İnfaz paketi ayrı bir şiddet aracına dönüşüyor: Kadınlar saldırılara hazırlıklı olmalı

  • 09:08 1 Nisan 2020
  • Hukuk
Gülistan Azak
 
İSTANBUL –  ‘Af yasası’ kapsamında cinsel istismar ve kadına yönelik suçlarda faillere indirim ve tahliye istenmesinin ayrıca bir şiddet aracına dönüşmesine neden olduğuna dikkat çeken avukat Tuba Torun, “savaş, salgın ve ekonomik kriz süreçlerinin en çok kadını hedef aldığı gerçekliğinden hareketle, kazanımlara dönük saldırılara karşı kadınları hazırlıklı olmaya çağırdı.
 
Üçüncü yargı paketi bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) gündemine geliyor. “Kasten insan öldürme” ve siyasi suçlar dışındaki suçlarda infaz indirimine gidilen paketle, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında cezaevlerinden hükümlü ve tutukluların serbest bırakılması öngörülüyor.
 
Yargı paketi teklifinde kadın hak savunucularının, gazetecilerin ve siyasetçilerin tahliyeleri kapsam dışı bırakılırken, cinsel suçlarda bulunanların ise tahliyelerinin planlanması en çok tepki gösterilen konulardan. Kadınlar tasarıya olan tepkilerini sosyal medya hesaplarından “Aklından dahi geçirme” sözleriyle dile getirirken, hukukçular ise ayrımcı buldukları tasarının toplumsal infiale neden olabileceği uyasında buluyor.  
 
AKP’nin hazırladığı infaz paketinin yasallaşması durumunda “çocuk bireyle evlendiği için” tutuklu bulunanlar, üç yıl erken tahliye edilecek. Cinsel suçlardan tutuklu toplam 22 bin kişinin büyük bir kısmı da bu düzenlemeden faydalanacak.
 
‘Demokrasiden ve insan haklarından bahsedemez hale geliriz’
 
Avukat Tuba Torun, infaz paketi kapsamında mükerrirler (kesinleşmiş cezası varken ikinci kez suç işleyenler) ve buna bağlı cinsel suçlar ile uyuşturucu ticareti suçları bakımından 4’te 3’lük koşullu salıverilme oranın 3’te 2’ye indirileceğini belirtti. 
 
Paket ile kadına ve çocuğa dönük suçlarda cezasızlık algısının yaygınlaşabileceği uyasında bulunan Tuba, “Çocuk istismarına dönük af tasarısının dahi tartışıldığı ülkede artan şiddeti biliyoruz. İnfaz paketi dayatılan ve şiddeti yaygınlaştıran uygulamaların devamı olarak görülüyor. Düzenlenen paketin şiddeti daha da meşrulaştıracağı gibi, cezasızlık algısını yaygınlaştıracağı muhakkaktır. Henüz yasalaşmayan bu paket için önemli olan önden tepkilerin geliştirilmesidir. Buna ilişkin kadın örgütleri kampanyalarına hazırlanıyorlar. Birçok parti konuya dair tepkilerini dile getirdiler. Bu denli geniş itiraza karşı durmaya ve duymazdan gelmeye devam edildiği takdirde ülkede ne demokrasiden ne de insan haklarından bahsedebilir” ifadelerini kullandı.
 
‘Siyasi tutuklular serbest bırakılsın’
 
Yargı paketi teklifinde kadın hak savunucularının, gazetecilerin ve siyasetçilerin tahliyeleri kapsam dışı bırakılırken, cinsel suçlarda bulunanların ise tahliyelerinin planlanmasının öngörülmesine tepki gösteren Tuba, düşüncelerinden dolayı yargılan bu kişilerin ‘terör suçları’ kapsamında değerlendirilmesini doğru bulmadığının altını çizerek, cezaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. 
 
Tuba, “Siyasi tutuklu birçok insanın şu an sebepsiz yere cezaevlerinde tutulduğunu biliyoruz maalesef. Bir an evvel tahliye edilmeleri gerektiğini söylüyorduk ancak bu isteğimizin de dikkate alınmadığını gördük. Siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrımızı altını çizerek yineliyoruz” diye konuştu.
 
‘Cezaevlerindeki çocuklar görmezden gelinmiş’
 
Ülke cezaevlerindeki çocuk tutuklu ve anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalmaya mecbur bırakılan çocukların durumuna da dikkat çeken Tuba, bu durumun can acıtan ve ivedilikle çözüm bekleyen büyük bir sorun olarak bekletildiğini ifade etti. Tuba, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu paket ile birlikte bu sorun da görmezlikten gelinmiş. İlk anda ve derhal tahliye edilmesi gereken çocuklar olmalıyken, görmezden gelinmesi akıl alır şey değil. Ayrıca anneleriyle birlikte kalmak zorunda bırakılan çocuklar çok zor şartlarda ve çocuk haklarına aykırı bir şekilde tutuluyorlar. Çocuklarıyla birlikte cezaevlerinde tutulan kadınlarla ilgili de tahliye gerekliliğinin görmezden gelindiğini görüyoruz. Açıkçası bu pakette tam olarak ne öngörüldüğünü biz anlayamadık. Anlaşılan o ki iktidar koronavirüs gündemini amaçları doğrultusunda kullandığı bir paket hazırlamış.”
 
‘İnfaz paketi travmalara neden oluyor’
 
İnfaz paketini adalete, insan haklarına ve İnsan Haklarının Evrensel Beyannamesi’ne aykırı bulduğunu belirten Tuba, savaş, salgın ve ekonomik kriz süreçlerinin en çok kadını hedef aldığı gerçekliğine atıfta bulunarak, kazanımlara dönük saldırılara karşı kadınları hazırlıklı olmaya çağırdı. Cinsel saldırıya maruz kalan kişilere söz konusu paketin ayrı bir şiddet aracı olarak kullanıldığını söyleyen Tuba, “Bu dehşete düşürücü gerçekten. Bu infaz paketini duyan kimi kadınlar bizlere ulaşarak ‘Ben küçük yaşımda istismara maruz kalmış biriyim ve böylesi uygulamaların hayata geçirilmeye çalışıldığını gördükçe içime kapanıyor, haftalarca, aylarca etkisinden çıkamıyorum’ diyor. Bu infaz paketi travmaları yeniden gün yüzüne çıkaran ve yeniden yeniden yaşamalarına neden olduğu çok açık. Çok acımasız bir paket. İnsan hakları, kadın hakları mücadelesini devletin desteklemesi ve daha da büyütmesi gerekirken, şuan daha çok sindirme politikalarını devreye koyduğunu görüyoruz” diye konuştu.