Filiz Kerestecioğlu: Savaşta önce gerçekler ölür

  • 15:39 16 Nisan 2018
  • Siyaset

 

ANKARA - HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Irak’ın işgalinde de kimyasal silah olduğu gerekçesinin kullanıldığını hatırlatarak, “Saddam Halepçe’de kimyasal silahla binlerce Kürdü öldürdüğünde ses çıkarmayan dünya, Irak’ın elinde kimyasal silah kalmadığı bir dönemde işgali meşrulaştırmak için bu bahaneyi kullanmıştı. İşte kimyasal silahlar kadar korkunç o kadar vahşi bir şey varsa da yalanlarla insanları savaşlara sürüklemektir" dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Filiz, ilk olarak tutuklu olduğu dosyadan yargılanan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın duruşmasına değindi.
 
Selahattin'in savunmasının kamuoyundan saklandığını ve davada esas olarak “demokratik siyasetin” yargılandığını ifade eden Filiz, “Demirtaş şahsında demokratik siyasete inananlar yargılanıyor. Çözümün diyalogla, müzakere ile sağlanacağına olan inanç yargılanıyor. Demirtaş’ın bugün cezaevinde olmasına neden olanların neredeyse tamamı darbeci oldukları iddiasıyla cezaevindeler. Tüm bu kişiler cezaevinde ama bunların kumpasları nedeniyle Demirtaş 1 buçuk yıldır özgürlüğünden mahrum. Bu insanlar cezaevindeyse Selahattin Demirtaş niye cezaevinde? Demek ki başka bir kumpas daha var. HSK Meclis Darbe Komisyonu’na görüş bildiriyor ‘bu darbeciler siyasi kumpaslar yapıyor’ diye. AKP’liler her gün çıkıp ‘darbeciler kumpaslar kurdular’ diyorlar. Peki herkese kumpas kuran bu kişilerin iddiaları nedeniyle neden Demirtaş tutuklu? Bunlar AKP’ye kumpas kurdu da HDP’ye kurmadı mı” diye sordu.
 
‘Kaçarsanız tarih sizi yargılayacak’
 
Demirtaş’ın duruşmada Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan, Yalçın Akdoğan ve Efkan Ala’nın tanık olarak dinlenmesini istediğini ama mahkeme heyetinin bu talebi reddettiğini kaydeden Filiz,  “Mahkeme heyeti reddetmiş olsa da bu kişiler mahkemeye başvurmalı ve tanık olmayı talep etmeliler. Demirtaş olayları tüm samimiyetiyle anlattı. Sizler de gidin ve tanıklık yapın. O dönemi anlatın. Eğer bundan kaçarsanız tarih sizi yargılayacaktır” diye belirtti. 
 
 ‘Çocuk istismarıyla OHAL'in ne ilgisi var?’
 
Olağanüstü Hal’in (OHAL) yeniden uzatılmasına tepki gösteren Filiz, şöyle devam etti: “Hiç utanmadan, sıkılmadan yine bu hafta OHAL’in uzatılması için önerge verecekler. Çünkü OHAL’siz kıpırdayamaz, yaşayamaz hale geldiler. Bir ülkenin gerçek ana muhalefet partisinin lideri siyasetçiler hapisteyken, OHAL sürerken bir ülkede asla demokrasi yoktur. Halkın elinden bütün demokratik kanalları alır, baştan aşağı şaibeli bir seçim yaparak demokratmış gibi bir imaj verir. Neden açıkça ‘diktatörüm’ diye ortaya çıkmazlar? Çünkü uluslararası maliyeti fazladır açıkça diktatör bir rejim, askeri bir diktatörlük kurmanın. Diktatörlük kurarlarsa ABD de, Rusya da, Avrupa da bu ülkeyle yaptıkları silah anlaşmalarını meşru gösteremezler. En kurnazcası ülkede baskı, zapturapt, işkence rejimi kurup adını da demokrasi koymaktır. Siz OHAL’i darbecilere karşı ilan etmediniz mi? Çocuk istismarıyla OHAL’in ne ilgisi var? Ama her şeyle OHAL’in alakası var. İstemedikleri hiçbir sözün söylenmesine tahammülleri yok.”
 
‘Bu yasa tek bir çocuğu dahi koruyamaz’
 
Meclis Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek olan çocuk istismarı suçlarına ilişkin tasarıda hükümetin üzerine düşen sorumluluğu almadığını ifade eden Filiz,  “Yalnızca kamuoyunun öfkesini dindirsin diye cezaları artırmış, hadım getirmiş. Fakat bu tasarı tek bir çocuğu dahi istismara karşı koruyacak bir yasa değil. Kamuoyunun yüreği soğusun diye yasa çıkarılmaz. Ülkemizde zaten şahıslara verilen cezalar her zaman yüksektir. Asıl devlet ve devlet görevlilerinin işlediği suçlara doğru dürüst ceza verilmez. İşte bu nedenle 18 yılı 40 yıla, müebbette çevirmekle hiçbir şey halledemezsiniz. İstikrarlı bir politikanız yoksa cezalar hiçbir şeyi önlemez” ifadelerini kullandı.
 
