HDP tecrit gündemiyle kampanya başlatıyor

  • 18:01 23 Ocak 2021
  • Güncel
ANKARA - HDP Yerel Yönetimler Kurulunun online toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 8 Şubat’ta yeni bir kampanya başlatacaklarını belirterek, "Haziran ayına kadar sürecek olan 4-5 aylık bir kampanyadan bahsediyoruz. Bu kampanyanın 4 ana konusu tecrit, açlık grevleri, Kobanî davası ve AİHM kararıdır. Bütün bunların hem Kürtlerin hem de demokrasi güçlerinin gündeminde olması önemlidir" dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yerel Yönetimler Kurulu, online toplantıyla belediye eşbaşkanlarıyla bir araya geldi. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda siyasal süreç, yerel yönetimlerin rolü ve sürece katılımı ve planlama gündemleri tartışıldı. Toplantının açılış konuşmasını HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve  Mithat Sancar yaptı.
 
'Kayyım rejiminin başlangıcı 7 Haziran 2015’tir'
 
Toplantıda ilk olarak konuşan Mithat Sancar, kongreden bu yana bir araya gelmek için çok uğraştıklarını ancak başaramadıklarını dile getirdi. Kayyım rejiminin 2016 sonrası başladığını söyleyen Mithat, "15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan edildi ve onunla birlikte yeni bir döneme geçildi. Bu, başlı başına yeni bir dönem değildi, başlangıcı aslında 7 Haziran 2015’te yatıyordu. 7 Haziran 2015’te bizlerin elde ettiği seçim başarısı ve AKP’nin yenilgisi yeni saldırıları gerekli kıldı iktidar odakları açısından. 20 Temmuz’dan itibaren yeni bir aşamaya geçtik ama ondan önce 7 Haziran- 1 Kasım arası var. 7 Haziran seçimlerinin fiilen geçersiz kılınması bir tür siyasi darbeler zincirinin başladığının haberini veriyordu" diye belirtti. 
 
'Siyasi darbe planı ortaya koyan iktidar başarılı olamadı'
 
7 Haziran'dan sonra siyasi darbe planının ortaya konulduğunu söyleyen Mithat, "7 Haziran-1 Kasım arasında. Bunu her türlü kirli yöntemle hayata geçirmenin zeminleri oluşturuldu ve 1 Kasım’da o şartlarda seçime gidildi. Elde ettiği şaibeli seçim başarısına rağmen hedeflerine tam olarak ulaşmayı başaramadı iktidar. Çünkü karşısında mücadele eden, direnen HDP ve Kürt halkı vardı, birlikte mücadele ettiğimiz diğer halklar ve yapılar vardı. Ama 15 Temmuz darbe girişimi kendilerinin de söylediği “Allah’ın lütfu” olarak değerlendirildi. 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi ve kısa süre sonra 4 Kasım darbesi gerçekleştirildi ve kayyım politikaları hayata geçirildi" diye konuştu. 
 
'Kürtlerin yaşam alanına, varlığına kapsamlı bir saldırı var'
 
Ardından söz alan Pervin Buldan, demokratik siyasete yönelik kapsamlı bir saldırı ile karşılaştıklarını belirterek, "Aynı zamanda Kürtlerin her yerde varlığına, yaşam alanlarına çok kapsamlı bir saldırı var. Bunu Güney Kürdistan’dan, Rojava’dan, Türkiye’de siyaset kanallarının daraltılmasından ve HDP’ye yapılan saldırılardan görüyoruz. Evet demokratik siyasete yönelik bir saldırı var ve bu demokratik siyaset içerisinde sadece HDP ve Kürtlerin saldırı altında olduğunu söylemek az olur. Demokratik siyasetin bütün kanallarına Türkiye’de barışı, demokrasiyi savunanlara ve bir bütün olarak muhalefete saldırıların olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü AKP-MHP iktidarı kendini ayakta tutmanın yol ve yöntemlerini bize saldırarak bulmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. 
 
'Kayyım atamalarının HDP ile sınırlı kalmayacağı görülüyor'
 
"Biz özellikle belediye eşbaşkanlarımızın seçildikleri günden beri yani kayyım meselesi ile karşı karşıya kaldığımızı biliyoruz. Kayyım meselesinin, pandemide fırsata çevrilen bu anlayışın devam ettiğini ve farklı kesimlere yöneleceğini söyledik ve bu konuda haklılığımız tescillenmiş durumda" diyen Pervin, konuşmasına şöyle devam etti: "Kayyım HDP’li belediyelere başlarda atandı, öncelikle HDP’li belediyeler hedef seçildi. Özellikle Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne kayyım atanması, yine CHP’li bazı belediyeler üzerinden kayyım atanması söylenti olsa da önümüzdeki süreçte Türkiye’nin her yerine, demokratik kitle örgütlerine sirayet edeceğini gösteriyor. Biz bunu daha önceden söylemiştik ve bugün haklı bir noktada olduğumuzu görüyoruz. Çünkü Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne kayyım atanması, CHP’li belediyelere bir operasyon yapılacağının söylenti olarak yaygın şekilde ifade edilmesi bu işin sadece HDP ile sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Meclis'te bazı düzenlemeler de yapıldı. Meclis'te çıkan bazı yasalarla STK’lerle yakın zamanda ve istedikleri zaman iktidarın kendisiyle aynı görüşte olmayan her kuruma, oluşuma, partiye ya da örgüte kayyım atanmasının önünün açıldığını biliyoruz."
 
