‘Savaş, fetihçilik patriyarkal sistemin geliştirdiği erkeklik kodlarıdır’

  • 09:07 16 Nisan 2018
  • Güncel

 

Habibe Eren 
 
ANKARA - ABD öncülüğünde Suriye’ye gerçekleştirilen füze saldırısı ile sahnedeki aktörlerin tül perdeyi kaldırdığını ve vekâlet sınırlarının aşıldığını belirten Ortadoğu Uzmanı Tülay Hatimoğulları, “Fetihçilik, savaş, ezerek zafer kazanma patriyarkal sistemin geliştirdiği erkeklik kodlarıdır. Emperyalist güçlerin tepişmesinin bedelini ne yazık ki yoksullar, işçiler, emekçiler ve halklar ödüyor" dedi.
 
ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye önceki gün sabaha karşı gerçekleştirdiği saldırıyı ve bundan sonra Suriye’de yaşanacak muhtemel gelişmeleri Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı ve Ortadoğu uzmanı Tülay Hatimoğulları değerlendirdi. 
 
'2011'den beri uluslar arası güçlerin vekalet savaşı yaşanıyor'
 
Suriye’de yıllardır devam eden savaşın başlama sebebine ve akışına bakıldığında iç savaştan öte uluslar arası güçlerin vekâlet savaşı olduğunu vurgulayan Tülay, “Mart 2011'den beri bu savaşın emperyalist güçler adına yürütüldüğünü biliyoruz. Elbette bu süreç kimi iç dinamikleri (cihadist grupları) arkasına aldığı gibi bölgenin kadim halklarından olan Kürt halkının önünü açtı" dedi. 
 
‘Bu süreç o kadar kolay sonuçlanmayacak’
 
Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) IŞİD’e karşı verdiği mücadelede anlamlı sonuçlar çıkardığını ve IŞİD’in birçok yerde yenilgiye uğratılarak, elindeki birçok yerleşim yerinin özgürleştirildiğini belirten Tülay, “Suriye rejimi de cihatçı gruplara karşı önemli oranda yol aldı. ‘Suriye’de sona yaklaşılıyor’ dedirtecek anlar yakalandı. Ama bu savaşın çıkış nedenini ve vekâlet savaşı olduğunu bilenler bu sürecin o kadar da kolay sonuçlanamayacağını tahmin ediyordu. Ne yazık ki çözüm süreci henüz kapıda değil. Çünkü emperyalist güçlerin kolay bitmeyecek paylaşım savaşının gerçekleştiği önemli noktalardan biri Suriye'dir” ifadelerini kullandı. 
 
‘2008’de başlayan kriz yeni açılımlara sevk ediyor’
 
2. Dünya Savaşı’ndan itibaren ABD’nin kapitalist dünyanın liderliğine soyunduğunu ve Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla beraber tek kutuplu dünyanın tek lideri olma hayallerinin arttığını dile getiren Tülay, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak son zamanlarda süreç böyle ilerlemedi. Çin ekonomisinin yükselmesi, Güneydoğu Asya ülkelerinin kontrolden çıkarak Çin ekonomisiyle yakınlık kurması, Rusya’nın güçlenmesi, Latin Amerika’da özgürlük kıvılcımının yayılması ABD’nin lideri olacağı tek kutuplu dünyanın başka yerlerinde başka kutupların oluştuğu gerçeği ortaya çıktı. Bu tablo ABD için korkunç olduğu kadar AB ülkeleri için de iç açıcı değil. Küresel sermayenin 2008'de başlayan krizi emperyalist güçleri yeni açılımlara sevk ediyor. Suriye sınırları içinde devam eden savaş ABD ve Batılı emperyalist güçlerin Rusya ve müttefiklerine karşı yürüttüğü hegemonya savaşının bir parçasıdır.”
 
