Kadın gazeteciler: Gurbetelli ve Deniz'den cesaret alıyoruz

  • 09:05 21 Eylül 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Musa Anter Özgür Basın Şehitleri ödüllerine bu yıl layık görülen  kadın gazeteciler, ödülün onur verici olduğunu söyleyerek,"Gurbetelli ve Deniz'den cesaret alıyoruz. Fotoğrafların arka planı da var.  Bu aynı zamanda kadın mücadelesinin bir parçası" dedi.
 
Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik ödüllerinin 27'ncisi Yeni Yaşam Gazetesi tarafından veriliyor. “Türkçe Haber”, “Kürtçe Haber”, “Fotoğraf (haber fotoğrafı)”, “Karikatür” ve Gurbetelli Ersöz anısına “Kadın Haberciliği” olmak üzere beş ayrı dalda verilecek. 8 Kadın gazeteci bu yıl yaptıkları haber ve fotoğraflarıyla ödüllere layık görüldü.
 
Mezopotamya Ajansı Muhabiri Arjin Dilek Öncel, "Kızının uğradığı tecavüze tanık olan annenin şüpheli ölümü" başlıklı haberi ile “Kadın Haberciliği Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Musa Anter'in bütün gazeteciler için son derece kıymetli olduğunu söyleyen Arjin "Onur verici bir şey. Onun ıslığı kulaklarımızda hala. Biz artık gazeteciler olarak toplumu yaralayan, çocuk istismarlarını, kadın cinayetlerini, doğa talanını artık yapmak istemiyoruz. Güzel umut verici haberlerle gündem olmak istiyoruz. Güzele, iyiliğe dair yazmak istiyoruz. Yaptığımız haberler kadınlar açısından ne yazık ki yaralayıcı haberler. Ödül alan bir arkadaşımız İpek Er'in mektubunu haber yapmıştır. O mektup hepimizi yaralamıştı. Eminim yazan arkadaşta haberi yazarken çok zorlanmıştır" dedi.
 
'Eliniz vicdanınızda olacak' 
 
Gazeteciliğin hala eksiklikler içinde yapıldığının altını çizen Arjin, daha çok çalışılması gerektiğini belirtti. Gurbetelli Ersöz ve Musa Anter'in cesaretiyle ilerleyip bir şeyler yapmaya çalıştıklarının altını çizen Arjin, "Bunlar son derece değerli, kıymetli şeyler. Ancak hala yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü başınızı nereye çevirirseniz çevirin hak ihlali yaşanıyor. Sadece Kürdistan'da değil batıdaki hak ihlallerini de yansıtıyoruz. Her türlü baskıya rağmen yola devam ediyoruz. Sayısız arkadaşımız şuan cezaevinde. Ancak onlar içeride bile durmuyorlar. İçerideki hak ihlallerini dışarıya yansıtıyorlar. Gazetecilik biraz vicdanla, ahlakla birlikte yürünecek bir yoldur. Eliniz vicdanınızda olacak" diye konuştu.
 
'Gurbet ve Deniz'den cesaret alıyoruz'
 
Bu yıl ödül alanların bir çoğunun kadın olduğunu hatırlatan Arjin şöyle devam etti: "Geçmişte kadın gazetecilerin yaptıkları görülmüyordu. Son derece cesurlardı, alanlardaydılar, çalışıyorlardı ama ataerkil yapıdan kaynaklı kadın gazetecilerin yaptıkları görülmüyordu. Artık öyle değil son derece görünen ve bayrakları ellerinde kadın gazeteciler yürüyor. Bu yıl ki Musa Anter ödüllerinde de bunu gördük aslında. Bu çok gurur verici bir durum aslında. Bütün kadın gazeteciler durumun farkında. Biz kadın gazeteciler olarak Gurbetelli Ersöz'den, Deniz Fırat'tan cesaret alıyoruz. O cesaretle onların izinden gidiyoruz."
 
'Geleneği sürdürmek için çabalıyoruz'
 
 MA muhabirlerinden Ayşe Sürme’nin “Cenaze piştî 3 salan bi rêya PTT’ê ji malbatê re şandin” (Cenaze 3 yıl sonra aileye kargo ile gönderildi) haberi Kürtçe habercilik dalında ödüle layık görüldü. Türkiye'de gazetecilerin baskılara maruz kaldığını hatırlatan Ayşe, düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan gazeteci olduğunu dile getirdi.  Tüm baskılara rağmen özgür basın geleneğini sürdüren gazeteciler olduğunu ifade eden Ayşe, "Özellikle bölgede kadınlar olarak gazetecilik yapmak zor. Kadın gazeteciler olarak erkek egemen aklın bize dayattığı geleneksel rolleri red ettiğimiz için hedef haline geliyoruz. Basın geleneği Gurbetelli Ersöz ve Musa Anter'den kaldı. Bizler bu geleneği sürdürmek için çabalıyoruz. Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Sokaklarda olacağız. Özellikle Gurbetelli'nin ardılları olarak sahada olacağız" şeklinde vurguladı.
 
Bu yıl çoğunlukta kadınların ödül almasının ayrı bir değer taşıdığını sözlerine ekleyen Ayşe, şunları söyledi: "Kadınlara yönelik şiddet ve tecavüzün diğer basında nasıl işlendiğini görebiliyoruz. Biz kadınlar bu haberleri iyi sunmuşuz  ki bu ödüllere layık görülüyoruz. Buda bizim için heyecan ve onur verici"
 
'Fotoğrafın arka planı da var'
 
“Fotoğraf” dalında verilen ödül ise Gazeteci Zeynep Kuray’ın “Abluka” isimli HDP milletvekillerinin polis ablukasında bildiri dağıttığı fotoğraf ve Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın “Türkiye’nin Fotoğrafı” isimli ölüm orucunda yaşamını yitiren Avukat Ebru Timtik’in cenaze fotoğrafına verildi.
 