'Halkın gözü belediye eşbaşkanlarımızın yapacağı çalışmalarda'
 
Özellikle belediye eşbaşkanlarının yerellerde yaptığı çalışmaların çok önemli olduğunu vurgulayan Pervin, " Halk ile birebir, halkın sorunlarını dinleyen, halkın sorunlarına çare bulmaya çalışan insan kimdir, elbette ki belediye eşbaşkanlarımızdır. Yani milletvekillerimizden, MYK ve PM’mizden belki eş genel başkanlardan daha çok halkın sorunlarıyla temas eden, halka dokunan halkın bütün sıkıntılarını gözlemleyen, onlarla birlikte olmaya çalışanlar belediye eşbaşkanlarımızdır. Halk, gözünü belediye eşbaşkanlarımızın yaptığı ya da yapacağı çalışmalara dikmiş durumda. Her yaptığımız çalışmanın, halkın gözünde faturası belediye eşbaşkanlarına çıkıyor. O yüzden sizlerin mahallelerde, sokaklarda, evlerde insanlarla yüz yüze yaptığı yapacağı çalışmaların çok kıymetli çalışmalar olduğunu özellikle bilmenizi istiyorum." dedi. 
 
'Son yerel seçimlerinde her türlü baskıya rağmen büyük başarı elde ettik'
 
Son yerel seçimlerde her türlü hileye, engellemeye, her türlü baskıya rağmen HDP'nin büyük bir başarı elde ettiğinin altını çizen Pervin,  seçimlerde önlerine çok büyük engeller koyulduğunu anımsattı. Pervin, "Belediye kazanmak için kayyım sistemini tekrar gündeme getirdiler. Kayyımları aday yapacak kadar aciz duruma düştüler. Bunların yanında birçok yerde asker sevkiyatıyla oy taşıma gündeme gelmiş olsa bile halkımızın ağırlıklı olarak HDP’ye gönül verdiğini ve oy verdiğini biz bu seçimlerde bir kez daha gördük. Aslında engelleme, baskı olmasaydı demokratik bir seçim olsaydı aldığımız belediye sayısını 2’ye, 3’e katlama şansımız vardı. Çünkü halkımız her şart ve koşulda HDP’nin yanında olduğunu her zaman ortaya koymuştur" şeklinde konuştu. 
 
'Her saldırı karşısında ortak tavır ve söz birliğine ihtiyaç var'
 
Kürtlerin yaşam alanlarına saldırıların çok yoğun ve kapsamlı olduğunu vurgulayan Pervin, sözlerine şöyle devam etti: "Bu mesele özellikle Kürt halkının tasfiyesini gündeme getiren bir meseledir. Rojava’ya yönelik bir saldırı hazırlığı olduğunu söylüyoruz. Bu risk ve tehlikenin hala var olduğunu hepimiz çok iyi bilmeliyiz ki buna göre de hareket etmeliyiz. Şu an ABD’de yapılan seçimlerden dolayı bir dinginlik var, konu çok fazla gündemde değil ama iki gün önce Biden’ın göreve başlamasıyla birlikte Ortadoğu’da denklemin yeniden kurulması için herkesin kozunu ortaya koyacağı bir sürecin tekrar başlayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Yani Rojava’da tehlike her zamanki gibi vardır ama bizim şu kararlılıkla meseleye bakmamız gerekiyor. Her saldırı arasında ortak tavır ve söz birliğine ihtiyaç var. Güney’de özellikle Şengal üzerinde olası bir saldırıyı da her zaman için gündemimizde tutmamız gerekiyor. Özellikle KDP üzerinden yeni yeni saldırılara Türkiye’nin önayak olduğu, Hulusi Akar'ın ziyaretiyle bunun tekrar gündeme alındığını okuyabiliyoruz. Şengal başta olmak üzere bazı alanlara saldırıların gündemde olduğunu ifade etmek isterim.
 
