TTB’li Elif Turan: Koruyucu ekipmanlar eksik

  • 13:27 27 Mart 2020
  • Sağlık
Medya Üren
 
DİYARBAKIR - Giderek vaka sayısı yükselen koronavirüse ilişkin değerlendirme yapan Doktor Elif Turan, “Alınan tedbirler yetersiz. Bir an önce cezaevlerindeki mahpuslara dönük gerekli önlemler alınmalıdır” diye vurguladı.
 
Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyanın birçok yerine yayılmasıyla birlikte pandemi ilan edilen koronavirüs endişe yaratmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiği duyuruldu. Ardından gelen açıklamalarla birlikte vaka sayısının hızla artış gösterdiği dikkat çekti. Bakanlık tarafından yapılan son açıklamaya göre Türkiye’de 75 yurttaş yaşamını yitirdi, vaka sayısı ise 3 bin 629’a yükseldi. Büyük bir tehlike arz eden koronavirüs ile ilgili Tabipler Birliği üyesi Doktor Elif Turan değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Koronavirüsü zatürre çeşididir’
 
Yeni koronavirüsün insanlarda yeni tespit edilen bir virüs olup koronavirüs familyasından geldiğini söyleyen Elif, yeni tip virüsün insan ve hayvanlarda kimi hastalıklara yol açtığını ifade etti. İnsanlarda, zatürre, nefes darlığı, organların işlevsiz kalması gibi önemli rahatsızlıklara yol açtığını belirten Elif, daha önemli olarak ölümlere sebep olduğunu aktardı. Elif, “2003’te SARS ve 2012’de MERS, koronavirüsü familyasından bir çeşit olarak görüldü. Bu virüs hayvanlardan insanlara, insanlardan da insanlara bulaşmaktadır. Son türü de 2019’un son aylarında Çin’in Wuhan kentinde bir zatürre çeşidi olarak tespit edildi. Yapılan araştırmalar sonucunda bunlarda yeni koronavirüsün tespit edildiği açığa çıktı. 2020’nin başlarında koronavirüsün (Covid-19) adıyla yeni türü tespit edildi. Bu virüs, damlacıklar şeklinde bulaşıp bir metreye kadar gidebiliyor. Nesnelere yapışan damlacıklar insanlara bulaşabiliyor. Bu virüs normal bir grip olarak atlatılabileceği gibi zatürre gibi ağır da seyredebilir ve ağır hasarlara sebep olabilir” dedi.
 
‘İnkübasyon süreci 2 ila 14 gündür’
 
Virüs kapan insanlarda belirtilerin aynı saniyede açığa çıkmadığını kaydeden Elif, etkisini 2 ila 14 günde gösterdiğini aktardı. Elif, bu sürecin inkübasyon yani kuluçka süreci olarak adlandırıldığını ifade etti. Bu hastalığın en önemli belirtisinin ateş, öksürük ve nefes darlığı olduğunu söyleyen Elif, bunların yanı sıra ishal, halsizlik, kusma gibi rahatsızlıkların da görülebildiğinin altını çizdi. İnsanların almaları gereken tedbirlere dikkat çeken Elif, “Alabileceğimiz en önemli tedbir elimizi yıkamaktır. Çünkü yeni koronavirüs yapılan araştırmalara göre su ve sabun ile geçebilmektedir. Dezenfektan ile de geçiyor fakat dezenfektanı su ve sabun imkanının olmadığı yerlerde kullanılmasını öneriyoruz. Çünkü dezenfektanın fazla kullanılması ellerin çatlamasına sebep oluyor bu da virüsün hem daha kolay girmesine hem de vücutta daha kolay yayılmasına sebep olmaktadır. Kucaklaşma, tokalaşma ve el ele tutuşmaktan kaçınmalıyız. Bu durum bizim sevgimizi azaltmaz. Bu virüs çok çabuk bulaşıyor. Yüzde 3-4 oranında bir ölüm gerçekleşiyor bu ciddi bir orandır” diye konuştu.
 
