kutsal aile, üstün ırk, yüce İslam olmadan bu yapılar politika yapamazlar. İstanbul Sözleşmesi bir değişim projesidir ve eşitlik hedefler. Kadının hak ve hukuk sahibi bireylere dönüşmesi erkek egemen sistemi tehdit eder. Erkekler, ayrımcı politikalarla kadınları görünmez kılıp iktidarlarını sürdürmek istiyor. Erkek egemenliği tehlikedeyse, erkek rejimler de tehlikededir. Erkekler iktidarlarını sürdürmek için İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istiyorlar. Sözleşme imzalandığı zaman, kadın cinayetleri çok fazlaydı ve devlet kurumları artan kamuoyu baskısı, güçlü bir kadın hareketiyle karşı karşıyaydı. Şiddetin ve zorun hayat bulduğu yerler de, herke için devlet vatandaşlarını koruma görevini yapmalıdır. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Her yerde haklarımızı savunmaya ve kullanmaya devam edeceğiz” diye konuştu.