Büyüyen dalga egemenlerin korkulu rüyası oldu

  • 09:05 1 Mart 2019
  • Kadının Kaleminden
Sariye Taşkesen 
 
“Büyüyen eylemselliğimiz egemenlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Bütün baskılara rağmen bu direniş mekânın ötesine geçerek bütün direnişçilerle birleşip zamana meydan okumaktadır.”
 
Önder Apo üzerinde derinleşen tecridin bir sistem haline dönüşmesi ve bu sistemin sadece Önder Apo şahsında değil halklar nezdinde de hissedilmesi eylemin gerekliliğini ortaya koymuştur. Kadın öncülüğünde Heval Leyla şahsında ‘Önder Apo'nun özgürlüğü hakların özgürlüğü’ şiarıyla tecridin kırılması için başlatılmış bir eylemdir. 10 yıllardır yürütülen direnişin adımları üzerinden yürüyerek bu eylemin bir neferi olmak büyük onur ve şanstır.  Kararlılığımı zaten yücelten devrime olan inancımdır.
 
Açlık grevi eylemleri dünya kamuoyunda büyük bir yankı bulmuş, direnen halklar tarafından sahiplenilmiştir. Dünyanın 7 kıtasından da etkili eylemimiz şahlandırılmaktadır haklar nezdinde. Büyüyen eylemselliğimiz egemenlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Bundan kaynaklı uluslararası örgütlerin sessizliği ve direnişi görmezden gelmeleri halkların barış ve demokrasi talebini kamçılamaktadır. Bu yüzden insan hakları örgütleri, Avrupa Konseyi, İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi (CPT) ve Uluslararası Af Örgütü'nün hakların talebine sessiz kalmaması gerekir. Zaferi büyütmeliler ve evrensel değerlerin bütünlüğünü desteklemeliler. 
 
50 günü aşkın bir süredir açlık grevindeyiz. Açlık grevlerinin insan anatomisi üzerindeki etkisi iki yönlüdür. Fizyolojik nedenlerinin yanı sıra psikolojik etkenler de önemli. Psikolojik olarak bu eylemin haklı talebine ve başarısına olan inancımla moral olarak kendimi daha iyi hissediyorum ve daha huzurluyum. Coşkusu insanın duygu ve düşüncesi üzerine hükmederek fiziği de etkilemektedir ancak zamanın ilerlemesinden kaynaklı bazı fiziki etkileri hissedebiliyorum. Baş dönmesi, koku, ses ve ışık gibi hassasiyetler görülmektedir diğer bir yandan da F Tipi koşulları ve uygulanan özel politikalar da bu durumu daha derinden etkilemektedir. Maksimum genişlikte minimum yaşam alanları kişiyi sese daha duyarlı kılıyor. Haliyle bu durum fiziki koşulları da etkiliyor. Var olan kısıtlı koşullara ek olarak daha fazla kısıtlamalara gidilmektedir.  Disiplin cezalarım olmadığı halde birçok sosyal haktan mahrum bırakıldım. Bu durumla amaçlanan; kişiyi yalnızlaştırarak eylemin direnişini kırmak. Ama bütün bunlara rağmen eylemim mekânın ötesine geçerek bütün direnişçilerle birleşip zamana meydan okumaktadır.
 
Editör Notu: 2016 yılından bu yana Sincan Cezaevi'nde tutsak bulunan Sariye Taşkesen, Sincan Cezaevi'nde Süheyla Taş ve Zeliha Ustabaş ile birlikte 26 Aralık’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine dahil oldu. 3 kadının eylemi 66’ncı gününde.
 
Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi