5 Haziran davasında faillere ilişkin sorular cevapsız kaldı

  • 09:56 5 Haziran 2020
  • Hukuk
Şehriban Aslan
 
DİYARBAKIR - 5 Haziran davasını takip eden avukatlar, davada etkin soruşturmaların yürütülmediğine ve davalar ile ilgili AYM ve AİHM’e gideceklerine dikkat çekerek, katliamı gerçekleştirenlere ilişkin soruların cevapsız kaldığını söyledi.
 
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5 Haziran 2015’te Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlediği “Büyük İnsanlık” mitingine yönelik bombalı saldırının üzerinden 5 yıl geçti. Yüzbinlerce kişinin katıldığı mitingde saldırı sonucu Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şehmuz Kaçan, Civan Arslan ve Ali Türkmen yaşamını yitirdi, 400’ü aşkın kişi de yaralandı. Saldırının failleri İsmail Korkmaz, Mustafa Kılınç, Orhan Gönder, İlhami Balı ve Burhan Gök hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "Nitelikli öldürme, nitelikli öldürmeye teşebbüs", "tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma" veya "el değiştirme" suçlarından Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararıyla güvenlik gerekçesiyle 24 Mayıs 2016'da Ankara Sincan Batı Adliyesi 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. 
 
Faillere 5 kez ağırlaştırılmış müebbet
 
Davada 25 duruşma sonra karar çıktı. Mahkeme heyeti, İlhami Bali hakkındaki davanın tefrik edilmesine ve Burhan Gök'ün delil yetersizliğinden beraatına karar verirken, 3 sanık hakkında ise 4 kişiyi öldürmek ve anayasayı ihlalden 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, öldürmeye teşebbüsten ve tehlikeli madde bulundurmadan ise 3 bin 336'şar yıl hapis cezası kararını verdi.
 
Ankara’da ki davayı takip eden avukat Şevin Kaya ve Diyarbakır’daki davayı takip eden avukat Nadide Kurul duruşmalara ve davanın seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘İhmal suçundan yargılananların davası devam ediyor’
 
Mahkemece 3 sanığın cezalandırıldığını söyleyen Şevin, bir sanık hakkında beraat kararı verildiğini kaydetti. Şevin, “Firari sanık İlhami Bali yönünden dosya tefrik edilmiştir. Tarafımızca mahkemenin kararına itiraz edilmesi üzerine dava dosyası şu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf aşamasındadır.  Ayrıca katliam sırasında görevli polis memurlarının görevi ihmal suçundan yargılandığı dava da Diyarbakır’da devam etmektedir” dedi. Davanın iddianamenin kabulüyle birlikte güvenlik gerekçesi gösterilerek Ankara’ya nakledildiğini kaydeden Şevin, “Her ne kadar güvenlik gerekçe gösterilmiş olsa da asıl amacın mağdurları dava sürecinden uzak tutup, takipsiz bırakılmasını sağlamaktı. Soruşturma aşamasında gizlilik kararı verildiği için gerekli deliller toplanmadı. Nakledilen mahkemede soruşturmanın genişletilmesi taleplerimizle dosyada sanıkların cezalandırılmasını ve dosyanın aydınlatılmasını sağlamaya çalışsak da gerek mahkeme tarafından çoğu talebimiz reddedildi” diye belirtti.
 
‘İnsanlığa karşı suç işlemekten cezalandırılmasını talep ettik’
 
“Mahkemece davanın ilerleyen aşamalarında kabul edilen taleplerimizde ise aradan uzun bir sürenin geçmiş olması sebebiyle delillerin toplanamamasıyla karşı karşıya kaldık” diyen Şevin, “Böyle büyük bir katliam dosyasında, soruşturma aşamasında toplanılması gerekli tüm deliller toplanılmış olsaydı daha kısa bir sürede dava sonuçlanabilirdi ama anlattığım gibi soruşturma aşamasının yetersizliği ve mahkemenin tavrı nedeniyle dava süreci bu denli uzun sürdü. Mahkeme aşamasında ısrarla sanıkların ‘insanlığa karşı suç işlemekten’ cezalandırılmasını talep ettik. Mahkeme bu talebimizi yerine getirmedi. Ankara Gar Katliamı davasında tefrik edilen dosyada bir sanık hakkında yalnızca insanlığa karşı suç işlemeden iddianame hazırlanmış ve sanık yargılanmaktadır. Ayrıca sonuna kadar davanın tüm yönleriyle aydınlatılmasını sağlamaya çabalıyoruz ve çabalayacağız. Dosyanın takipçisi olduğumuzu ve cezasızlıkla mücadelemizi AİHM’e kadar sürdüreceğimizi belirtmek isteriz” şeklinde konuştu.
 
