SES: KHK’liler ve atama bekleyenler göreve başlatılmalıdır

  • 13:34 25 Mart 2020
  • Sağlık
İSTANBUL - SES İstanbul Şubesi, koronavirüs salgınına ilişkin yaptığı basın açıklamasında talep ve önerilerini sıraladı. Açıklamada, “KHK ile ihraç edilen, atama bekleyen sağlık personeli derhal göreve başlatılmalıdır. Mevcut sağlık emekçilerini risk altında çalıştırarak süreci yürütme planından derhal vazgeçilmelidir” vurgusu yapıldı.
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubesi dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınına ilişkin Skype üzerinden basın açıklaması yaptı. Açıklamaya SES Aksaray Şube Eşbaşkanı Yasemin Bakır, SES Bakırköy Şube Eşbaşkanı Hatip Şengül, SES Anadolu Şube Eşbaşkanı Nurdan Gürer, SES Şişli Şube Eşbaşkanı Fadime Kavak katıldı. Açıklamayı Fadime Kavak okudu.
 
Türkiye’de Covid-19 salgınının görülmesinin üzerinden 15 gün geçtiğini hatırlatan Fadime, hala pandemide uygulanan önlemlerin hayata geçirilmesi noktasında ciddi riskler, eksiklikler ve sorunların yaşandığını belirtti.
 
SES olarak sağlık hizmetlerinin yürütülmesini ve sağlık emekçilerinin korunması için alınacak önemleri yakından takip ettiklerini dile getiren Fadime, “Şimdiye kadar Covid-19 ile mücadelede yeterli planlamanın ve hazırlıkların olmadığını gördük. Bundan sonra yapılacaklar üzerine hızlı-acil harekete geçilmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda, sendika yönetici, temsilci ve üyelerimizden de aldığımız geri dönüşler doğrultusunda sağlık alanındaki eksiklikler ve önerilerimizi paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Hastanelerimizde acil eylem planına kısmen ve geç geçilmiştir. Hastane olağanüstü eylem planları ile ilgili tatbikatlar yapılmamıştır. Acil eylem planlarının nasıl olacağına ilişkin çalışanlar bilgilendirilmemiş; dahası sağlık emekçilerinin acil durum çalışma planlarının hazırlanması için görüş ve önerileri, sağlık durumları, ailevi ve özel koşulları çalışanlarca birlikte değerlendirilmemiş ve planlanmamıştır. Hastane idarecileri büyük oranda acil eylem planları konusunda donanımsız durumdadır” dedi.
 
‘Sağlık emekçilerine güncel bilgilendirme yapılmalı’
 
Olağanüstü dönem uyarısı olmasına rağmen bazı hastanelerde sağlık hizmetlerinin olağan koşullarda yürütüldüğünü kaydeden Fadime, başta sağlık emekçileri ve hastaneler için alınacak önlemlerin acilen belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Sağlık emekçilerine Covid-19’la ilgili bilimsel ve güncel rehberlerle bilgilendirme yapılmasını isteyen Fadime, şöyle devam etti: “Şüpheli vakalara yaklaşım ve karantinaya alınan hastaya yaklaşımını da içerecek şekilde yeterli eğitimler verilmelidir. Çalışma ortamından kaynaklanan riskleri en aza indirmek için gerekli tüm önleyici ve koruyucu önlemlerin alınması, bu kapsamda da tüm sağlık emekçilerine uygun kalitede, nitelikte ve sayıda kişisel koruyucu ekipmanın (maske, eldiven, gözlük, önlük, el dezenfektanı vb.) sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü rehberleri, 6331 sayılı yasa ve mevzuat gereği yönetsel sorumluluk ve zorunluluktur. Ancak, hastanelerde şimdiden sağlık emekçilerine yeterli sayıda ve kesintisiz olarak verilmesi gereken koruyucu ekipman tedarikinde çok ciddi sıkıntı yaşanmaktadır.”
 
Neredeyse tüm sağlık kurumlarının tamamında cerrahi maske ve eldiven dahi temin edemeyen sağlık emekçilerinin olduğuna değinen Fadime, N95-FFP2 veya N99-FFP3 maskelerin bazı hastanelerde ya hiç bulunmadığını ya da kullanılması gereken birimlerde kişi başına bir adet verildiğini belirtti. Fadime, yüz kalkanı yerine ergonomik olmayan koruyucu gözlükler ya da nem bariyerli önlükler yerine su geçiren tek kullanımlık önlük verildiğini de sözlerine ekledi. Taleplerin İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kurullarına iletilmesine rağmen çözüm oluşturulmadığını vurgulayan Fadime, el dezenfektanlarının idareli kullanılması gerektiği konusunda sıkça kurum içi uyarılar yapıldığına dikkat çekti.
 
