‘Yaptım oldu' söylemi denetleme aracı haline getirildi’

  • 09:09 30 Mayıs 2020
  • Hukuk
Dilan Babat 
 
ANKARA - Pandemi sürecinde artan polis şiddetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Sevinç Hocaoğulları, davaya dönüşen polis şiddetinin cezasızlıkla sonuçlandığını belirterek, “Raporların yönlendirmeyle düzenlendiğini gördük. Deliller yok ediliyor ya da raporlar üzerinden oynanarak süreç yürütülüyor” dedi. 
 
Dört günlük sokağa çıkma yasağının ardından polis şiddeti Türkiye’nin hemen hemen bütün illerinde çekilen görüntüler ile sosyal medya aracılığıyla ortaya çıktı.  İstanbul, Edirne, Çorlu ve Adana gibi yerlerde polisler orantısız güç kullanmaya devam ederken, duruma tepki gösteren bir kuryeye polisin ’Ben öyle karar verdim’ sözleri ise tartışmalara neden oldu.  Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından İçişleri Bakanı Sözcüsü görüntülerin asılsız olduğunu iddia ederek duruma tepki gösterirken, polis şiddetini kayıt altına alan yurttaşlar ise gözaltına alındı.  
 
Avukat Sevinç Hocaoğulları salgın sürecinde artan polis şiddetine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Bugün açılan soruşturmalar görüntüler sayesinde oluyor’
 
Artan polis şiddetinin sadece salgın sürecine özgü olmadığını belirten Sevinç, toplumun şiddetin görüntüsünü çekmesiyle durumun daha görünür hale gelmeye başladığını kaydetti. Sevinç, “Bu son şiddet görüntülerinin basına yansıması ile beraber valilikler ve kaymakamlık tarafından yapılan açıklamalara doğrudan bu durum yansıdı.  Bu görüntülerin teyitsiz bir şekilde basına yansımasından şikâyetçi olan İçişleri Bakanı Sözcüsü İsmail Çatan’ın açıklamaları oldu.  Bugün bu şiddet vakalarından haberdar olmamızın tek sebebi bu görüntülerin vatandaşlar tarafından görüntülenip bizler ile paylaşması. Bugün şiddet uygulayan polisler ve bekçilere yönelik soruşturmalar yapılıyorsa bu görüntülerin çekilmesinden kaynaklı. Bunların açığa çıktıktan sonra emniyet ve valilik tarafından verilen bilgilerin doğru olmadığı ortaya çıkması temel anlamda cezasızlık politikalarından kaynaklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı” dedi. 
 
‘Hukuksuzluk ve meşruiyet sorunu var’
 
İktidarın her uygulamasının hukuksuz olduğunu ve iktidarın aldığı her kararın ’ben yaptım oldu’ söylemleri ile gerçekleştiğini ifade eden Sevinç, şiddetin meşrulaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekti. İstanbul’daki kuryenin polise tepki göstermesi sonucu polisin, ‘Ben öyle karar verdim’ söylemlerini hatırlatan Sevinç, “Tek adam iktidarının yaptığı gibi ‘ben dediğim için oldu, ben yasak dediğim için yasak’ diyor.  En tepedeki Tayyip Erdoğan ve Süleyman Soylu bunu diyorsa en tepedekinden aşağıya kadar bu uygulama böyle oluyorsa trafik polisi, kuryeye bunu diyebilme hakkını kendine tanıyor. En tepeden aşağıya kadar hukuksuzluk ve meşruiyet sorunu var” sözlerini kullandı. 
 
‘Yaptım oldu söylemi denetlemenin bir aracı haline geldi’
 
 “Yaptım oldu” söyleminin toplumu denetlemenin bir aracı haline geldiğini dile getiren Sevinç, bir kararla 7 yıl önce yapılan paylaşımların şu anda suç unsuru olarak görüldüğünü hatırlattı. Sevinç, sözlerine şöyle devam etti: “Kordonda yürüyen bir gencin ters kelepçe ile gözaltına alınması o sahneye tanık olan herkese verilen bir gözdağı. Bugün ‘neden maske takmadınız’ polise dediğimiz an iktidara ya da erkeğe bir şey sorduğunda dayak yiyebilirsin, gözaltına alınabilirsin. Seni kurtarmaya gelen ailen dahi şiddete maruz kalabiliyor. Topluma dayatılan bir algı aslında. Çorum’da polislerin şiddete maruz bıraktığı kişiyi çekenler bile şiddete maruz kalabiliyor çünkü şiddetin delili orada kayıtlı ve bu kayıtların görülmesi istenilmiyor. Ekonomik kriz yoksullaşma, kadınların şiddete karşı mücadele edeceği bir dönem olacağı için iktidar herkesi kendine tehdit olarak görüyor. Yukarıdan kendini ifade eden örgütlere karşı mahallesinde oturan kişilere de ‘ben buradayım devletim, ne dersem o olur’ mantığını kabul ettirmeye çalışıyor. Bu kadar hukuksuzluğun tepki ile karşılaşacağı yerde toplumun sinmesini umut ediyorlar. Ama umut etmesinler şiddet karşısında tepkiyi de doğurur.”
 
‘Raporlar yönlendirilmeyle düzenleniyor’
 
 Polis ve bekçi şiddetinde şikayetin ve soruşturmanın dava sürecine dönüşmesinin zaman aldığını ve bu süreçlerin sürekli uzatılmaya çalışıldığını aktaran Sevinç, yargılama sürecinde mahkemenin faillerin üzerine gitmediğini ve polisi aklamaya dönük bir algı yarattığına dikkat çekti.  Geçtiğimiz günlerde Adana’da polis tarafından katledilen 18 yaşındaki Suriyeli Ali Hemdam’ın polis tarafından ‘dur’ ihtarına uymadığı öne sürülerek katledilmesini hatırlatan Sevinç, “Yargılanan polisin geçtiğimiz günlerde iddianamesi hazırlandı ve Ali’nin yüzünü polise döndüğü ve geri geri polise gittiği görüntüler de açığa çıktı. Orada cezasızlık süreci soruşturma sürecinde başlıyor. Emniyet kriminalize tarafından bir rapor hazırlandı ve kurşunun sekerek değdiğini açıkladı. Raporların yönlendirmeyle düzenlendiğini gördük. Delilerin yok ediliyor ya da raporlar üzerinden oynanarak süreç yürütülüyor” diye konuştu.