Akademisyenlerin davasından: Barışı desteklemek için imza attım

  • 13:38 7 Aralık 2017
  • Hukuk

 

İSTANBUL - Barış Bildirisi'ne imza attıkları için haklarında dava açılan kadın akademisyenlerden Aylin Altınay Cingöz, barışı desteklemek için imza attığı bildiriden kendisinin sanık yapılmasına şaşkın olduğunu söyledi.  
 
Barış Bildirisi'ne imza attıkları için haklarında "Örgüt propagandası" yapmak iddiası ile dava açılan Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atan 1128 imzacıdan 148'inin dava süreci İstanbul 32, 33 ve                  34'üncü Ağır Ceza mahkemelerinde bugün de devam etti. Bugünkü davalarda toplam 32 akademisyen yargılanıyor. Bugün başlayan duruşmalarda kadın akademisyenler ağırlıklı olarak İstanbul 32'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.
 
İlk olarak 32'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde, İstanbul Üniversitesi'nden Aylin Altınay Cingöz hakim karşısına çıktı. Aylin, 38 yaşında bir akademisyen olduğunu belirterek akademik geçmişi hakkında bildi verdi. Hayatı boyunca akademide kalmak istediğini söyleyen Aylin, bilimle uğraşıp topluma hizmet etmek istediğini söyledi. Bilimin evrensel ve tutarlı olması gerektiğini söyleyen Aylin, "Bilimsel bilgiler merak etmekle başlar. Bilimsel yaklaşım önyargılardan uzak bir bakış açısı geliştirmeyi gerektirir. 11 Ocak 2016'da attığım imza da böyle bir sürecin sonucudur. Ben de her vatandaş gibi 2016'da yaşananları üzüntü ile izledim. Avukatların AİHM'e başvuru yaptığını duydum. Uzun süre akademide tartışıldı. Cenazeler sokakta bekletilirken, dolapta bebekler bekletilirken anne olarak buna sessiz kalamazdık. Barışa katkı sunmak istedim. Sonrasında sosyal medyada hedef haline getirildik. Savcılık tarafından soruşturma başladı ve emniyet'e ifade verdik.  Devletten barış talep ettiğimiz bu bildirinin benden bir sanık yaratmasına şaşkınım. Hiçbir silahlı örgütün propagandası yapmadım, desteklemiyorum" dedi.  
 
Daha sonra söz alan avukat Arin Gül Yeniaras, savcının iddianameyi hazırlarken tarihsel süreçten de söz ettiğini belirterek sözlerine başladı. İddianame metninde ikinci bir bildiri olarak değerlendirilen bildirinin bildiri değil aslında basın açıklaması olduğunu söyleyen Arin, "Her bir sanık için ayrı ayrı düşünülmesi gereken husus var, ancak şahsilik ilkesi ihlal edilmiştir. Yaklaşık 600 akademisyenin iddianamesi kopyala yapıştır yöntemle yapılmıştır. Biz bunlara da itiraz ettik" diye konuştu. 
 
İddianameyi "havuz" iddianame olarak değerlendiren Arin, bildirinin şiddete değil şiddetin durmasına çağrı yaptığını belirtti. Arin, "Barış Bildirisi"nin yayınlandığı dönemde çatışmalar nedeni ile yaşamını kaybeden sivillere ilişkin raporları da hatırlattı. İngilizce bildirinin yanlış ve eksik çevrildiğini örneğin, "Kurdish province" kelimesini "Kürdistan" olarak çevrildiğini anlatan Arin, kendi telefonundaki Google sayfasından "Kurdish" yazdı ve mahkeme heyetine bunun Kürt anlamına geldiğini Kürdistan anlamına gelmediğini belirtti.
 
Arin, Aylin hakkında beraat talebinde bulundu. Ancak mahkeme heyeti, beraat şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile talebi kabul etmedi. 
 
Mahkeme heyeti, iddianamede geçen 10 Mart 2016 tarihli bildiride imzası olan kişilerin araştırılması ve mahkemeye bildirilmesi için İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na müzakere yazılmasına ve gelen bilgilere göre savcının yeni bir iddianame yazmasına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 23 Şubat'a ertelenmesine karar verdi. 
 
Ayrıca duruşma öncesi basın açıklaması yapan meslek örgütleri, akademinin biat etmeyeceğini belirterek, barış talebine vurgu yaptı.