‘Tüm hastaneler riskli birim kabul edilmeli’
 
Hastanelerin tüm alanlarının riskli birim kabul edilmesi gerektiğinin altını çizen Fadime, “Bazı hastanelerin sadece acilleri dezenfekte edilmektedir.  Şüpheli hastanın geldiği durumda hastanelerde hastayla temas halindeki tüm sağlık emekçileri teste tabi tutulmalıdır. Acilde ve birinci basamakta yaşanan yoğunluğun azaltılması amacıyla aile hekimliğinde telefon randevuları ile hastalıklar gruplandırılmalı, ivedi olmayan sirkülasyon azaltılmalıdır. Acillere başvuran şüpheli vakalar konusunda triaj uygulaması hassas bir şekilde yapılmalı diğer hasta ve yakınları için izolasyon sağlanmalıdır. Ortak kullanım alanlarının hijyeni ve dezenfekte edilmesi uygulaması en hassas şekilde yürütülmelidir. Sağlık emekçilerinin büyük çoğunluğu sivil kıyafetlerinin üstüne önlük giymekte işi bittiğinde önlüğü çıkarıp sivil kıyafetle evine gitmekte, ya da kullandığı önlüğü evine götürüp yıkamaktadır. Kriz atlatılana kadar sağlık personeli kıyafetleri hastanelerin sağlayacağı çamaşırhanelerde yıkanmalıdır” diye konuştu.
 
‘Test yapılan hastane sayısı artırılmalıdır’
 
Fadime, sağlık emekçilerinin karantina uygulamalarına maruz kalması durumlarında beslenme ve barınma koşullarının düzenlenmesi ile ilgili planlar yapılması gerektiğini ifade etti. “Okul çağında çocuğu bulunan ebeveynlerden biri mutlaka idari izinli sayılmalıdır” diyen Fadime, “Yıllardır personel eksiğini giderecek şekilde sağlık işgücü planlaması yapmayan, sağlık meslek örgütleri ve sendikaların taleplerini görmeyen iktidarlar, Covid-19 virüsüyle ilgili kriz sürecini de mevcut sağlık emekçilerini daha fazla sürelerle ve daha fazla risk altında çalıştırarak yürütmeyi planladığı anlaşılmaktadır; bu plandan derhal vazgeçilmelidir. Artan iş yükünü ve sağlık hizmetlerinde yaşanan olağanüstü durumu dikkate alarak güncel çalışma planlanması yapılmalı, sağlık emekçilerinin sayısı artırılmalı, fazla mesailer kaldırılmalı, 24 saat nöbetli çalışma uygulamasından vazgeçilmeli, nöbetler yedekli çalışma sistemine göre yeniden düzenlenmeli, çalışma süreleri maruziyetinin en aza indirecek seviyelere çekilmeli, mesai düzenlemeleri yeniden yapılmalıdır” açıklamalarında bulundu.
 
‘Atamalar derhal yapılmalı’
 
Çalışan eksikliğinin acilen giderilmesi için Türkiye’de yeterince sağlık emekçisinin olduğunu hatırlatan Fadime “Ataması yapılmayan yüzbinlerce sağlık emekçisi, ataması yapılmış ancak güvenlik soruşturması nedeniyle işlerine başlatılmayan sağlık emekçileri, Kanun Hükmünde Kararnamelerle hukuki süreçler işletilmeden ihraç edilen sağlık emekçileri acil bir düzenleme ile ihtiyacı karşılayacak şekilde göreve başlatılmalıdır. Şu an Sağlık Bakanlığının idari izinlerle ilgili son yazısı nedeniyle izin kullandırılmayan kronik hastalığı bulunan yüzlerce sağlık emekçisi risk altında, sağlık kurumlarının her yerinde çalıştırılmaktadır. Bu konuda Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanan ilk kararnamenin Sağlık emekçileri için de uygulanması acilen sağlanmalıdır” dedi.
 
Fadime, acil olarak uygulanmasını istedikleri talepleri şöyle sıraladı:
 
“* Döner sermaye ile ilgili kısmi ve geçici düzeltmeden diğer tüm sağlık emekçileriyle aynı risklere maruz kalan taşeron çalışanlar yararlanamamaktadır. Bu haksızlık giderilmelidir.
 
* Salgın döneminde fazla çalışma yasaklanmalıdır. Sağlık çalışanları aşamalı olarak idari izinlerle dinlendirilmeli yedekte bir sağlık gücü oluşturulmalıdır.
 
* Sağlık hizmetlerinin tümünün ücretsiz, eşit, ulaşılabilir ve anadilinde verilmesi sağlanmalıdır. Sağlık hizmetlerine ulaşımda en çok ayrımcılık ve zorluk yaşayan gurupların sağlık hizmetlerine ve koruyucu önlemlere ulaşmasının sağlanması için özel tedbirler alınmalıdır. Genel sağlık sigortası kapsamı dışında kalanlar kapsama alınmalı, her türden katkı katılım payı uygulamaları iptal edilmelidir.
 
