Serpil Kemalbay: Biz bu hırsızlarla aynı gemide değiliz

  • 14:24 5 Aralık 2017
  • Siyaset

 

ANKARA - HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin grup toplantısında, "Biz Erdoğan'la, biz bu hırsızlarla aynı gemide değiliz. Biz Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ahmet Şık, Nuriye ve Semih'le, işçilerle aynı gemideyiz" dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
'Nuriye ve Semih'in mücadelesi bizim mücadelemizdir'
 
Geçen hafta tahliye olan açlık grevi eylemcisi Nuriye Gülmen'i dün akşam ziyaret ettiği bilgisini paylaşan Serpil, "Nuriye ve Semih, OHAL'e karşı mücadelede bir sembol oldu. Hukuksuz bir şekilde işlerinden atılanları temsil ettiler, onların sesini Türkiye ve bütün dünyaya duyurdular. Onlar akademisyen ve öğretmen olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı, ama bir gecede 'terörist' oldular. Şimdi ailelerinin yanındalar ama açlık grevlerine devam ediyorlar. İşlerine geri dönmeleri talepleri, hepimizin talebidir. Hukuksuzluğa örtü olan OHAL Komisyonu; görevini yap ve bir ana önce Nuriye ile Semih'in dosyalarını görüş. Bu hukuksuzluk artık son bulsun. Nuriye ve Semih onurumuzdur. Onların mücadelesi, bizim de mücadelemizdir"  dedi. 
 
'Sur en ağır bedeli ödeyen yerlerden oldu'
 
Toplantıya Sur Platformu üyelerinin de katıldığını kaydeden Serpil, devamında şöyle konuştu: "Sur Platformu, Türkiye'de yaşanan kent, tarih ve kültür yağmasını anlattı. Sesini hem Türkiye halklarına hem de dünyaya duyurmaya çalıştı. AKP-Saray rejiminin en çok saldırdığı yer Kürt coğrafyasıdır. Orada rantçı ve yağmacı politikalarla yaşamı halkın aleyhine dönüştürmek ve kültürü, tarihi yok etmek üzere kurulu politikalar. Orada güvenlikçi, rantçı ve yağmacı politikalarla yaşamı halkın aleyhine dönüştürmek ve kültürü, tarihi yok etmek üzerine kurulu politikalar. Sur en ağır bedeli ödeyen yerlerden oldu. Sur aslında bir sit alanı, çivi bile çakılamaz. Sur'u herkes sahiplenmelidir. UNESCO'nun evrensel miras olarak tanımladığı Sur, AKP-Saray rejiminin yağmasıyla karşı karşıya. Sur'un yüzde 60'ı kamulaştırma adı altında yağmalandı. Ablukalar sonucunda gerçekleşmiş gibi göstermeye çalışıyorlar ama çatışmaların hiç olmadığı mahalleler bile AKP-Saray rejiminin yağmasın uğruyor. Burada, halkın konut hakkının sermayeye peşkeş çekilmesiyle karşı karşıyayız."
 
4 Aralık Dünya Madenciler Günü vesilesiyle madencilerin yaşadığı sorunlara da değinen Serpil,  Şırnak'ta yaşanan maden kazasında yaşamını yitiren işçileri anarak, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarının yaratılması için mücadele edeceklerini belirti. 
 
'Hiçbir HDP'li cezaevinden yılmaz, biat etmez, korkmaz'
 
AYM'nin 6 Aralık'ta gündemine alacağı Selahattin Demirtaş'ın bireysel başvurusuna ilişkin çağrıda bulunan Serpil,  "Aynı Anayasa Mahkemesi, bir süre önce de Gülser Yıldırım'ın dosyasını incelemişti, içler acısı bir karardı. Bir Anayasa Mahkemesi'nin yazmayacağı bir gerekçe açıklamıştı. Öyle ki, sahte bir Twitter hesabını gerekçeye koymuştu. Polis fezlekelerinden kopyalanmış ifadeleri gerekçe yapmıştı. Anayasa Mahkemesi'ne sesleniyoruz; eğer onurunu kurtarmak istiyorsa 6 Aralık'ta hukuka göre bir karar verir. Hiçbir HDP'li cezaevinden yılmaz, biat etmez, korkmaz. Bizler, siz nasıl gelirseniz gelin dayanışmaya, mücadeleye, gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Hiçbir şey bizi, hakikatleri ortaya koymaktan alıkoyamaz" şeklinde konuştu. 
 
