Bu yürüyüşün sonu tüm dünya için muhteşem olacak

  • 09:02 28 Şubat 2019
  • Kadının Kaleminden
Süheyla Taş 
 
“Bu süreçte yüksek kattakilerin esip gürlemeleri artmış durumda çünkü her ‘bitti’ dediklerinde yepyeni bir başlangıçla dikiliyoruz karşılarına. Böyle esip gürlemeleri, ipin ucunu kaçırdıklarındandır. Bu yürüyüşün sonu tüm dünya için muhteşem olacak buna inancım sonsuz.”
 
Önderlik 15 Şubat'ı Kürt soykırımı olarak tanımladı ve bu soykırıma karşı "Güneşimizi karartamazsınız" eylemleri başladı. Hiç kuşkusuz komplo,  bu eylemler ve Önderlik’in başlattığı büyük İmralı direnişiyle boşa çıkartıldı. Fakat tüm bu direnişlere rağmen Önderliği özgür ve çalışır koşullara getiremedik. “Mücadeledir, zayıflıklar başarısızlıklar yenilgili yanlar olabilir” demek belki teorik olarak bir gerçeği ifade eder ancak yine de insan bazı şeyleri bir türlü kabul edemiyor, sindiremiyor. Tam da böylesi bir süreçte Leyla Güven arkadaş, mahkemesinde önderlik tecridini kırmak için eyleme başlayacağını ilan etti. Hayri arkadaşlar da büyük 14 Temmuz direnişini mahkemede ilan etmişlerdi. Dönemin diktatörü Kenan Evren'i aratmayan hatta aşan bu faşist bloğa karşı yıllar sonra üstelik bir kadın arkadaş şahsında tarihin tekerrür edişi harekete geçme kararı vermemi sağladı. Ayrıca benim için çok değerli yoldaş olan Zehra Aplin'in yaşanan siyasi soykırımlar karşısında bedenini ateşe vermiş olması mücadeledeki kararlılığımın boyutunu değiştirmişti zaten. Böylece 26 Aralık günü Sariye ve Zeliha arkadaşlarla birlikte bedenimi, irademi bu mücadeleye yatırdım. 
 
Hakları ellerinden alınanların, köleleştirilenlerin adına sesini yükselten, tüm sınırları aşarak bu dünyada herhangi bir insanın dünya görüşü yüzünden zülüm görmesine karşı çıkan, direnen bir Önderlik gerçekliği söz konusu. Zira hakların önderi oluşu da buradan geliyor. Önderliğin oluşturduğu bu yaşam şekli tüm dünyanın özelde de Ortadoğu halklarının ihtiyacı olan barış ve demokrasiyi içinde barındırdığı için bugün böylesi bir tecrit altında tutuluyor. Üstelik şimdi bu tecrit önderlik şahsında Kürt halkına uygulanıyor. 
 
Eylemimize dünyanın dört bir yanından destek geldi, desteklerin gelmesi bu yürüyüşün en büyük zaferidir. Bu süreçte yüksek kattakilerin esip gürlemeleri artmış durumda çünkü her “bitti” dediklerinde yepyeni bir başlangıçla dikiliyoruz karşılarına. Böyle esip gürlemeleri, ipin ucunu kaçırdıklarındandır. Shakespeare'in şöyle bir sözü var; ‘Lekesiz bir yürekten daha sağlam bir göğüs zırhı olabilir mi? Davasında haklı olan üç kat fazla silahlıdır, vicdanı adaletsizlikle çürümüş olanlar çeliklere bürünmüş olsa bile çıplaktır.’ Tüm soykırımlara karşı direnmek en büyük silahımız elbette ki bu süreçte. Savaşların çetin olduğu kadar acılar da derin. Hiçbir vicdan Cizre bodrumlarında yaşananları unutmaz. Bedeli ne olursa olsun böyle bir yola çıkmam işte tamda bu yüzden, aynı şekilde sahip çıkılması her yerin direniş alanı yapılması da işte bu yüzden gereklidir zaten. Önderliğin dediği gibi 'Özgürlük kolay kazanılsaydı Berivan ve Ronahiler kendilerini yakmazlardı.' Kolay olmayacağını bilerek yola çıktık hepimiz birlikte direndiğimiz sürece de tüm dünyaya da bulaşacaktır. Bu yürüyüşün sonu tüm dünya için muhteşem olacak buna inancım sonsuz.
 
Eylemimiz başladığından beri alanımızda müthiş bir heyecan ve coşku var. Avukatlar geldiklerinde 'gün geçtikçe iyisiniz grevde değilsiniz sanki' diyorlar.  Tüm mesele Sincan'daki arkadaşlarımızın bizi bu kadar diri tutması aslında. Moral ve coşku yüksek oldukça her gün bir önceki günden daha iyi oluyor.  Yoldaşlığın büyüsü bu olsa gerek. Tabi bir sürü hediye de biriktirdik bu süreçte. Vurgun yapacağız grevden sonra diyor arkadaşlar öyle çok anlayacağınız. Bulunduğum odada koğuşta 26 yıldır tutsak olan Medya arkadaş olduğu için avantajlıyım. Gerçi bazen 'gençsin dinamiksin anladık ama dur' dediği çok oluyor zorla oturtup enerjimi tasarruflu yaklaşmamı öneriyor. Tabi ben yerimde duramıyorum öyle çocuksu bir heyecan yaşıyorum ki; sanki hep bugünü beklemişim gibi. Bedenini ölüme yatırdığım şu günlerde en çok yaşadığımı hissediyorum. Kemal Pir arkadaş rüyama girmişti,  'güzelleşiyorsunuz' demişti. O günden beridir tüm hücrelerimle yaşadığımı hissetmeye başladım. Neden Mazlum arkadaşın 'direnmek yaşamaktır' dediğini şimdi daha iyi anlıyorum. Zaten ‘F Tipi’ zindanında kalıyoruz ve biz üç arkadaşı hiçbir etkinliğe çıkarmayıp daha fazla izole etmeye çalışıyorlar ama bilmiyorlar ki tüm duvarları tüm tipsiz zindanları aşan bir birlikteliğimiz var. Direngenliğimiz de ilk günkü kararlılığımızda iyi ve anlamlı geçiyor.
 
Editör Notu: 12 yaşındayken ailesiyle Ankara'ya göç etmek zorunda kalan Süheyla, Afyon'da üniversite okuduktan sonra gençlik çalışmalarında yer aldı. 2017 yılında Diyarbakır'da tutuklandıktan sonra, "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 12 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Dosyası hala Yargıtay'da olan Süheyla, Sincan Cezaevi'nde 2 tutsak arkadaşıyla 26 Aralık’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine dahil oldu. 3 kadının eylemi 65’inci gününde. 
 
Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi