Nusaybinli çocuklar, kameralar kapatıldıktan sonra yapılan işkenceyi anlattı

  • 10:29 12 Ocak 2018
  • Hukuk

 

MARDİN - Nusaybin'de 'sokağa çıkma yasağı' sırasında çatışma bölgesinden çıktıktan sonra tutuklanan 17'si çocuk 67 kişi hakkında açılan davanın, 1 buçuk yıl sonra kapalı görülen duruşmasında savunma yapan çocuklar, kameralar kapandıktan sonra maruz bırakıldıkları işkenceyi anlattı.
 
Mardin Nusaybin'de 26 Mayıs 2016 tarihinde ilan edilen 'sokağa çıkma yasağı' devam ederken, ilçeden tahliye edildikten sonra gözaltına alınıp, tutuklanan 17'si çocuk 67 kişi, haklarında hazırlanan iddianame kapsamında bir buçuk yıl sonra 9 Ocak günü ilk kez hakim karşısına çıktı. Haklarında 19 ayrı suçtan iddianamenin kabul edildiği Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma, tutuklu yakınları ve gazeteciler alınmayarak kapalı görüldü. 
 
Çocuklar SEGBİSİ kabul etmedi
 
8 çocuk duruşmaya getirilirken, 9 çocuk ise SEGBİS aracılığıyla hazır edildi. Tutuklu çocukların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşma, Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen belgelerin okunmasıyla başladı. Yapılan kimlik tespiti ardından çocuklar savunmalarını Kürtçe yapma talebinde bulunması üzerine tercüman getirildi. Farklı cezaevlerinde bulunan 7 çocuk da SEGBİS ile ifade vermeyeceğini beyan etti.
 
'Gizli tanık beyanları işkence eşliğinde alındı' 
 
Duruşma tutanağı ise, iki gün sonra avukatlara verildi. Duruşmada savunma yapan çocuklardan ilki, sokağa çıkma yasağı boyunca bodrum katında kaldıklarını ve çatışmalara katılmadığını ifade etti. Çatışma bölgesinden çıktıktan sonra ise devlet güçleri tarafından şiddete maruz bırakıldıklarını anlattı. Dosyada bulunan hakkındaki gizli tanık beyanlarının rızaen verilmediğini, işkence yoluyla alındığını kaydeden çocuk, "İfadelerin altına sadece imza atılmıştır. Hakkımdaki beyanları kabul etmiyorum, bulunduğumuz yer çatışma içerisindeydi bu sebeple kıyafetlerimde atış artığı olması normaldir" dedi.
 
'Askerler sırayla işkence uyguladı'
 
Tutuklu bir diğer çocuk ise, savcılık aşamasında verdiği ifadeyi kabul etmedi. "Bodrumda bulunan 25 kişi teslim olduk. Biz teslim olacağız dedikten sonra bizi almaya gelen kolluk kuvvetleri bizi kameraya aldılar.  Bizi ailemize teslim edeceklerini söylediler, ancak bizi aldıktan sonra başka bir yere götürdüler. Sekize sekiz şekilde dizilmiş askerler bize işkence yaptı. Benim sırtımda sopa kırdılar, zorla teşhis tutanaklarında geçtiği gibi teşhis yaptırdılar" diyen çocuk, bunu gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı ilk mahkemede de söylediğini, ancak zapta farklı bir şekilde geçirildiğini ifade etti.
 
Kamera kapandığı anda tüm işkence yöntemleri devreye konulmuş!
 
İşkence gördüğünü söylediği savcının, 'Dua et ölmemişsin' dediğini paylaşan çocuk, teslim oldukları sırada askerler tarafından elbiselerinin çıkarıldığını belirterek, "Sırayla çıktığımız zaman kameralar bizi tespit ediyordu. Kamerayı geçtikten sonra arka kısımda bizi yüz üstü yere yatırdılar ve bize o şekilde işkence yaptılar. Polis ve askerler o okulu işkence yeri olarak kullanıyorlardı. Beni sürükleyerek götürmüşlerdi, saçımdan tutarak, bu şekilde bilincimi kaybettim. Kamerayı kapattıkları zaman işkenceye devam ediyorlardı. Okulun içerisinde başka bir bölüme beni aldılar, diğer bölümden haykırışlar sesler geliyordu ve işkence yapıyorlardı" dedi. 
 
Ayrıca, kolluk kuvvetlerinin kendisini aldıkları alanda 2-3 askerin kendisine cinsel istismarda bulunmaya çalıştığına vurgu yaptı. 
 
'İddianame olasılıklar üzerinden hazırlandı' 
 
Yapılan bu sanık beyanlarının ardından söz alan ve iddianamenin olasılıklar üzerinden hazırlandığını vurgulayan avukat Kamuran Tanhan, "Tamamı suçlu gibi gösterilmek istenmiştir. Maddi gerçek araştırılmadan düzenlenen bir iddianame var" diyerek, yargılamanın tutuksuz yapılmasını istedi.
 
'Dosya işkence altında hazırlandı' 
 
Avukat Rengin Ergül ise, yaptığı savunmada mahkeme heyetinin dikkatini müvekkili ve diğer sanıklara uygulanan işkenceye çekti. Rengin, "Müvekkilimiz işkence sonucunda yüzünde eskimoz oluşmuştur. AİHM kararlarına bakıldığında bu yasalara aykırıdır. İşkence altında alınan çocukların ifadelere dayanılarak dosya hazırlanmıştır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş delillerin bu dosyada kullanılması AİHM kararlarına ve Anayasa Mahkemesi'nin 38. Maddesi'ne göre hukuka aykırıdır. Müvekkilimiz silah kullandığı söylenmektedir, ancak swap örneği temizdir. Antimon maddesinin çıkmasının sebebi ise bulunduğu bodrum ortamındandır. Bir kişinin çatışma olmuş bir yerden geçmesi sonucunda bile antimon maddesinin bulaşması ihtimali vardır. Bu nedenle ve işkence altında alınan çocukların ifadelerine dayanılarak dosyanın hazırlanması hususu kanuna aykırıdır" dedi.
 
Savcı tutukluluğun devamını istedi 
 
Çocuklar ve avukatlarının yaptıkları savunmalar ardından mütalaa veren savcı, "Çocukların üzerine atılı suçları işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin olması, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması ve çocukların delilleri karartma ihtimalinin bulunması" gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi.
 
Görüntülerin dosyaya konulma talebi reddedildi 
 
Yapılan savunmalar ardından mahkeme heyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gerekçe göstererek, 17 çocuğun tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, avukatların çocukların teslim oldukları ana dair görüntülerin dosyaya eklenmesi talebine, TSK'nın sokağa çıkma yasağı sırasında hangi mühimmatların kullandığına dair müzekkere yazılması talebini ret etti. Ayrıca mahkeme, SEGBİS aracılığıyla savunma yapmayan çocukların gelecek duruşmada hazır edilmesine karar vererek, duruşmayı 10 Nisan'a erteledi.