* Yurtdışından gelenler ile vaka temaslıların tümü kayıt altına alınmalı 14 gün süreyle karantinaya alınmalı ve izlenmelidir. Evlerinde karantinada tutulan şüpheliler İlçe Sağlık Müdürlükleri tarafından görevlendirilecek sağlıkçılar tarafından, her gün düzenli olarak yapılacak ev ziyaretleriyle takip edilmelidir. Bu şüphelilere karantinanın önemi ve uyulması gereken kurallar konusunu da içeren eğitimler yine aynı çalışan tarafından verilmelidir. Şüphelilerin durumu her gün rapor edilmelidir.
 
* ASM’ler tarafından yerinde hizmet sunulan yaşlı ve bakıma muhtaç olanlar ve yaşlı bakımevleri, çocuk esirgeme yurtları gibi kurumlar haftada en az iki defa ziyaret edilmeli, kişilerin izlemi yapılmalı, şüpheli olgular kayıt altına alınarak, ilk aşamada tanı testi için örnek alınmalı ve tecrit edilmeli, düzenli eğitim programı uygulanmalıdır.
 
* Toplu taşıma araçların ücretsiz olması sağlık emekçilerin temel hakkıdır. Bu durum sorunu çözmüyor. En riskli grup olan sağlık emekçileri için ve toplumun geneli için sağlık emekçileri toplu taşıma kullanması yerine sadece sağlık emekçilerinin kullanımında olacak ve dezenfektasyonu Bakanlık tarafından denetim altına alınacak ücretsiz ve yeterli sayıda servisler sağlanmalıdır.
 
* Savaşın yerinden yurdundan ettiği çocuklar, günlerdir can güvenliği olmayan koşullarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Barınma, sağlık ve temel ihtiyaçların karşılanamaması, ailelerinden ayrı düşmelerine bağlı olarak refakatsiz kalmaları veya aile birleşimlerinin gerçekleşmemesi, eğitim haklarından mahrum kalmaları, ucuz işgücü olarak görülmeleri nedeniyle kayıt dışı ve yasadışı istihdam edilmeleri, silahlı çatışmalara dâhil edilmeleri, psikolojik, fiziksel ve cinsel istismar vb. pek çok hak ihlaline maruz bırakılıyorlar. Hiçbir çocuğun zarar görmemesi ilkesinden hareketle;
 
* Çocukların bir an önce ebeveynleriyle birlikte güvenli alanlara ulaşımlarının sağlanmasını,
 
* Hijyenik bir ortamda koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetine erişimlerinin kolaylaştırılmasını,
 
* Barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasını,
 
* Çocuklarla ilgili; ötekileştiren, kutuplaştıran, rekabete dayalı ve şiddet kültürünü besleyen söylem ve haberlerin yapılmamasını,
 
* Hiçbir çocuk dışarıda kalmayacak şekilde planlama ve önceliklendirme yapılmasını,
 
* Tüm sürecin kapsayıcı, şeffaf, hesap verebilirlik ilkeleriyle işletilmesini talep ediyoruz.
 
‘Tahliyeler gerçekleştirilmeli, infazlar ertelenmeli’
 
Adalet Bakanlığı açıklamalarına göre Ocak 2020 itibariyle 355 cezaevinde 11 bin civarında kadının içinde olduğu 294 bin tutuklu-hükümlü bulunduğunu hatırlatan Fadime, şunlara dikkat çekti: “Cezaevlerinde 3 bin 100 çocuk hükümlü ve tutuklu bulunurken, 780 çocuk ise anneleri ile birlikte cezaevlerinde kalmaktadır. Koronavirüs salgını nedeniyle birçok ülkede cezaevlerinde ayrımsız tahliyeler başlatılırken ülkemizde iktidarın siyasi tutuklu ve hükümlüler dışındakileri kapsayacak bir çalışmayı hızlandırdığını açıklaması kabul edilemez. Biliyoruz ki, son yıllarda çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi-üyesi ‘terör soruşturması’ adı altında tutuklanmıştır. Dolaysıyla cezaevlerinde öncelikle tutukluların hızla tahliyesi sağlanmalı; yaşam hakkı ve ifade özgürlüğü esas alınarak siyasi tutuklular, gazeteciler, yaşlılar, hasta mahkûmlar, çocuklar tahliye edilmeli, infazlar ertelenmelidir.
 
Öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından hastanelerde acil durum ilan edilmelidir. Sonuç olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün protokolleri titizlikle uygulanmalı, sürecin en etkili şekilde yönetilmesi için tüm sağlık meslek örgütleri ile işbirliği içerisinde olunmalıdır. Bu kapsamda sağlık hizmetleri ve sağlık emekçilerinin organizasyonu konusunda önerilerimizi Dünya Sağlık Örgütü’nün rehberini de dikkate alarak değerlendirmekteyiz.”