'Saldırılar Sayın Öcalan'ın demokratik ulus perspektifine yöneliktir'

  • 09:05 14 Şubat 2018
  • Siyaset

 

Beritan Canözer
 
İSTANBUL - Efrîn'e yönelik saldırıların PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken Sol Parti Hamburg Meclis Grup Başkanı Cansu Özdemir, "Saldırılar Sayın Öcalan'ın demokratik ulus perspektifine yöneliktir" dedi. 
 
Türkiye’nin Efrîn’e yönelik saldırıları 25 gündür devam ediyor. Saldırılar boyunca çok sayıda sivil yaşamını yitirirken yüzlerce sivil de yaralandı. Uluslararası güçler sivillerin katledildiğini kabul ederken, saldırıları sadece kınamakla yetindi. Sol Parti Hamburg Meclis Grup Başkanı Cansu Özdemir, Efrîn saldırılarını, yaşanan süreci, Türkiye'nin Kürtler üzerindeki politikalarını ve Rusya ile olan ilişkisini değerlendirdi. 
 
'Saldırılar tecrit ile bağlantılı'
 
Öncelikle Efrîn'e yönelik saldırıların PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecritten bağımsız olmadığına vurgu yaparak değerlendirmelerine başlayan Cansu, "Rojava'daki devrimin yaratıcısı Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'dır. Bugün Efrîn'e yönelik saldırılar, Sayın Öcalan'ın Ortadoğu'da geliştirmek istediği demokratik ulus çizgisine yöneliktir. Efrîn'e yönelik saldırılar da Sayın Öcalan üzerindeki ağır tecrit politikası ile bağlantılı. Aslında saldırılar bir anlamda Sayın Öcalan'ın demokratik ulus perspektifine yöneliktir” dedi. 
 
'Öcalan, tüm halkların kurtuluşu'
 
Kürdistan'da yaşayan halkların, cezaevinde bulunan tutsakların ve Ortadoğu'da yaşayan herkesin savaş sürecinden etkilendiğine dikkat çeken Cansu, “5 Nisan 2015 tarihinden beri Türkiye'de kaos ve savaş derinleşiyor, insanlar ölüyor, katlediliyor. Sayın Öcalan açık bir şekilde susturulmaya çalışılıyor. İzole ediliyor. Sayın Öcalan'ın tüm halklar için kurtuluş olduğu Türk devleti tarafından biliniyor. Bu nedenle özel bir politika uygulanıyor" diye belirtti. 
 
'Uluslararası hukuk çiğneniyor'
 
Türkiye'nin Efrîn'e yönelik havadan ve karadan saldırılarını değerlendiren Cansu, "İki haftadır karadan ilerleyemeyen Türk ordusu ve İslamcı gruplar,  sivil halka karşı katliamlar gerçekleştiriyor. Bugün Efrîn'de özgürce yaşamak ve topraklarını korumak isteyen insanlara alçakça uçaklarla ve kimyasal silah kullanarak saldırılar gerçekleştiriliyor. Türk devleti, hayal ettiği gibi üç gün içinde Efrîn merkezine giremediği için, güçlü bir direnişle geri püskürtüldüğü için, sivil halka yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı, ağırlaştırdı. Efrîn'e yönelik saldırıları uluslararası hukuka aykırı ve Türk devleti uluslararası yasaları tüm dünyanın gözleri önünde çiğneye biliyor. Bu durumda, NATO saldırıların ilk günlerinde derhal harekete geçmeliydi" diye ifade etti. 
 
'Rusya günlük çıkarlara dayalı siyaset yürütüyor'
 
Türkiye, ABD ve Rusya ilişkisini değerlendiren Cansu, uluslararası güçlerin de çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini belirtti. Cansu, Kobanê sürecinde Rusya ile yaptıklarını bir görüşmeden söz ederek, "Kobanê sürecinde Rusya diplomatlarıyla yaptığımız görüşmelerde, 'Putin'in yarın ne yapabileceğini ve hangi güçle birlikte hangi güce karşı olacağını kestiremiyoruz, hangi ticari anlaşmalar ön plana çıkar bilemeyiz' demişlerdi. Yani, Rusya günlük çıkarlara dayalı bir siyaset yürütüyor ve dünya güçleriyle rekabet içinde olan bir güç. Rusya, Suriye rejimini korumak, Suriye'deki ulus devlet sistemini korumak ve böylece Suriye'de hâkimiyete ulaşmaya çalışıyor" diye dile getirdi. 
 