‘Neresinden tutarsak elimizde kalıyor’
 
Son günlerde gündemde olan  deizm ve inanç tartışmasına da değinen Filiz, “MEB İmam Hatip Lisesi öğrencileri hakkında bir çalıştay düzenliyor, burada öğrenciler arasında deistliğin yani herhangi bir dine bağlı olmadan, bir dine inanmaksızın yalnızca Tanrı veya Allah inancının arttığı tartışılıyor. Nedeni ise İmam Hatip ders kitaplarındaki çelişkiler, baskıcı ve sorgulamaya açık olmayan eğitim sistemi. Bahçeli Grup toplantısında buna tepki gösteriyor, AKP Genel Başkanı Erdoğan ise partisinin grup toplantısı sonunda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı yanına çağırarak tüm parti grubunun, misafirlerinin ve ekranı başındaki milyonların gözü önünde azarlıyor. Bir gün sonra da MEB Bakanı İsmet Yılmaz canlı yayınlanan bir TV programına çıkarak adeta özür dilercesine ‘Devlet Bahçeli'nin bu konudaki ‘Densiz bir uydurmadır’ sözleri bizim de görüşümüzdür’ ifadesini kullanıyor. Tüm bu yaşananları neresinden tutarsak elimizde kalıyor. Hepsi nefret suçu” diye konuştu.
 
‘Irak’ı da mahveden aynı koalisyon değil miydi?’
 
Kimyasal iddialarının ardından ABD öncülüğünde Suriye’ye yönelik gerçekleşen müdahaleye de değinen Filiz,  “ABD, İngiltere ve Fransa, kimyasal silah kullandığı iddiasıyla Suriye yönetimine ait bazı yerleri bombaladı. Üstelik tüm ülkeler tarafından yetkilendirilen Kimyasal Silahları Engelleme Örgütü’nün Cumartesi günü bölgede kimyasal silaha ilişkin inceleme yapmasından hemen önce. İngiltere’de May, Fransa’da Macron, ABD’de Trump kendi ülkelerinde hâkimiyet kurma savaşı verirken iç siyasette güç kazanmak için mi yaptılar bu saldırıyı tartışmalı. Ayrıca Afganistan’ı ve Irak’ı da mahveden aynı koalisyon değil miydi? Tarihin tekerrürünü yaşıyoruz yine. Savaşta önce gerçekler ölür” dedi.
 
'Saraylısı çıkıyor verdiği ölüm sayılarını alkışlatıyor'
 
Irak’ın işgalinde de kimyasal silah olduğu gerekçesinin kullanıldığını hatırlatan Filiz, şöyle dedi: “Saddam Halepçe’de kimyasal silahla binlerce Kürdü öldürdüğünde ses çıkarmayan dünya, Irak’ın elinde kimyasal silah kalmadığı bir dönemde işgali meşrulaştırmak için bu bahaneyi kullanmıştı. İşte kimyasal silahlar kadar korkunç o kadar vahşi bir şey varsa da yalanlarla insanları savaşlara sürüklemektir. Öyle sapkın bir hal almış ki; lider demeye dilim varmayan bu kişilerden turuncu saçlı olanı çıkıyor ‘en akıllı, en zeki füzeyi yolluyoruz’ diyerek insan-canlı öldüren füzesini övüyor! Saraylısı çıkıyor sürekli verdiği ölüm sayılarını alkışlatıyor. Hükümet kurmayları saldırıyı yetersiz buluyor. Adı ‘insani yardım’ olan bir vakıf, insanlık felaketi olan bombalamaları savunuyor” diye konuştu. 
 
'Kime karşı kurtuluş savaşı verecek bu insanlar'
 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın dün bir programındaki konuşmasında sarf ettiği “Teşkilatlarımız da 2019’da bir seçim savaşına hazırlanıyor. 2019’daki bu seçim savaşına Başkomutanımızın liderliğinde hazır mıyız” sözlerine tepki gösteren Filiz, “Düşman kim Sayın Berat Albayrak? Kime karşı Kurtuluş Savaşı verecek bu insanlar? Hangi işgal kuvvetleri var bu ülkede? Biz hiçbir şekilde savaşla, kanla beslenenlerden değiliz. Kimin bundan beslendiğini de halkımız çok iyi görüyor aslında. Ama bakın şöyle diyebiliriz isterseniz; evet bu ülkenin bir kurtuluş mücadelesi başladı. İşte o sizlerden kurtuluş mücadelesidir” dedi.