TUHAY-DER’den açlık grevindeki tutsaklar için duyarlılık çağrısı

  • 18:38 21 Eylül 2020
  • Güncel
VAN - TUHAY-DER, Van F Tipi Cezaevi’nde 14 Eylül’den bu yana açlık grevinde olan tutsakların sesinin duyulması için duyarlılık çağrısı yaptı.
 
Van’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Van F Tipi Cezaevi’nde artan hak ihlallerine karşı tutsaklar tarafından 14 Eylül’de başlatılan açlık grevine ilişkin dernek binasında basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van il ve ilçe örgütleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda kişi katıldı. Basın açıklamasında, katılımcılar adına ÖHD üyesi avukatlardan Sevda Aydın konuştu.
 
‘Salgın sürecinde tecrit edici uygulamalar devam ediyor’
 
İktidarın olağanüstü hal (OHAL) sürecinden beri baskıları sürdürdüğünü belirten Sevda, “Bu politikaların neticesinde toplum olarak içerisinde bulunduğumuz siyasal, hukuki ve ekonomik durumuna yansıması ile hapishanelerde hak ihlalleri her geçen gün artmakta. Covid-19 salgını süresince de hapishanelerde mahpusların sağlık ve yaşam hakkını koruyucu değil, tecrit edici uygulamalar artarak devam etmektedir” dedi.
 
‘Hak ihlalleri şiddetini gittikçe arttırıyor’
 
Cezaevlerinde kapasitenin üstünde tutsak bulunduğuna ve hijyen imkanlarının sağlanamadığına dikkat çeken Sevda, “Tutsakların aile ve avukatları ile iletişimleri de sınırlı bir biçimde gerçekleştiğinden, hak ihlalleri şiddetini gittikçe arttırmıştır. Elbette ki baskının olduğu her yerde hak arayışının gelişeceği aşikardır. Bu nedenle hapishanelerde de çeşitli eylemsellikler gerçekleşmekte ve hak ihlallerine bağlı olarak eylemsellikler de şiddetini arttırmaktadır. En son bu durum açlık grevi aşamasına gelmiştir. Bu aşama hak ihlallerinin vahametini de gözler önüne sermektedir” sözlerini kullandı.
 
‘Tutsakların talepleri meşrudur’
 
Tutsakların taleplerinin meşru olduğunu kaydeden Sevda, “tutsakların sesine ses verilmesi” çağrısında bulundu. Sevda, cezaevi yönetimine de “Talepler bir an evvel kabul edilmeli ve hak ihlallerine derhal son verilmelidir” mesajı verdi.
 
Adalet Bakanlığı’na çağrı
 
Sevda, Van T Tipi Cezaevi’nde Covid-19 salgını nedeniyle A10-2, A10-3, A10-4, C10-3, B1-2, Geçici1 ve Geçici2 koğuşlarının karantinaya alındığı iddialarına ilişkin, burada kalan tutukluların aile ve avukatları ile görüşmeler yapılamadığını ifade etti. Sevda, “Bu koğuşlarda kaç mahpusun testinin pozitif çıktığı, kaç mahpusun temaslı olduğu, kaç mahpusun sağlık durumunun kötü olduğu tarafımıza ulaşmamıştır. Bu hususta Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nce ve Adalet Bakanlığı’nca ailelerin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
 
‘Hak ihlallerine biran evvel son verilmelidir’
 
Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümlerini hatırlatan Sevda, cezaevlerinde tedbirlerin artırılması, testi pozitif çıkan tutukluların sistemli bir biçimde tedavilerinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Sevda, “Tüm mahpusların yaşam haklarını koruyacak uygulamalar arttırılmalı, tecridi derinleştiren yaklaşım ve uygulamalar terk edilerek hak ihlallerine bir an evvel son verilmelidir” çağrısında bulundu.
 
Sevda, açlık grevinde olan tutsakların taleplerini şu şekilde sıraladı:
 
“* Cezaevinde ‘tehlikeli’ statüsü nedeniyle izole edilen mahpusların statülerinin kaldırılması, onlara uygulanan hak ihlali ve tecride son verilmesi,
 
* Avlularının üzerindeki tel örgülerin kaldırılması veya tel örgü bulunmayan koğuşlara geçirilmek,
 
* Açık ve kapalı görüşlerde keyfi üst aramalarına son verilmesi,
 
* OHAL döneminde toplatılan radyoların geri verilmesi,
 
* Ağırlaştırılmış müebbet alan mahpusların havalandırma sürelerinin arttırılması (1 saat uygulanıyor)
 
* Siyasi mahpusların diğer suçlar ile aynı koridorlara koyulmasından vazgeçilip 2 bloğa toplanması,
 
* Oda değişimlerinin keyfi olarak engellenmesi tutumuna son verilmesi
 
* Cezası 1 yıldan az kalan denetimli serbestlikten faydalanmak ve ilçe cezaevlerine nakil olmak isteyen mahpuslara tarafsızlık ve pişmanlık dilekçesi dayatılması uygulamasından vazgeçilmesi,
 
* Anadile dönük keyfi uygulamalardan kaynaklı Kürtçe kitapların verilmemesi uygulamasına son verilmesi.”