'Türkiye'yi kullanarak güç olmaya çalışıyorlar'
 
Esad rejiminin var olup olmamasının Rusya için bir önem taşımadığına değinen Cansu, "Rusya’nın dayattığı bir nokta var oda Suriye'nin bütünlüğü. Ortadoğu'da hâkimiyete ulaşmak, Rusya için uluslararası alanda güçlü bir aktör haline gelmek önem taşıyor. Fakat Rusya Türk devletini bu işgal girişiminde desteklemekle nelere yol açacağının farkında değil. Bölgeyi kaosa sürüklemekle Rusya hiç bir şeyi elde edemez. Tam tersi, kaybedecek. Suriye bu şekilde bölünebilir. Rusya, Kürtleri, Kürt Özgürlük Hareketi'ni düzene entegre etmeye çalıştı, fakat YPG/YPJ ilkesel yaklaşımı ve özgürlükçü tutumundan taviz vermediği için sonuç elde edemedi. Türkiye'yi kullanarak, Suriye rejimini kurup, güç haline gelmeye çalışıyor" diye konuştu. 
 
'İnsanlığa karşı suç işliyor'
 
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Fransa'nın talebi üzerine toplanarak Türkiye'nin Efrîn'e yönelik saldırılarını değerlendirdi fakat ne bir kınama ne de saldırıları sonlandırma talebi geldi” diye hatırlatan Cansu, Türkiye’nin tüm dünyanın gözü önünde insanlığa karşı suç işlediğini ifade etti. 
 
Almanya tank anlaşmasını bozdu...
 
Cansu Almanya'nın Türkiye ile yaptığı tank anlaşmasını bozmasını da değerlendirdi. Cansu, Almanya'nın 2006-2009'a kadar Türk ordusuna sattığı "Leopard -II" tanklarının Efrîn'e yönelik saldırıda kullanılmasının Almanya'da büyük tepkiler topladığını söyleyerek, Almanya'nın iki sebepten dolayı adım atmak zorunda kaldığını belirtti. 
 
Cansu, "Birinci neden Türk ordusuna ait Leopard tanklarının modernize etme planını durdurma kararı alması; en azından hükümet oluşana kadar kritik bölgelere silah ihracatının yapılmaması, ikinci neden ise Türkiye'nin üyesi olduğu NATO'nun konuyu görüşmesi için, Almanya Dış İşleri Bakanı Sigmar Gabriel, Fransa ile birlikte çatışmaların engellenmesi ve bölgeye insani yardımların gitmesi için harekete geçecekleri mesajını bildirmesi oldu" dedi.
 
'Avrupa halkları Kürtlere ihanet edildiğini söylüyor'
 
Avrupa'da yaşanan sürece sessiz kalınmasını eleştiren Cansu, Kürtler ile ilgili her konuda bu durumun yaşandığına da dikkat çekti. Cansu, Kürtlerin kanlı ve katliamlı süreçlerinde hiçbir Avrupa ülkesinden gerçek anlamda bir tepki gelmediğini hatırlattı. 
 
Efrîn'de sivillerin katledildiğine dair onlarca kanıtın Almanya hükümetine sunulduğunu belirten Cansu, "Kendi tankları ile saldırı olup olmadığını netleştiremediklerini söylüyorlar. Avrupa halkları Efrîn'e saldırıları 'Kürtlere ihanet' olarak ele alıyor" diyerek Avrupa halklarının Kürtleri desteklediğinin altını çizdi. 
 
