TTB: Dünya Sağlık Örgütü’nün kodları neden kullanılmıyor?

  • 14:41 8 Nisan 2020
  • Sağlık
ANKARA - TTB Merkez Konseyi, Türkiye’nin ve diğer ülkelerin vaka ve ölüm sayılarındaki örüntünün farklı olmasına ilişkin yaptıkları yazılı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü tarafından gönderilen kodların neden kullanılmadığını sordu. TTB, şubat ayında gerçekleşen ölümlerin yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
 
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, vaka ve ölüm sayıları arasındaki örüntünün dünyanın diğer ülkelerinde gözlenenden farklı olmasının nedenlerini araştırarak, araştırmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
 
‘Ölüm belgelerin takip edilmesi gerekir’
 
Pandemi gibi halkın büyük bölümünün sağlığını ilgilendiren acil durumlarda, mortalite sürveyansının, salgının toplumdaki yaygınlık derecesini izlemek, halk sağlığı önlemlerini ve bunların etkisini ölçmeye rehberlik etmek için önemli olduğu belirtilen açıklamada, “Mortalite sürveyansının en önemli araçlarından biri ölüm belgelerindeki ölüm nedenlerinin takip edilmesidir. Ölüm belgelerinin doğru biçimde düzenlenmesi epidemiyolojik analizler ve halk sağlığı çalışmaları için doğru ve güvenilir bilgilerin oluşturulması için zorunludur. Türkiye’de COVID-19 pandemisinin ölümler üzerinden değerlendirilmesinde soru işaretleri bulunmaktadır. Son günlerde açıklanan ölüm sayıları epidemiyolojik dağılımlara uyum göstermemekte; doğrulanmış olgu sayıları ile ölüm sayıları arasında paralellik bulunmamaktadır. Kuşkusuz ölüm sayılarının artış göstermemesi çok memnuniyet verici bir durumdur, ancak dünyanın diğer ülkelerinde gözlenen örüntü ile örtüşmemesi dikkate alınması gereken bir durumdur” denildi.
 
‘Kayıtlarda ölümler koronavirüs olarak geçmiyor’
 
Açıklamada, TTB’ye bağlı hekimlerden yapılan bildirimler, bilgisayarlı tomografi ve/veya klinik bulgular hastalığı desteklediği halde, PCR testi pozitif olmayan hastaların yaşamlarını yitirdiklerinde kayıtlara koronavirüs (Covid-19) olarak geçmediği, bunun yerine “viral pnömoni”, “doğal ölüm” veya “bulaşıcı hastalık” olarak geçebildiğine dikkat çekildi.
 
Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO-DSÖ) koronavirüs salgını sırasında ölüm kayıtları için iki farklı uluslararası kod gönderdiği belirtildi.
 
WHO’nun kodları şu şekilde: “U07.1: COVID-19, virüs tanımlanmış (laboratuvar testi (PCR) ile kesinleştirilmiş olgular), U07.2: COVID-19, virüs tanımlanmamış.”
 
Açıklamada, “DSÖ, U07.2 kodunun, klinik ve epidemiyolojik olarak COVID-19 tanısı konulan ancak, laboratuvar testi ile kesinleştirilmemiş olası/kuşkulu olgular için kullanılması gerektiğini belirtmektedir” uyarısında da bulunuldu.
 
‘DSÖ tarafından gönderilen kodlar neden kullanılmıyor?’
 
Sağlık Bakanlığı’nın WHO tarafından önerilen kodları neden kullanmadığının merak konusu olduğu belirtilen açıklamada, “ABD’de Hastalık Önleme Merkezi (CDC) söz konusu kodların olabildiğinde spesifik olmasını, viral pnömoni gibi daha geniş ve spesifik olmayan tanımlamalardan kaçınılması gerektiğini önermektedir. Bu kodların DSÖ gibi uluslararası kuruluşların önerdiği biçimde kullanılmaması COVID-19 pandemisi sırasında ölüm sayılarının az gösterilmesine yol açmakta, böylece sorunun boyutunun tam olarak belirlenememesi ve alınması gereken halk sağlığı önlemlerinin yeterli düzeyde alınamaması riskini doğurmaktadır” diye belirtildi.
 
‘Şubat ayından itibaren ölümler gözden geçirilsin’
 
TTB son olarak, Sağlık Bakanlığı’na “bir an önce WHO tarafından belirlenen Covid-19 kodlarını kullanma, şubat ayından itibaren ölüm kayıtlarını bu yaklaşım üzerinden gözden geçirme ve gerekmesi halinde sözel otopsi tekniğini uygulama” çağrısında bulunarak, ölüm kayıtlarının açılması halinde TTB’nin bu sürece katkı sunmaya hazır olduğunu kaydetti.