Hipertansiyona karşı beslenmeye dikkat

  • 09:01 20 Mayıs 2018
  • Sağlık

 

HABER MERKEZİ - Türkiye'de giderek artan Hipertansiyon hastalığına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kerim Güler, beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. 
 
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, hipertansiyon ve onun oluşturduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 2020 itibariyle 23,4 milyona yükselmesi bekleniyor. Türkiye'de ise 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1'i hipertansiyon hastası ve toplam 15 milyon hipertansiyon hastası var. Kilo yatkınlığı sebebiyle ise Türkiye'deki kadınlarında hipertansiyon daha fazla görülüyor. 
 
İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, en son açıklanan hipertansiyon değerleri hakkında şu bilgileri verdi: 
 
'Birçok etkeni var' 
 
"Tansiyon vücutta dolaşan kanın damarlara yaptığı basınç olarak tanımlanıyor. Damarların içini kaplayan endotel doku büzülüp tartılırsa ağırlığı 1,5 kilo, yüzeyi açılırsa kapladığı alan 800 m2'dir ve karaciğerden bile daha fazla alan kaplamaktadır. Damar sağlığı için bu yapının iyi korunması şarttır. Hipertansiyon vakalarının küçük bir kısmı genetik kaynaklı olsa da, çoğu vakada bunun dışında pek çok etkenin varlığı söz konusudur. Aynı aileden birçok hipertansiyon vakasının teşhis edilmesinin nedeni genellikle, bu aile fertlerinin aynı mutfaktan, aynı sağlıksız besinlerle beslenmesidir. 
 
Hipertansiyonun belirtilerinde genellikle, beyin üzerinde oluşan basıncın etkisiyle ortaya çıkan belirtiler ön planda olur: Baş ağrısı, baş dönmesi, yüzde kızarıklık; kalp çarpıntısı, kolay yorulma gibi. Bu belirtilerin olmasına aslında biz seviniyoruz çünkü hasta hipertansiyonu olduğunun farkına varıyor. 
 
'Sessiz katil' 
 
Bir de hiçbir belirti vermeyen hipertansiyon tipleri vardır. Tansiyonu yüksek olur ama hastanın şikâyeti olmaz. Biz bu tip hipertansiyona 'sessiz katil' diyoruz. Çünkü hastanın haberi olmadığı için önlem almıyor, yaşam tarzı değişikliğine gitmiyor, sonuç olarak hipertansiyonun yapacağı zararlı şeylere çok daha açık bir şekilde maruz kalıyor."
 
'Yeterince ciddiye alınmıyor'
 
Türkiye'deki hipertansiyon bilincinin halen düşük seviyelerde olduğunu, hastaların tedaviye riayet etmediğini belirten Kerim, "Bunu kendilerine söylediğimiz zaman ise 'Benim tansiyonum asabi', 'Başım ağrıyınca ilacı alıyorum', 'Benim küçük tansiyonum iyi', 'İlaçların yan etkisi fazla' gibi birtakım bahaneler bulurlar. Bu nedenle Türkiye'de hipertansiyon tedavisinde başarı şansımız halen tüm dünya ülkelerine göre çok düşük seviyelerde" dedi. 
 
'Teşhis koyulduğunda genelde geç kalınmış oluyor'
 
Kalbin kaslardan oluşan bir organ olduğunu ve hipertansiyonun kalbi büyüttüğünü belirten Kerim, teşhis konusunda şu bilgileri verdi: "Kalp büyümesine rağmen kalbi besleyen damarlar büyümediği için, kalp kası yeterince beslenemez ve kalp zamanla genişlemeye ve kan pompalama görevini yerine getirememeye başlar. Bundan bütün organlar etkilenir. Kalp yeterli düzeyde çalışmayınca hastada kalp yetmezliği bulguları yani çok kolay yorulma, nefes darlığı, öksürük, vücutta sıvı toplanması gibi bulgular izlenir. Ayrıca hipertansiyon sonucu basıncın artması beyindeki damarların yırtılmasına, beyin kanamalarına neden olabilir.  Gözler ve böbreklerde de kalıcı hasar yaratabilir.  Hipertansiyon tanısı maalesef ülkemizde geç olarak konulmaktadır. Tanı konulduğu anda hipertansiyon hastanın kalbi halihazırda büyümüş ve vücudundaki tüm damarlar etkilenmiş oluyor. Bu nedenle hipertansiyon organlara zarar vermeden tedaviye başlanabilmesi için erken teşhis edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi son derece önemlidir."
 
Tuz ve yağ tüketimine dikkat edilmeli 
 
Kerim, hipertansiyon hastaları aşırı soğuk ve sıcak havalarda dikkatli olması gerektiğini vurgulayarak, tuz tüketimi konusunda da uyardı. Günlük tuz tüketiminin 6 gram yani yaklaşık bir çay kaşığını aşmaması gerektiğini paylayan Kerim, "Türkiye'de araştırmalar 18 gram olduğunu göstermektedir. Ayrıca biz ekmeği de seven bir toplumuz. Bu nedenle fırınlarda tuzsuz ekmek üretmeye başlamamız gerekmektedir. Yani tuzsuz yiyorum diyenler bile Türkiye'de 16 gram tuz tüketmektedir. Hipertansiyon tedavisinde beslenme şekline dikkat etmek son derece önemlidir. Ayrıca aşırı yağdan mutlaka kaçınmak lazım. Hayvansal yağlardan kaçmak lazımdır. Akdeniz stili beslenen; yani bol sebze, meyve ve zeytinyağı tüketimi olan ülkelerde hipertansiyon ve ona bağlı hastalıkların görülme oranının diğer ülkelere göre az olduğu gösterilmiştir" diye konuştu.