‘ABD daha vurucu darbeler gerçekleştirelim mesajı verdi’
 
ABD Başkanı Donald Trump’ın durup dururken ABD'nin Suriye’den çekileceğini açıkladığına dikkat çeken Tülay, “Aslında bu açıklamayla AB ülkelerine ‘Suriye’de gelişmeler Rusya’nın, İran’ın dolaysıyla o blokun lehine sonuçlanıyor. Biz ve siz kaybediyoruz. O halde elinizi taşın altına koyun. ABD’ye daha açık destek verin. Daha vurucu darbeler gerçekleştirelim’ mesajını verdi. Bu arada aynı açıklamayla Suudi Arabistan’a da ‘Siz de kesenin ağzını çok açın” demiş oldu” diye konuştu. 
 
‘Emperyalistlerin tepişmesinin bedelini halklar ödüyor’
 
ABD ve AB’nin, Rusya'ya karşı gerilimi tırmandıran adımlar attığını vurgulayan Tülay, o adımları şöyle sıraladı: “ABD önderliği ile Rusya’ya ekonomik ambargo uygulandı ve Rus ekonomisine çok ciddi kayıp verdirdiler. ABD ve AB ülkeleri Rus Büyük Elçiliklerini sınır dışı etti. İngiltere’de çifte ajanlık yaptığı iddia edilen Rus ajan ve kızı öldürüldü. Provokatif olan bu cinayet bahanesiyle İngiltere Rusya’yı sorumlu tutarak çok yüklendi. Ve nihayet Doğu Guta/Duma meselesi büyük bir şaibeyle patlak verdi. ABD, Fransa ve İngiltere, rejim güçlerinin bu bölgede kimyasal silah kullandıklarına hükmetti. Tarafsız heyet incelemelerinin yapılması beklenmeksizin yargısız infaz yaparak Suriye'yi füze yağmuruna tuttular. Bu olayların akışına baktığımızda ve en son ABD, Fransa, İngiltere tarafından gerçekleşen füze saldırıları savaşın vekâlet sınırlarını aştığı görülüyor. Füze saldırısını gerçekleştiren ABD, Fransa, İngiltere’ye karşı Suriye hava sahasında da olsa savunmayı Rusya yapıyor. Kısacası sahnedeki aktörler tül perdeyi kaldırmış oldu. Kuvvetle muhtemel ABD, Fransa, İngiltere bu saldırıları sınırlı tutacaktır. Bu yüksek gerilim, tıpatıp aynısı olmasa da 'soğuk savaş dönemine geri mi dönülüyor' sorusunu akıllara getiriyor. Emperyalist güçlerin tepişmesinin bedelini ne yazık ki yoksullar, işçiler, emekçiler ve halklar ödüyor.” 
 
‘Türkiye çifte prese maruz kalacak’
 
“ABD önderliğinde Suriye’ye yapılan füze saldırından sonra ABD-AB ve Rusya arasındaki gerilim  düşmezse Türkiye’nin işi çok zor” diyen Tülay, NATO'nun önemli bir üyesi olan Türkiye’nin  alışılmışın dışında Rusya ve İran'la çeşitli ortaklıklar geliştirdiğinin altını çizerek şöyle dedi: “Her iki ülke Türkiye’nin enerji tedarikçisi konumunda.  Rusya ile Türkiye arasında Akkuyu Nükleer Tesisi, Mavi Akım Projesi, S-400 füzeleri gibi oldukça hayati anlaşmalar var. Öte yandan batı ile oldukça yüksek ölçekli ticari ilişkiler ve azımsanmayacak düzeyde sosyal etkileşim var. Bu tabloda doğal olarak Türkiye çifte prese maruz kalacak.”
 
AKP iktidarının  bir süredir bu gerilimden beslendiğini ve bu çatlaklardan faydalanarak gücünü korumaya çalıştığını ifade eden Tülay, bu durumun sonsuza kadar süremeyeceğini vurguladı. Tülay,  “ABD liderliğinde Suriye’ye sahasında Rusya’ya ve İran’a yönelik saldırı artarsa Türkiye bir tercihe zorlanacaktır. Örneğin Doğu Guta’da kullanıldığı iddia edilen kimyasal silah için Türkiye’nin ilk elden yaptığı Suriye rejimi karşıtı açıklamalar, Rusya'nın 'Afrin'i Suriye rejimine teslim et' çıkışıyla anında değişti. Çünkü Türkiye'nin Efrin'e girişinin önünü Rusya açtı. Bunun nedeni malum. Bu tavizlerle Rusya Türkiye'yi yanında tutmak istiyor. Türkiye'yi zorlayan bu örnekler artabilir. Mesela ABD ve AB'nin saldırıları devam ederse Türkiye İncirlik Üssü'nü kullandıracak mı gibi epey kritik meseleler var ortada” ifadelerini kullandı.  
 
