'İmralı üzerindeki kara bulutlar dağılsın Türkiye aydınlansın artık'

  • 09:06 30 Ocak 2019
  • Güncel
 
İSTANBUL - Barış Anneleri, Hükümet’in savaş politikalarının bütün annelerin canını yaktığını belirterek, tüm annelere tecride karşı ses çıkarmaları çağrısı yaptı. “Madem aynı acıyı yaşıyoruz neden bu sessizlik?” diye soran anneler, “İmralı üzerindeki kara bulutlar dağılsın artık. Türkiye aydınlansın” dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle tutsak bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde açlık grevine başlayan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, eyleminin 79. gününde tahliye edilirken, eylemini evinde sürdürüyor. Leyla’nın ardından çeşitli cezaevlerinde 200’ün üzerinde tutsağın açlık grevi de devam ediyor. 
 
Leyla’nın eylemini ilk günden sahiplenen kadınlar, “Leyla irademiz” diyerek sesini yükseltti. Her platformda tecridin kaldırılması gerektiğini dile getiren Barış Anneleri de “sessiz kalmayalım” çağrısında bulundu. 
 
‘Vicdanlar mı köreldi?’
 
İstanbul Barış Anneleri Meclisi’nden Bedia Gökyüz, zulme karşı direnişin kutsal olduğunu belirterek, “Sesimizi ne kadar kıssalar da yüreğimiz onlarla. Biz onların yanındayız. Nerede ne zulüm varsa biz o zulme karşıyız. Çünkü önce biz annelerin yüreği yanıyor. Cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını istemiyoruz. Dünyanın vicdanı mı köreldi, neden böyle sessiz?” diye sordu. 
 
‘Hepimiz tecrit altındayız’
 
Kendisine “demokratım” diyenlerin de söz konusu Kürtler olunca sessizliğe büründüğünü ifade eden Bedia, “Kürtler nerede sesini çıkarırsa, toplar, tanklarla saldırıyorlar, cezaevlerine atmaya çalışıyorlar. Hepimiz tecrit altındayız. Bu tecrit insanlık dışı bir uygulamadır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kalkarsa Türkiye üzerindeki tecrit de kalkar. Leyla’nın bu isteği, bu talebi yerinde bir taleptir. Açlık grevinde olanlara bir şey olacak diye yüreğimiz ağzımızda bekliyoruz. Mümkün olduğunca ses çıkaralım. Direnmemiz gerekiyor. Sesimizi onların sesine katmalıyız” dedi. 
 
‘Madem aynı acıyı yaşıyoruz neden bu sessizlik’
 
Annelerden Güler Buğday, tecride karşı daha önceki açlık grevlerini hatırlatarak, şunları söyledi: “Biz bu acıyı çok iyi biliyoruz. Ne gece ne gündüz bize uyku yok.  Yıllardır ağır bir savaş yaşanıyor. Adaletsizlik, hukuksuzluk had safhada. Bütün bunların son bulması için Leyla Güven açlık grevindedir. Cezaevinde bulunan yüzlerce kişi de Leyla Güven’in ardından açlık grevine başladı. Tecrit kaldırılmayıncaya kadar hiçbir sorun çözülmez. Erdoğan hükümeti ise her şeye karşı sessiz. Biz barış, adalet, eşitlik isterken, savaş politikası yürütülüyorsa herkes bu politikadan nasibini alır. Eğer biz Kürt annelerinin ciğeri yanıyorsa asker annelerinin de ciğeri yanıyor, polis annelerinin de yanıyor. Madem aynı acıyı yaşıyoruz neden bu sessizlik. Herkes zindanlara kulak versin. Leyla Güven’in sesine kulak versinler. Eğer cezaevlerinden cenazeler çıkarsa kimse bu vebalin altından kalkamaz.” 
‘Sadece Kürtlere değil herkese faşizm uygulanıyor’
 
Sebiha Bozan, açlık grevini değerli bulduklarını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi (CPT) ve birçok uluslararası insan hakları örgütlerinin sessizliğini kınadı. Tecrit uygulamasıyla en temel insan hakkının ihlal edildiğini ifade eden Sebiha, “Akademisyenler, öğrenciler, avukatlar, gazeteciler herkes tutuklanıyor. Bugün yalnızca Kürt halkına değil herkese yönelik faşizm uygulanıyor. Bu devlet bugün sadece imha diyor. Kürtler, Lazlar, Ermeniler bu ülkede ortak yaşadık ama yok sayılıyoruz. Biz Kürt halkı olarak herkes gibi yaşamak istiyoruz. Biz anneyiz. Bir insan nerede ölürse ölsün acı çekiyoruz. Kürt halkının üzerinde ciddi boyutlarda tecrit uygulanıyor. Kürt halkının birlik olmasını istemiyorlar. Bugün birlik olmak günüdür. Demokratik eylem haklarımızı kullanalım, birlikte mücadele edelim. Bütün anneleri bu tecride karşı durmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.
 
‘Adalet Bakanlığı devreye girsin’
 
Siman Peri Akyıldız da, Türkiye ve Avrupa metropollerinde yaşayan bütün Kürtlerin açlık grevlerini daha çok sahiplenmesi gerektiğini ifade etti. Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesi gerektiğini vurgulayan Siman, “Cezaevlerinden cenazeler çıkmadan gereken adımları atsınlar. Yoksa sorumluluğu da vebali de sizindir. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi bir an önce kaldırsınlar. Bu devlet bilsin ki Kürtler Sayın Öcalan için yaşıyor. Sayın Öcalan için mücadele edeceğimizden de kimsenin kuşkusu olmasın. O yüzden İmralı üzerindeki kara bulutları bir an önce kaldırsınlar. Türkiye aydınlansın. Biz Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istiyoruz. Sayın Öcalan özgürleşmeden Kürt halkı da özgürleşmez” diye konuştu. 
 
‘Bu devran elbet bir gün dönecek’
 
Fatma Çakır ise, sonuna kadar tutsakların mücadelesini sahipleneceklerini belirterek, “Sayın Öcalan özgürleşmeden biz de özgürleşmeyiz. Bu devran elbet bir gün dönecektir. Devlet, yaptığı bu kötülüklerin, hukuksuzlukların hesabını er ya da geç verecektir. Biz bir değil, iki değiliz. Türk devleti, AKP sistemi, cezaevleri bizi bitiremez. Açlık grevlerine olan sessizliğiyle, öldürmekle, tutuklamakla bizi bitiremez, bizi reddedemez. Biz varız. Varlığımız aldıkları hava, içtikleri su gibi gerçek” dedi.