'Direnişin öncülüğünü Kürt kadınları yapıyor'
 
Türkiye'nin Efrîn saldırılarına başlamadan önce NATO'ya 3 gün içerisinde Efrîn'in merkezine gireceğini söylediğini anımsatan Cansu, saldırıların üzerinden 2 hafta geçtiğini ve Türkiye'nin iki köy bile alamadığını vurguladı. Türkiye tarihinin faşizm ve katliamla dolu olduğunu söyleyen Cansu, "Osmanlı imparatorluğundan bugüne kadar halklara katliam uygulamıştır. Türk devleti ayakta durabilmek için sürekli katliamlar yaptı, krizler yarattı. Efrin'den önce bu kanlı politikayı, bu faşizmi Cizre, Sur ve Nusaybin'de gördük. Resmen etnik temizlik yapmaya çalıştılar. Efrîn'e yönelik de bu politikayı uygulamak istiyor fakat halkların güçlü direnişiyle karşı karşıya kaldılar. Bu direnişin öncülüğünü şuanda özelde Kürt kadınları ve Kürt halkı yapıyor" diye ifade etti. 
 
'Sıkıştıkça faşizmin dozunu artırıyor'
 
Tayyip Erdoğan'ın bütün desteklerine rağmen DAİŞ'in yenilmesinden büyük darbe yediğini ifade eden Cansu, "Erdoğan, Ortadoğu'da bir güce sahip değil ve bunun aslında farkında. Dış siyasette izole olduğunun da farkında. Hamburg'da G20 zirvesi yapıldığında, Erdoğan Alman devletine, Kürtler'in yürüyüş yaptığında YPG/YPJ ve Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan'ın bayraklarını açılmamasını talep etti, daha doğrusu dayattı. Sonuç olarak yüz bin insanın katıldığı yürüyüşte nerdeyse 80 bin insan, özellikle Almanlar YPG ve YPJ bayraklarını elinde taşıdı. Erdoğan, zirve boyunca dünya güçleri tarafından izole edildi ve tek bir demeç vermedi. Fakat sadece dış siyasette değil, iç siyasette de sıkışınca, faşizmin dozunu artırıyor bir şekilde uyguluyor. Bundaki amacı da 2019 seçimlerine kendi nezdinde daha güçlü gidebilmek" dedi.
 
'Suriye'de milliyetçilik ve ulusçuluk kaybetmiştir'
 
"AKP ve MHP Efrîn'de hiçbir zafer elde edemeyecek. Türk medyası üzerinden zafere yakın olduklarını, başardıklarını halka yansıtmaya çalışsalar da kendi seçmenleri dahi Efrîn'de bir ilerleme olmadığını biliyor” diyen Cansu, “Efrîn işgali Erdoğan için sonun başlangıcıdır. Suriye'de milliyetçilik ve ulusçuluk kaybetmiştir” dedi. 
 
'Ortadoğu'nun özyönetime ihtiyacı var'
 
Kürtlerin Rojava'da tüm saldırı ve savaş politikalarına rağmen 3'üncü bir yol çizdiğini söyleyen Cansu, Rojava'da büyük bir direnişe tanık olduklarını belirtti. Ortadoğu'nun farklı kimliklerin, dillerin, dinlerin yaşadığı bir coğrafya olduğuna işaret eden Cansu, hiçbir devlet yönetiminin Ortadoğu'da doğru bir yaşam modeli çizemediğine dikkat çekti. 
 
Cansu, ancak Kürtlerin kendi kendini yönetme yani özyönetim ve yerelden yönetim modeli ile Ortadoğu'da ortak bir yaşam kurabileceğini ifade ederek, "Hiçbir devlet birbirinden farklı insanlara tek bir yönetimle hitap edemez. Ortadoğu'nun özyönetime, demokrasiye ihtiyacı var. Şuan Rojava'da özyönetim modelinin inşası var ve bu da tüm hegemon güçleri korkutuyor" diye belirtti. 
 
Bu sistemin başarılı bir sistem olduğuna değinen Cansu, "Diğer tüm halkların bu sistemle yaşamak isteyeceğini anladılar. İktidarlıklarının zedelenmesini önlemek için de Kürtlere karşı dört koldan saldırıyorlar. Halklar üzerinde tahakkümleri olsun istiyorlar" dedi.