Selma Güngör: Koronavirüs salgınında yoksul kesim de risk grubunda

  • 09:13 4 Nisan 2020
  • Sağlık
ANKARA -TTB üyesi Selma Güngör, koronavirüsün bulaştığı 601 sağlık çalışanının olduğunu, bunun nedenini ise koruyucu ekipman eksikliğine bağladı. Salgının ilk günlerinde test sayısının az olmasından kaynaklı vakaların gözden kaçtığını kaydeden Selma, ayrıca, yoksul kesimin, 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlıkları bulunanların gibi risk grubunda olduğunu belirtti.
 
Türkiye'de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü 10 Mart'tan bu yana, 65 yaş üstü ve kronik hastalara sokağa çıkma yasağı, seyahat sınırlaması dahil, bir dizi önlemi yaşama geçiren hükümet, kamuoyunun sokağa çıkma yasağı yerine "gönüllü karantina" uygulamasını tercih ediyor. Toplam vaka sayısında çok hızlı bir artış yaşanırken, en son vaka sayısı 20 bin 921'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 425'e yükseldi. 
 
Türkiye’de vakaların hızlı artması ve vaka artışı ile dünyada ilk 10'da yer alması ile birlikte alınan tedbirlerin yetersiz olduğu belirtiliyor. Öte yandan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçen günlerde ilk kez vakaların görüldüğü illeri açıkladı. Bakan’ın açıklamasına göre Türkiye’de en fazla vakanın görüldüğü il İstanbul oldu. Vakaların içinde 601 sağlık çalışanının olması, TTB’nin ve SES’in daha önce yaptığı anket çalışmaları ve ‘koruyucu ekipmanın’ birçok hastanede yetersiz olduğu vurgusunu da gözler önüne serdi. 
 
TTB Merkez Konsey üyesi Selma Güngör, Türkiye’de koronavirüsün artış hızına ve alınan önlemlere dair son gelişmeleri değerlendirdi. 
 
‘İlk önce vakayı tarayacağız, saptayacağız ve izole edeceğiz’
 
Vaka sayısının artmasının test sayısının artması ile doğru orantılı olduğunu kaydeden Selma, ne kadar çok test yapılırsa o kadar çok vaka saptanacağını belirtti. TTB olarak sürecin en başından beri yaygın bir şekilde test yapılması gerektiğini söylediklerini aktaran Selma, “Bunda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. İlk önce vakayı tarayacağız, vakayı saptayacağız ve vakayı izole edeceğiz. Bu şekilde virüs bulaştırma riski ortadan kalkar. Bu nedenle de daha çok test yapılması gerektiğine ve testi pozitif çıkanların kurduğu ilişkilerin belirlenerek onlara da test çalışmasının yapılması gerektiğini söylüyoruz.  Çok test yapılsın dememizdeki anlam rastgele 30 bin kişiye yapılsın değil, pozitif çıkanların son 14 günlük hareketine bakılarak temas edenlere test yapılması gerekiyor. Bu şekilde belirlenirse topluma bulaştırmaları sekteye uğrayacak” dedi.
 
‘601 sağlık çalışanının pozitif olması koruyucu ekipman eksikliğini gösteriyor’
 
Vaka sayısındaki artışın toplumda virüsü taşıyan çok sayıda insan olduğunu ortaya koyduğuna dikkat çeken Selma,  koronavirüs bulaşan sağlık çalışanı sayısının yüksek olmasının da ekipman ve kişisel donanımların eksikliğinden kaynaklandığını söyledi. Selma, “Sağlık çalışanlarına yönelik 3 aylık teknik ekipman ve donanımların hazır olması gerekiyordu. Ne yazık ki pandemiye karşı bir plan yok. Bunun var olduğunu zannediyorduk, ama 601 sağlık çalışanının pozitif olması ve 4 sağlıkçıyı kaybetmiş olmamız 3 aylık koruyucu ekipmanın olmadığını gösterdi bize. Bakan’da söyledi zaten teknik ekipman son bir haftada sağlandı. Oysa ilk günden itibaren yapılması gerekiyordu. Malzeme kısıtlıysa vakalarda yeni saptanıyorsa en azından ilk önce eldeki malzeme ile doğrudan Covid-19 ile ilgili sağlık çalışanlarının korunması ve daha sonra kişisel koruyucu ekipmanlar arttıkça diğer sağlık çalışanlarına sağlanması planlanabilirdi.”
 
