'Efrîn saldırısı Kürt halkına tahammülsüzlüğün göstergesidir'

  • 09:06 12 Şubat 2018
  • Siyaset

 

Şehriban Aslan
 
DİYARBAKIR - Efrîn'e yönelik saldırılar 24'üncü gününü geride bıraktı. Çocuk ve kadınların da katledildiği saldırıların yalnızca Efrîn halkına yönelik olmadığını vurgulayan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, bunun tüm Kürt halkına olan tahammülsüzlüğün göstergesi olduğunu söyledi.
 
Türkiye'nin Efrîn'e yönelik başlattığı saldırılar 24'üncü gününü geride bırakırken tepkilerde gelmeye devam ediyor. Gelen tüm tepkiler gözaltı ve tutuklamalarla bastırılmaya çalışılırken bir yandan da gerçeklerin ortaya çıkması engelleniyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, Efrîn'e yönelik saldırılara tepki gösterenlere dikkat çekerek, "Aslında bunlar sorgulandıkça operasyonun amacı, kadınların, çocukların, yaşlıların katledildiği, hangi bombaların kullanıldığı ve diğer gerçekler ortaya çıkıyor. Bu gerçeklikle yüz yüze gelme ve mahkûm edilmeden dolayı yasak getiriliyor" ifadelerini kullandı.
 
'Efrîn meselesi durduk yere ortaya çıkmadı'
 
Türkiye'nin Efrîn'den önceki sürecin bakılması gerektiğini belirten Sibel, AKP'nin mutlak iktidar olmak için her türlü yolu denediğini kaydetti. Sibel, mevcut 1982 anayasasının çok gerisine düşen bir uygulamanın hayata geçirildiğini, durup dururken Efrîn meselesinin ortaya çıkmadığına işaret etti. Sibel, "AKP, MHP ve bir yerde zemini olan CHP'nin ana motivasyonu Kürtlere karşı olmasıdır. Hem Türkiye'de ki Kürt bloğuna karşı hem de sonrasında sınır dışındaki Kürtlere yapılan uygulamalar birbirinden bağımsız değil. Ablukalar oluştuğunda, sokağa çıkma yasaklarında, insanlar diri diri yakıldığında, şehirler, dağlar bombalandığında üç parti ortak mutabakatla bu uygulamaları benimsedi" diye konuştu. 
 
'Kürdü yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız'
 
15 Temmuz 2016 darbe girişimini hatırlatan Sibel, bugün yaşananların darbe girişiminden bağımsız olmadığını söyledi. Sibel, "Kendi sınırları içindeki Kürtlere saldırıyor yetmiyor birde Başur'da yapılan referandumu görmek istemedi. KDP'nin yaptığı referanduma sınır ötesi operasyona bile üç parti yeşil ışık yakmıştı. Bunlar hepsi bir araya geldiğinde aslında Kürdü yok sayan, inkâr ve imha eden bir anlayışla karşı karşıyayız" diye belirtti.
 
'Operasyonların isimleri amacın çok dışında'
 
Diyarbakır'da günlerdir çalışma yürüttüklerini kaydeden Sibel, "Amed halkında Efrîn operasyonuna karşı çok ciddi bir öfke birikmiş. Halk, 'bizi yok saydı ülke sınırları içinde olmamıza rağmen ama neden kendi sınırları dışındaki Kürde saldırıyor. Dişi tırnağı ile mücadele verip topraklarında yaşayan Kürtlere neden saldırıyorlar. Bu Kürtlere olan tahammülsüzlüğün göstergesidir' diyor. Bir diğer konu ise yaptığı operasyonlara, 'Zeytin dalı veya hayata dönüş operasyonları' gibi zıt isimler kullanılması. Zeytin dalı kardeşliği, barışı simgelerken şuan yapılan insanların hayatını karartmaktır" ifadelerini kullandı. 
 
'Sorgulandıkça amaç ortaya çıkıyor'
 
TSK ile birlikte Efrîn'e saldıran ÖSO'ya değinen Sibel, bunların kim olduklarını, ideolojik amaçlarının ne olduğunu, finansman olarak nerden destek aldıklarını sordu. Sibel bu soruları soran ya da tartışanlara da anında müdahale edildiğine dikkat çekti. Sibel şöyle devam etti: "Aslında bunlar sorgulandıkça operasyonun amacı, orada ki sivil yurttaşların yani kadınların, çocukların ve yaşlıların katledildiği, ne tür bombaların kullanıldığı ve diğer gerçekler ortaya çıkıyor. Bu gerçeklikle yüz yüze gelme ve mahkûm edilmeden dolayı yasak getiriliyor. Ayrıca ÖSO'da olan kişiler uluslararası düzeyde aranan insanlardır" ifadelerini kullandı.
 
'Her yerde itirazımızı dile getireceğiz'
 
Yapılan basılan açıklamalarını bile engelleyen bir anlayış söz konusu olduğunu dile getiren Sibel, günlerdir sosyal medyada tepki gösteren veya savaş karşıtı olduklarını belli edenlerin anında gözaltına alınıp tutuklandığını kaydetti. Sibel, "Bizler asla ama asla savaş istemeyen, tamamen barışçıl, radikal ve demokratik bir mücadele yürüten bir partiyiz. Tabi ki Efrîn üzerindeki operasyonları doğru bulmuyoruz. Efrîn'den Türkiye tarafına bir taş dahi gelmemiş ve hiçbir zarar verilmemiş olduğunu herkes biliyor. İşte bu yüzden biz buna karşıyız. Her yerde itirazımızı dile getirmeye devam edeceğiz" dedi.