‘Kadınların tek seçeneği ölmek mi?’

  • 09:02 18 Ocak 2021
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Katledilmemek için kendisine işkence eden erkeği öldüren Melek İpek’e dair konuşan kadınlar, tutuklanmasına tepki gösterdi: “Devlet, özsavunma kullanan kadınlara ne seçenek sunuyor? Bu kadınların tek seçeneği ölmek mi? Kendini savunmak en doğal haktır.”
 
Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde kendisine işkence eden evli olduğu Ramazan İpek’i özsavunmasını kullanarak öldüren Melek İpek’in tutuklanmasına dönük tepkiler sürüyor. İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı bir şekilde psikolojik destek almadan ve yaralı halde tutuklanan Melek ile dayanışma gösteren kadınlar, özsavunmayı yeniden tartışıyor. İzmir’de mikrofon uzattığımız kadınlar, Melek’in tutuklanmasını, işkence fotoğraflarının yayımlanmasını ve özsavunma hakkını değerlendirdi.
 
Kendini savunmaktan başka çaresi yok
 
Menşure Alca (Ev işçisi): Melek’in tutuklanmasını hoş karşılamıyorum. Kendini savunmaktan başka çaresi yoktu. Ben de olsam ben de aynı şeyi yapardım herhalde. Bu toplumda erkeklere gereken cezalar verilseydi bu kadar basit karşılanmazdı, erkekler için caydırıcı olurdu. Bu kadınları çok basit görmektir.
 
‘Kadınların tek seçeneği ölmek mi?’
 
Medine Çam (Tiyatro oyuncusu): Son dönemde şiddet tırmanışa geçti. Medyada kadınların öldürüldüğü haberlerini sıkça duymaya başladık. Melek gibi Nevin gibi kadınların da şiddete maruz kaldıktan sonra özsavunma uygulaması gerektiği için hapse atıldığını gördük. Bu bir suç değil, nefisi müdafaa. Melek öldürülseydi fail olan erkek tutuklanacak mıydı ya da ifadesi alınıp salınacak mıydı bilmiyoruz. Kadına yönelik şiddetin cezai yaptırımı yok. Erkekler bu şiddeti gösterirken geri durmuyorlar. Çünkü caydırıcı bir yaptırım yok. İstanbul Sözleşmesi’nin hükümlerine uyulmadı. Yaşam hakkına uyulmadı. Birçok kez kolluktan yardım talebinde bulunmuş. Eğer bu (İstanbul Sözleşmesi) yerine getirilseydi kocasını öldürmek zorunda kalmayacaktı. Aleyna Çakır’ın faili cinayetten değil uyuşturucu kullanımından tutuklandı. Çoğu kadının faili tutuklanmadı. Gülistan Doku’nun baş şüphelisi sorgulanmadı bile. Devletin görevi şiddeti gösteren erkeği yargılamak ve onlara bu işlemi yaptırmak. Bu şekilde özsavunma kullanan kadınlara ne seçenek sunuyor? Bu kadınların tek seçeneği ölmek mi? Bu insanların canlarını korumak en başta devletin görevi.
 
‘Medya olağan gösteriyor ve çabuk unutturuyor’
 
Neşe Demirci (Üniversite mezunu işsiz): Melek’in, arkasında Türkiye halkının olduğunu bilmesini isteriz. Çocuklarının gözünün önünde olan bir işkence. Maalesef Türkiye’de son dönemlerde çok fazla olmaya başladı. Önüne geçmek zorundayız. Bunun için de kadınların susmaması gerekiyor. Medya bunu çok olağan bir şey gibi yansıtıyor ve çabuk unutuluyor ama unutmamamız gerekiyor. Aslında erkeklerin de desteklemesi gerekir. Dünyanın her yerinde kadınların özgür olduğunu herkesin kabul etmesi gerekiyor. Melek’in çocukları var. Annelerini o şekilde yüzü mor olarak görmeyi hak etmiyor. Sürekli böyle paylaşılmasını hak etmiyor. İşkence görmüş kadının yerine başının dik olarak gösterilmesini tercih ederdik.
 
‘İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, sözde kalmamalı’
 
Yaren Çetin (Psikolog): Ben bir kadın ve psikolog olarak İstanbul Sözleşmesi’ni sonuna kadar savunuyorum. Sadece kanunlarla değil uygulamaya da dökülmeli. Sözde kalmamalı. Aslında sadece cezaları değil, bu insanları, şiddeti uygulayanı da maruz kalanları da içeriye atarak değil tedavi ederek topluma kazandırmamız gerekiyor. Çocukluk döneminde başlıyor. Köklü değişim gerekiyor. Psikologlara daha fazla alan yaratılması gerekiyor. Cezaevlerinde psikolog yok. İnsanlar pahalı olduğu için psikoloğa gidemiyor. Devlet bunu karşılasa aile hekimine gider gibi psikoloğa gidebilse, çocukluk döneminden itibaren bunların önüne geçilebilir. Oysa sadece bilirkişilik yapıyor ve sadece evrak üzerinden takibi yapılabiliyor.
 
‘Kendini savunmak en doğal haktır’
 
Ece Tanrısev (Üniversite öğrencisi): Yargıda çok erkek var. Tutuklu yargılanmasını doğru bulmuyorum. Ona iten sebepler neler bulunmalı. Toplum olarak benim gibi çok kadın güvende hissetmiyor. Eğitim seviyemiz ne olursa olsun karşımıza çıkan her insandan tedirgin oluyoruz. En kötüsü de böyle bir şey başımıza gelse erkekler gibi yargılanmayacağımızı bilmek. Kendini savunma, kendi canlılığını devam ettirmek için karşısına çıkan engelleri savuşturmaya çalışması doğal hakkıdır.
 
‘Ayrıntıların medyada yayınlanması sakıncalı’
 
Naime Ceylan (Emekli işçi): Kanuna göre önce kadına psikolojik tedavi ondan sonra kanuni işlemler yapılmalı. Herkesin bir özeli var. Çocuklarının psikolojisi açısından medyada annesini öyle görmesi çok sakıncalı. Bazı olayları da yüzeysel anlatılmalı. Sonra kadın isterse medya ile görüşebilir. O istemeden bunların yansıtılması yanlış. Ne yaşadığını kadın bilir. Kadın da yıkıma uğrar.
 
‘Melek tutuklanmamalıydı’
 
Fatma Akkaya (Bakkal işletmecisi): Melek tutuklanmamalıydı. Önce destek alması lazımdı, ondan sonra ifadesinin alınması gerekirdi. Kimsenin başına gelmesin. Başvurduğunda polisler takip etselerdi belki böyle bir şey olmazdı. Kadınlar Melek’e destek çıkmalı.