"Büyük bir aydın olan Musa Anter adına verilen bir ödülü almak benim için çok büyük bir onur. Biz her zaman mahkemelerde Ape Musa'yı anarak izin gideceğimize söz verdik. Bu benim için çok büyük bir anlam taşıyor" diyen Zeynep Kuray şöyle devam etti: "Fotoğraf dalında verilen üç ödülde kadınlara verildi. Buda kadınlar adına büyük bir gelişme büyük bir başarı. Bu yolda bu mücadele de umarız ki Musa Anter'e layık oluruz. Demek ki iyi yoldayız. O fotoğrafın arka planı da var. Aynı zamanda bizlerde basın olarak abluka altındaydık. Aşağıda fotoğrafı çekmek isterken polisler beni tartaklayarak alanın dışına çıkardılar. Bende dedim ki ya öylemi? Çıktım yukarıdan çektim. Yani engellemeye çalıştılar engelleyemediler. Birde bir süre önce gözaltına alınmıştım. Makineme el koydular. Bana ödünç verilmiş bir makineyle çektim fotoğrafı. Benim makinem hala emniyette rehin tutuluyor. Meslektaşlarımın dayanışarak bana verdiği ödünç makine ile o fotoğrafı çektim."
 
'Fotoğraf Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu özetliyor'
 
Büyük bir mücadele verdiklerini vurgulayan Zeynep, milletvekillerine yapılan ablukanın bütün halka yapılan bir abluka olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin bulunduğu durumu özetler bir fotoğraf olduğunun ifade eden Zeynep, "Eğer milletvekilleri bu durumdaysa, yurattaşlar ne durumdadır. Bizde payımızı alıyoruz bu durumdan. Musa Anter'in korkudan korkamayan cesareti ile üzerine gidiyoruz. Hakikati yazmaya devam edeceğiz. Bu cesaret verici bir ödül oldu bu açıdan. Yolumuza devam edeceğiz. Gerçekleri kayıt etmeye devam edeceğiz" şeklinde belirtti.
 
'Bu haber aynı zamanda kadın mücadelesinin bir parçası'
 
“Gurbetelli Ersöz Kadın Haberciliği” dalındaki ödül ise “Polisler adeta Emine Bulut’u suçlamış” başlıklı haberiyle Gazete Karınca’dan Sibel Yükler’e verildi. Sibel, gördüğü şiddetten kaçıp karakollara sığınan, ancak korunması gerekirken aksine korunmayıp göz göre göre ölüme, şiddetin ortasına, şiddet faillerinin yanına gönderilen binlerce kadının var olduğunu hatırlatarak,"Emine Bulut’ta  bunlardan biriydi. Öldürülmeden 4 saat önce karakola sığınmıştı. 6284 sayılı kanuna göre takip edildiği için tedbir alması gerekiyordu, ancak polisler tedbir almadı. Eski kocası tarafından takip edildiğini söylemesine rağmen ancak şikayetçi olursa korunacağını söylediler. Bulut'u imzasını almadan yolladılar. Ve Emine Bulut saatler sonra öldürüldü. Eğer karakol polisleri 6284 sayılı kanuna göre hareket etseydi bugün binlerce kadın hayatta kalabilirdi. Bu haber, 6284 sayılı kanunun önemi ve karakolların koruma tedbiri alması açısından önemli. İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmaması için mücadele ettiğimiz bugünlerde kadınların neden ve nasıl korunması gerektiğini bir kez daha ortaya çıkarıyor" dedi.
 
Sibel haberin aynı zamanda kadın mücadelesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, "Musa Anter Gazetecilik Ödülleri'nde Gurbetelli Ersöz Ödülü'ne layık görülmekte benim için bir onurdur. Hepimiz, 'Gerçekler karanlıkta kalmayacak' diyerek Apê Musa'nın ve Gurbetelli Ersöz'ün ardıllarıyız. Mücadele ederek gerçeklerin karanlıkta kalmasına izin vermeyeceğiz" dedi.
 
‘Jin News olarak büyük bir mücadele veriyoruz’
 
“Kürtçe Haber” dalında da ödüle layık görülen diğer haber ise ajansımız muhabiri Medya Üren’in “Me xwe gihaşt nameya Î.E. ya ku çawişê pispor tecawizî wê kir” (Uzman Çavuş’un tecavüz ettiği İ.E.’nin mektubuna ulaştık) haberi oldu. Özgür Basın şehitlerini anarak sözlerine başlayan Medya yaşamını yitiren gazetecilerin izinde gitmeye devam edeceklerini belirtti. İpek Er olayının özel savaş politikalarının bir parçası olduğunu dile getiren Medya, "Kürdistan'da özellikle kadınlara dönük özel savaş politikalarıyla bir saldırı var. Onlarca yıldır saldırılar devam ediyor ancak üstü örtülüyor.  Olayı öğrendiğimde hastaneye gittim. Ailesi hastanede gördüm. Ben gittiğimde henüz polis orada yoktu. Beni önce polis sandılar ve çok tepki gösteriler. Ben annenin söylediklerini çığlığını duyduğumda içim acıdı. Çığlığı hala kulaklarımda. İpek Er'in olayı onlarca olayı ortaya çıkardı. Bu gün yüzlerce kadın özel savaş politikaları nedeniyle tecavüze maruz bırakılıyor. Kürt kadınlarına yönelik yürütülen bu özel savaş politikalarını ortaya çıkarmak için Jin News olarak büyük bir mücadele veriyoruz. Kadınların ve ezilenlerin dili olacağız" diye ifade etti.