Talepler karşılanmazsa açlık grevleri farklı bir boyuta evrilebilir
 
Saldırı bütün boyutuyla devam ediyor. HDP’nin kapatılma meselesi gündemde. Ben de dahil 9 milletvekilinin fezlekesi her an gündeme gelebilir. Kobanî davası Nisan ayının sonunda başlayacak. AİHM kararı çok önemli bir karar, bunların yanında bir tecrit meselesi var. Hala İmralı Cezaevi’nde uzun süredir devam eden bir tecrit var. Gündemimizde olan ancak bir türlü çözüm bulamadığımız bu sorunla ilgili cezaevlerinde açlık grevi var. Şu an itibariyle her ne kadar süreli ve dönüşümlü olsa bile yakın bir zaman içinde çözüm bulunmaz, tecrit kırılmaz ve talepler yerine getirilmezse -ki bu talepler içerisinde öncelikli olarak tecrit var, Kürdistan'a yönelik saldırılar var, cezaevlerindeki hak ihlalleri var-  açlık grevi meselesi farklı bir boyuta evrilebilir. Bu da daha fazla zorluk ve sıkıntılara neden olur. Arkadaşlarımızın hayati meselesi gündeme gelir. Biz bu mesele başka bir evreye dönüşmeden tecridin kırılması, Sayın Öcalan ile avukat ve aile görüşlerinin yapılması ve saldırıların durması için kapsamlı olarak bu meseleyi gündemimize almak durumundayız. 
 
8 Şubat’ta yeni bir kampanya başlatıyoruz
 
8 Şubat’ta yeni bir kampanyayı gündemimize alıyoruz. Haziran ayına kadar sürecek olan 4-5 aylık bir kampanyadan bahsediyoruz. Bu kampanyanın 4 ana konusu tecrit, açlık grevleri, Kobanî davası ve AİHM kararıdır. Bütün bunların hem Kürtlerin hem de demokrasi güçlerinin gündeminde olması önemlidir. Bütün bu meseleler sadece Kürtleri ilgilendiren meseleler değil. Bir bütün olarak Türkiye’yi ilgilendiren meselelerdir. O yüzden her kesimi, genişleyebildiğimiz kadar bizim dışımızdaki insanları katabildiğimiz oranda başarılı olabileceğimizi düşünüyoruz. Sadece bizimle sınırlı kalmayan bir süreci başlatacağız. Yanımıza demokrasi güçleri başta olmak üzere siyasi partileri, STK’leri, demokratik kesimleri alabileceğimiz bir süreci başlatacağız. Her kentin kendi özgününde yanına alabileceği mutlaka farklı kesimler vardır. Bu süreci birlikte ortaklaştırıp eylem ve etkinlikleri birlikte yapıp sonuç alıcı bir şekilde tamamlayacağımıza inanıyoruz. 
 
Sizlerinde üzerine düşen sorumluluk var
 
Bu konuda sizlerinde üzerine çok büyük sorumluluklar ve işler düşmektedir. Halkla daha çok bir araya gelen iç içe olan sizlersiniz. Bu kampanyada da halkımızı birebir motive edecek olan, il ve ilçe örgütlerimizle birlikte eylemsellik içine sokacak olan yine sizler olacaksınız. Bütün arkadaşlara yürekten başarılar diliyorum. Kazanacağımızdan hiçbir şüphemiz yok. Yeter ki moralli olalım, yeter ki kararlı olalım. Her şeye rağmen ayakta olduğumuzu asla diz çökmediğimizi göstermek durumundayız. Parti kapatma meselesi ve fezleke konusu hiçbir şekilde bizlerin gündeminde olmaması gereken bir konudur. Gündemimiz cezaevleri, açlık grevleri, Selahattin Demirtaş şahsında AİHM kararlarının uygulanması meselesidir. Ve Kobanî davasında dik duruşumuzu tarih önünde mahkemelerde sistemi, hükümeti, AKP’yi, MHP’yi yargılama meselesidir. 
 
Önümüzdeki süreçte kuraklık halkın gündeminde daha fazla yer alacak
 
Sizleri bekleyen bir diğer önemli konu kuraklık meselesidir. Çok fazla yağmurun yağmaması halkın, çiftçinin, esnafın gündeminde olacak bir mesele olacaktır önümüzdeki günlerde. Buna da hazırlık yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Aş, iş, yoksulluk, sefalet meselesi daha yoğun bir şekilde halkımızın gündeminde olan meselelerdir. Kuraklık Nisan ve Mayıs ayı itibariyle halkın gündeminde daha çok olacaktır. Bu meselelerle ilgili komisyonlarımız çalışmalar yapıyor. Bütün komisyonlarda görev yapan arkadaşlarımız kampanya süreci başlatacak. Örneğin 2 gün önce Diyarbakır'da iş ve aş meselesi üzerinden bir kampanya başlatıldı. Bu kapsamda diğer kentlerde de buluşmalar yapılacak. Halkın sıkıntıları mutlaka dinlenecektir. Komisyonumuz bu mesele üzerinde kafa yorup çare üretmeye devam edecek."