‘Sağlıkta dönüşüm nedeniyle hastaneler işletme haline geldi’
 
Sağlıkta dönüşüm programı ile neredeyse bütün hastanelerin bir işletme haline getirildiğini vurgulayan Selma, Sağlık Bakanlığı’nın pandemi durumunda bir düzenleme yapma olanağından mahrum olduğunu ifade etti. Selma, “Çünkü şu an bir hastaneye ‘Burası Covid hastanesi, grup hastalar sana gelecek’ diye bir planlama yapılamıyor. O nedenle de bütün hastanelere de Covid  vakalarını kabul eden hastaneler oldu. Böyle olunca da planlı bir biçimde sağlık çalışan korumak vaka arttıkça daha fazla olanağı arttırmak gibi bir şey yapmadı” diye belirtti. 
 
‘Veriler vakaları kaçırdığımızı düşündürmekte’
 
Test yapılmadığı için vakaların geç saptandığını kaydeden Selma şöyle devam etti: ”Veriler daha önceden hastaları kaçırdığımızı düşündürmekte. Bundan dolayı sağlık çalışanlarının korunmasız olarak Covid-19 hastaları ile karşılaştığını akla getirmekte. Sağlık Bakanı’nın ‘Tedbirleri çok önceden aldık’ açıklamasının pratikte bir karşılığı olmadığını gördük. Hastanelerde hazırlık yoktu. Hazırlıklar 10 gün sonra 20 Mart’ta tamamlandı İllerin hazır hale gelmediğini gördük. Sağlık Bakanlığı yalnızca kağıt üzerinde bir hazırlık yaptı diye düşünüyorum. Sağlık Bakanlığı’nın elinde 2019 yılına ait ‘pandemi hazır olma planı’ ortaya çıktı.  DSÖ bu planın hazır olmasını istedi. Ancak bu plan anlaşılan yalnızca kağıt üzerinde kaldı hayata geçirilmedi.” 
 
‘İnsan ilişkisinin kısıtlanması gerekiyor’
 
Koronavirüsün insandan insana damlacık yolu ve temas ile geçtiğini yineleyen Selma, şunları dile getirdi: “Öksürük,  hapşırmanın ardından havaya yayılan damlacıkların yüzeylere değdikten sonra temas edilmesi ve temasın ağıza ya da buruna bulaşması sonucu geçiyor. Yani insan ilişkisi ile bulaşan bir hastalıktan bahsediyoruz. İnsan ilişkisini kısıtlamak gerekiyor ve bu bağlamda insanların birbiri ile ve nereyle yakın ilişkisi varsa kesmesi gerekiyor. Bu üretim sürecinde pek çok işyerinde insanlar iç içe çalışıyor. Toplu taşıma araçları kullanıyor. Bir de insanların yüz yüze geldiği alışveriş yerleri var. Çalışanlar ve müşteriler karşı karşıya geliyor. Tam bir düzenleme olmadığı için ve gıda temizlik malzemeleri satılan marketlerde herkes kendi kendine önlem alıyor. Eczaneler yine kendi kendine önlem aldılar. Herkes bu süreçte ne yapması gerektiğini kendi kendine öğrendi.”
 
‘Yoksullar da risk grubunda’
 
Riskin 60 yaş üstü yaşlılığa ve kronik rahatsızlığa bağlı olarak daha fazla geliştiğini dile getiren Selma, ancak yoksulluk nedeniyle ortaya çıkacak olan açlık, yetersiz beslenme ve barınma sorunları yaşayanların riskli hale gelmesine neden olduğuna dikkat çekti. Selma,  yoksul olanların da riskli grup içinde tanımlanması gerektiğinin altını çizerek, bu grubun ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak önlemlerin hızlıca hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.