‘Tedbirle yayılmasını önleyebiliriz’
 
Elif konuşmasına şu şekilde devam etti: “Damlacıklar halinde bulaşan bu virüs bir nesnede bir saat ile bir hafta kadar kalabilmektedir. O yüzden bir yere dokunduktan sonra kesinlikle ellerimizi yıkamalıyız ve ellerimizi yüzümüze, gözümüze, burnumuza sürmemeliyiz. Gerekmedikçe dışarı çıkmamalı, toplu yerlerden uzak durmalıyız. Acil bir iş olmadığı müddetçe işe de gitmemeliyiz. Biz de Tabipler Birliği olarak bir miting hazırlığı içerisindeydik fakat insanları tehlikeye atmamak için mitingi iptal ettik. Kongre ve seçimlerimizi iptal ettik. Kalabalık yerler en tehlikeli yerlerdir, özellikle kaçınmalıyız. Konuşurken birbirimizden 3-4 adım uzaklaşmalıyız. Öksürürken de mendili ağzımıza götürmeli ve sonrasında da o mendili çöpe atmalıyız. Elimizde mendil yoksa da dirseğimize hapşırmalıyız. Bu şekilde virüsün yayılmasını önleyebiliriz. Biz sadece kendimizden değil başkalarının yaşamından da sorumluyuz. Ne kadar tedbirli olursak yayılmasını o kadar önlemiş oluruz.”
 
‘Koruyucu ekipmanlar yetersiz’
 
Türkiye’de virüs için ekipler hazırlandığını ve Diyarbakır’da da Gazi Yaşargil Hastanesi’nde bir ekip oluşturulduğunu ifade eden Elif, hastaların burada tedavi altına alınacağını belirtti. Şüpheli olanların maske takarak yayılmasını önleyebileceğini vurgulayan Elif,  araştırmaların yapıldığını fakat henüz bir tedavi yöntemi ve ilacın bulunamadığını aktardı. Elif, “Geçen günlerde Umre’den dönenler oldu. Bunların birinde açığa çıkan virüs etrafında birçok insanın virüs kapması tehlikesini de taşır. Bir kişi yüzlerce kişiye bulaştırmış oluyor bu şekilde. Mümkün mertebe dışarı çıkmayın, acil olmadıkça hastanelere gitmeyin diyoruz fakat yeteri kadar dikkat edilmiyor. Hastane kapasitelerimiz de yeterli değil. Sağlık önlemlerimiz yetersiz. Tıbbi malzemelerimiz ve koruyucu ekipmanlarımız yetersiz. Hasta olmayanlar değil, hasta olanlar maske kullansın ki yayılması önlenebilsin. Çöplerimizi yere atmamalıyız çünkü attığımız çöplerle virüsü çevreye yayıyor olabiliriz” diye belirtti.
 
‘Her şey bizim elimizde’
 
Alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu ifade eden Elif, cezaevindeki tutsakların durumuna da dikkat çekerek, “İş yerleri kapatılırsa insanlar da işe gidemeyeceği için virüs kapma ve bulaştırma ihtimali azalır. İş yerleri kapatılmadığı müddetçe insanlar işe gitmek zorunda kalıyor bu da tehlikeyi etrafa da saçıyor. Kurum ve iş yerleri kapatılmalı ki insanlar dışarı çıkmasın. Cezaevleri de büyük bir tehlike altındadır. Mahpuslardan avukatlar aracılığıyla bize gelen mektuplara göre kimi cezaevlerinde su ve sabun kısıtlı oranda veriliyor. Bu kısıtlamanın ortadan kaldırılması gerekiyor. Mahpusların sağlığı dikkate alınmalıdır. Gardiyanlar dışardan geliyor ve içeri girip sayım aldıklarında virüs bulaştırma olasılığı doğuruyor. Cezaevleri noktasında derhal bir önlem alınmalıdır” çağrısında bulundu.