‘Savaş ve fetihçilik patriyarkal sistemin geliştirdiği erkeklik kodlarıdır’
 
Savaşları, gerilimi ve şiddet politikalarını erkeklerin ürettiğini belirten Tülay, “Savaşın nedenlerinden bahsederken sömürgecilikten, yayılmacılıktan, sermayenin krizlerinden bahsediyoruz. Kapitalist dünyadaki hegemonya savaşlarının arkasında sermaye güçleri ve onu koruyan devletler var. Dünya servetinin neredeyse tamamına erkekler sahip. Bu nedenle savaşların, şiddetin karar vericileri kendileridir. Savaşın ve şiddetin karar vericilerinin yanı sıra uygulayıcıları da erkekler ve erkeklik zihniyetidir. Fetihçilik, savaş, ezerek zafer kazanma patriyarkal sistemin geliştirdiği erkeklik kodlarıdır” diye konuştu. 
 
‘Kadınlar açısında bu madalyonun diğer yüzü’
 
Savaşlardan en fazla etkilenen kesimin kadın ve çocuklar olduğuna dikkat çeken Tülay, savaşların en önemli sonuçlarından biri olan göçün de yine  en çok kadınları ve çocukları mağdur ettiğini söyledi. Göçün savaşlarda açlığın, yoksulluğun ve acının en çıplak hali olduğunu kaydeden Tülay, “Suriye savaşı başladığı andan itibaren yaşanan yoğun göçlerde kadınlara ve çocuklara dönük sayısız taciz/tecavüz haberleri okuduk. Kadınlar pazarlarda alınıp satıldı. Çocuklar da öyle. Organ mafyalarına da gün doğdu. İnsan kaçakçılarına da. Kimi kadınların cihadı desteklemek kandırmacasıyla IŞİD gibi cihadist çetelerin erkeklerine her türlü hizmeti vermeleri sağlandı. Bu da kadınlar açısından madalyonun diğer yüzü” dedi.  
 
‘Dünya nükleer tehdit altında’
 
Savaşın sayısız insanın ölümü, sakat kalması, yerinden yurdundan edilmesi demek olduğunu belirten Tülay, Suriye'de yaşanan savaşta bu durumun net görüldüğünü aktardı. Tülay, şöyle devam etti: “Dünya emperyalist güçlerin çıkar çatışmalarından dolayı nükleer tehdit altında. Bu insanlığın varlık yokluk sorunudur. Empeyalist ülkelerde yaşayan halklara, savaş karşıtlarına, anti kapitalist oluşumlarına savaş sathında yaşayanlar kadar görev düşmektedir. Savaş sathında yaşayanlar doğal olarak mücadelenin içinde yer almaktadır. ABD, AB ülkelerinde savaş ve kapitalizm karşıtı dinamiklerin hem Suriye, hem de dünya barışı için güçlü bir ses çıkarması çok önelidir. Bölge açısından da durum budur.
 
‘Enternasyonalist mücadeleye dört elle sarılmalıyız’
 
Zihinlerde sınırların yok edilmesi gerekiyor. Yanı başımızda Suriye'de savaşın acılarıyla kavrulan Arapların, Kürtlerin, Ezidilerin, Ermenilerin acısını paylaşabilmek çok önemli. Buralardan bölgesel düzeyde barış hareketleri inşa edebilmek elzem işlerden biridir. Suriye'nin kendi öz dinamikleriyle yeniden yapılanmasının önünü açılması en büyük dileğimizdir. Bunun için enternasyonalist mücadeleye dört elle sarılmalıyız."