‘Önümüzdeki günlerde gerekçeli kararı istinafa taşıyacağız’
 
Katliama ilişkin iki ayrı soruşturmanın yürütüldüğüne vurgu yapan avukat Nadide Kurul da şunları aktardı: “Birinci dava katliamı gerçekleştiren ‘tetikçilerin’ yargılandıkları Ankara Batı 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bu dosya Diyarbakır’dan Ankara’ya nakledildi. Bu davada 3 sanık cezalandırılırken bir sanık da beraat etti. Gerekçeli kararı tarafımıza tebliğ edildi. Müşteki avukatları olarak bu karara karşı gerekçeli istinaf başvurumuzu önümüzdeki günlerde yapacağız. Diğer dava ise Diyarbakır 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde güvenlik görevlilerinin yargılanmalarının yapıldığı davadır. Bu dava halen devam ediyor. Bu dosyada da soruşturma aşamasında etkin bir soruşturma yürütülmedi. Örneğin mitingde iki patlama gerçekleşmişken iddianame sadece birini kapsıyordu. Yargılama itirazlarımız sonrasında diğer patlamaya ilişkin ek iddianame düzenlendi. Müştekilerin çoğu açılan davaya katılmalarına dair talepleri alınıyor.”
 
‘Diğer kamu görevlilerine hiçbir soruşturma açılmadı’
 
Nadide, yargılamanın ağır ceza mahkemesinde yapılmasına ilişkin itirazlarının sürekli reddedildiğini belirterek, “Yine sanıkların çoğunun ifadeleri hep talimat yolu ile alındı. Sanıkların mahkemenin huzurunda dinlenilmesine dair taleplerimiz de kabul edilmedi. Ayrıca en önemlisi bu katliamda yasal olarak sorumluluğu bulunan diğer kamu görevlileri (Vali, emniyet müdürü, güvenlik istihbarat şube müdürlüğü) hakkında hiçbir soruşturma açılmadı. Ayrıca her iki dosyada mahkemelerin yaklaşımı, şekli ve yüzeysel bir yargılama yaparak davaları sonuçlandırmak. Her iki dosyada da müşteki vekilleri olarak gerçeğin açığa çıkartılması için ileri sürdüğümüz taleplerimiz reddedildi. Ve ne yazık ki katliamda aydınlatılmayan, karanlıkta kalan çok nokta kaldı. Ankara ve Suruç patlama dosyaları benzer dosyalardır. Aslında bu dosyalar birbiri ile bağlantılı dosyalardır” ifadelerini kullandı.
 
‘Mağdurların davayı takip etmeleri engellendi’
 
5 Haziran davasında etkin soruşturmanın yürütülmemesinden dolayı art arda birçok katliam yaşandığını kaydeden Nadide, devamında şöyle konuştu: “Zira 5 Haziran dosyasının yakalanmayan sanığı olan İlhami Bali, diğer dosyalarla da bağlantılıdır. Yargılamanın uzun sürmesi yargı pratiğimiz açısından normal bir durum olsa da adil yargılama açısından normal kabul edilemez. Bu dosyalarda soruşturma aşamasında gizlilik kararı ile dosyaya ulaşmamız çok uzun bir süre engellendi. Ve etkin bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturmanın daha ilk başlarında savcılıkta araştırılmasını istediğimiz konulardaki taleplerimiz dikkate alınmadı. Örneğin miting alanına bombaları yerleştiren Orhan Gönder’in Diyarbakır’da kaldığı süre içerisinde kimlerle bağlantı kurduğu, nasıl bu kadar kolay bir şekilde bu katliamı gerçekleştirebildiği soruları cevapsız kaldı. Ayrıca davanın Ankara’ya nakledilmesi ile mağdurların davayı takip etmeleri engellendi.”
 
‘Dosyaları Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e taşıyacağız’
 
Nadide, son olarak da “Davaların sonucunda yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü çok fazla bir şey beklemememiz mümkün değil. Bu nedenle tüm gerekçelerin ortaya çıkarması ve karanlık hiçbir noktanın kalmaması ve tüm sorumluları yargılanması için bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Dosyaları Anayasa Mahkemesi'ne ve AİHM’e taşıyacağız” dedi.