9 milyon kişi kalp yetersizliği riskiyle karşı karşıya

  • 09:06 12 Mayıs 2019
  • Sağlık
HABER MERKEZİ -Türkiye’de 9 milyon kişinin kalp yetersizliği gelişimi açısından risk altında olduğunu belirten Prof. Dr. Yüksel Çavuşoğlu, hastalığa karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. 
 
Kalp yetersizliği, kalp performansının azalması, kalbin doku ve organlara gerekli ve yeterli kanı gönderememesi sonucu ortaya çıkan, belirtilerin çoğunlukla başka hastalıklarla karıştırılması sonucu teşhisi geciken klinik bir tablo. Kalp yetersizliğinde, akciğerlerde su toplanmasına sebep olması nedeniyle, başta pnömokok enfeksiyonu (zatürre) olmak üzere enfeksiyon gelişme riski yüksek. Kalp yetersizliği olup da zatürre gelişen hastalarda ise enfeksiyon çok ağır geçiyor, genellikle hastaneye yatırılarak tedavi gerektiriyor ve bu vakalarda ölüm riski yüksek oluyor.
 
9 milyon kişi kalp yetersizliği riski altında
 
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Çavuşoğlu, kalp yetersizliğinin başlıca belirtilerinin çoğunlukla başka nedenlere yorularak atlandığını belirterek şu bilgileri verdi: “Kalp yetersizliği yaşam boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Belirtileri arasında nefes darlığı, ayaklarda şişme ve çabuk yorulma bulunur. Bunun yanında öksürük, iştahsızlık, vücut ağırlığında değişiklik, gece sık idrara çıkma, yorgunluk ve bitkinlik de görülebilir. Bu şikayetler çoğunlukla başka nedenlere yorularak atlanmaktadır. Aslında bu belirtiler ortaya çıkmadan uzun süre önce kalp yetersizliğine zemin hazırlayan faktörler nedeniyle kalpte yapısal değişiklikler başlar ve yıllar sonra kalp yetersizliği belirgin hale gelir. Bu da kalp yetersizliğine adım atmaya hazır potansiyel büyük bir hasta grubunun olduğu anlamına gelir. Bugün için ülkemizde 9 milyon kişinin kalp yetersizliği gelişimi açısından risk altında olduğu tahmin edilmektedir.”
 
‘Toplum sağlığını tehdit eden boyutlara ulaşabilir’
 
Kalp yetersizliğinin önümüzdeki 15-20 yıl içinde toplum sağlığını tehdit eden boyutlara ulaşacağının tahmin edildiğini belirten Yüksel Çavuşoğlu, "Hipertansiyon, şeker hastalığı, obezite, kalp damar hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kronik böbrek yetersizliği, kalp kapak hastalığı, kalp ritim bozuklukları, kalp kası hastalığı veya doğumsal kalp hastalığı, kalp yetersizliğine zemin hazırlayan durumlardır. Günümüz modern tedavi yöntemleriyle bu hastalıklara bağlı ölümler engellenebilir ve yaşam süresi uzayabilir. Ancak bu hastaların büyük bölümünde zamanla kalp yetersizliği gelişmektedir. Bu hastalıkların zamanında tespiti ve tedavisi kalp yetersizliğine gidişi önler veya yavaşlatır. En önemli faktörlerden bir diğeri yaştır. 40 yaş sonrası yaşam boyu kalp yetersizliği gelişme riski yüzde 20'dir. Toplumda kalp yetersizliği görülme oranı genel olarak yüzde 2-3 iken, 70 yaş sonrası bu oran yüzde 10'a, 80 yaş sonrası yüzde 15-20'lere çıkmaktadır” dedi. 
 
‘Kalp yetersizliği hastalarında enfeksiyon gelişme riski yüksektir’
 
Yüksel, akciğerlerde su toplanmasına sebep olması nedeniyle kalp yetersizliğinde başta akciğer enfeksiyonları, grip ve zatürre olmak üzere enfeksiyon riskinin arttığını vurguladı. Kalp yetersizliğinde özellikle akciğer pnömokok enfeksiyonu (zatürre) riskinin yüksel olduğunu belirten Yüksel, tüm kalp yetersizliği hastalarının hem grip aşısı hem de pnömokok (zatürre) aşısı yaptırmalarını önerdi. 
 
Kalp yetersizliği hastaları tedavilere ek olarak yaşam tarzlarını değiştirmeli
 
Yüksel, kalp yetersizliğinde erken tanının, hastalığın ciddiyetinin ortaya konması ve buna göre oluşturulacak tedavi planının yakın takip altında uygulanmasının önemli olduğunu belirterek, şu önerilerde bulundu: “Bu hastalarda ilaç tedavisine ek olarak yaşam tarzı değişiklikleri (tuzsuz diyet, sebze meyve ağırlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz programları vb.) ve gerekli olgularda kalp pili tedavisi veya kalp şoklama cihazlarının uygulanması, yaşam kalitesinin düzeltilmesi ve ölümlerin azaltılmasında etkilidir. Bu hastaların en önemli sorunlarından bir tanesi de sık hastaneye yatış ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. Hastane yatışlarının azaltılması da ancak hastalık konusunda eğitilmiş bilinçli hasta ve hasta yakınları ile mümkün olabilir. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak ve ileri olgularda yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek toplumun kalp yetersizliği konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlenmesi ile mümkün olabilir.”