'Biz bu hırsızlarla aynı gemide değiliz'
 
Man Adası'na ilişkin çıkan haberlere dikkat çeken Sepil şöyle devam etti: "Man Adası'na para götüren Selahattin Demirtaş mı? Figen Yüksekdağ mı? Para ilişkilerine bulaşmış olan Ahmet Şık mı? Niye onlar rehin alınıyor. Tüm onurlu insanlar rehin, pisliklere bulaşmış olanlar da ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Hırsızlar dışarıda, onurlu insanlar içeride. Ama halk görüyor. Halk, bu adaletsizliği, bu çürümeyi mutlaka cezalandıracaktır. AKP-Saray rejimi aynı zamanda uluslararası suçları da ortaya çıkmış oldu. 15 yılın en ciddi krizini yaşıyorlar. 'Aynı gemideyiz' diyorlar. Hayır, biz Erdoğan'la, biz bu hırsızlarla aynı gemide değiliz. Soma'da yaşamını yitiren işçiler nasıl ki patronlarıyla aynı gemide değillerse, Aladağ'da yanarak yaşamını yitiren o çocuklar iktidarla nasıl ki aynı gemide değillerse biz de bu hırsızlarla aynı gemide değiliz. Biz Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Ahmet Şık, Nuriye ve Semih'le, işçilerle aynı gemideyiz." 
 
'Öcalan'ı susturmaya çalışıyorlar'
 
Türkiye'nin Efrîn'e dönük operasyon hazırlıklarına tepki gösteren Serpil, "Efrîn'e saldırarak Türkiye'yi yeni bir savaşa sokmaya çalışarak sıkışmışlıklarını aşmaya çalışıyorlar. 1 Aralık'ta Kuzey Suriye seçimleri oldu, gurur duyulacak bir demokratik süreç. 6 yıldır, milyonlarca insanın zorunlu göçe maruz kaldığı bu coğrafyada demokratik bir çözüm için adım atılması gerekiyor ama Erdoğan savaş için elinden geleni yapıyor. Ne istiyorsunuz Efrîn'den diyoruz, cevap vermiyor. Efrîn 6 yıllık savaştan kaçıp gelmiş insanlara ev sahipliği yapmış. Sayın Öcalan'ın başlattığı demokratik çözüm süreci işte bunu tarif ediyordu. Ağır tecrit koşularıyla Sayın Öcalan'ı susturmaya çalışıyorlar, onun çözüm önerilerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar" dedi.  
 
 'Aslında yolun en zor kısmını geçtik'
 
Cezaevlerinde OHAL süreciyle birlikte artan ağır hak ihlallerine de dikkat çeken Serpil, şu değerlendirmelerde bulundu: "Cezaevleri bu iktidarın kendisini var edebilmek için muhaliflerini gönderdiği yerler. Onca darbe yaşandı ama hiç bu kadar insan tutuklanmadı. 220 bini aşkın insan cezaevlerinde. Birçok ilin nüfusundan fazla. Sistematik işkence, hasta tutsakların tedavi edilmemesiyle karşı karşıyayız. Anneler, yeni doğan bebekleriyle beraber cezaevlerine atılıyor. Hasta tutsaklar ancak ölürlerse çıkabiliyor. Vicdansız, adaletsiz bir iktidarla karşı karşıyayız. Bizler bu dönemlerde, mücadeleyi, dayanışmayı sürdürüyoruz. Gerçekleri söylemekten ve mücadele etmekten geri durmuyoruz. Cezaevlerindeki arkadaşlarımızın sesi olabilmek çok önemli. Ağır hasta tutsakların tahliye edilmesi için, bebekleri oyun bahçelerinde büyümesi için demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesini daha da yukarıya taşımamız gerekiyor. Şuna inanıyoruz ki aslında yolun en zor kısmını geçtik."