HDP’nin Hazro adayı Gülistan Ekti

  • 09:03 9 Mart 2019
  • Güncel
Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - Henüz 3 yaşındayken annesi tutuklandı. 9 yaşında köyleri yakıldı ve göç yollarına düştü. 14 yaşında politik nedenlerle tutuklandı. Şimdi HDP’nin Hazro Belediye Eşbaşkan adayı olan Gülistan Ekti, “Bu seçim bir referandumdur ve başarmak tek seçeneğimiz” diyor. 
 
HDP’nin Hazro belediye eşbaşkan adayı Gülistan Ekti’nin hayatı Kürtlerin devlet ile arasındaki mesafenin bir özeti gibi. Gülistan 1982 yılında Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Helhel köyünde dünyaya geldi. Yurtseverlik bilinci olan bir ailede büyüyen Gülistan henüz 3 yaşındayken annesi gözaltına alınır işkenceye maruz bırakılır ve tutuklanır. “Çocukluğumda annem yoktu sürekli evimiz basılırdı” diyen Gülistan’ın annesi cezaevinden çıktıktan sonra bu kez devletin başka bir zulmü karşılarına dikilir ve köyleri ateşe verilerek zorla köyden çıkarılırlar. 
 
’14 yaşında tutuklandı’
 
Diyarbakır kent merkezine yerleşen Gülistan ve ailesi yoksulluk nedeniyle mevsimlik tarım işçiliği yapmaya başlar. Emek mücadelesi ile de erken tanışan Gülistan Türkiye’nin bir çok iline mevsimlik tarım işçisi olarak gider. Yaşadığı baskı ile politik mücadele ile erken tanışan Gülistan 14 yaşında tutuklanarak cezaevine gönderilir. Cezaevinden çıktıktan sonra ise gençlik çalışmalarına başlayan Gülistan, Selis Kadın Danışmanlık Merkezi, Gün Işığı Derneği, Barış Anneleri Meclisi, Göç Vakfı gibi pek çok kurumda görev yaptı. 2014 yerel seçimlerinde Hazro Belediyesi Meclis Üyeliği’ne seçilen Gülistan şimdi Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hazro Belediyesi Eşbaşkan Adayı.
 
Zorlu geçen bir çocukluk…
 
Zorlu bir çocukluk geçiren Gülistan, defalarca kez evlerinin ve köylerinin basıldığını, her gün birilerinin gözaltına alındığını hatırladığını söylüyor. Annesinin cezaevine girdiğini ve o süreçten çok etkilendiğini belirten Gülistan, “Annem çıktıktan sonra babam girdi. Birkaç kere bu böyle devam etti. Sürekli ikisinden birinin yolunu gözlüyorduk. Annem ilk cezaevine girdiğinde ben henüz 3 yaşındaydım. Annem her girdiğinde 2-3 yıl cezaevinde kalıyordu. 5-6 yaşlarında olduğum vakitlerde ‘Zindana Diyarbekir’ şarkısı vardı, tek hatırladığım o şarkıyı her duyduğumda ağladığım. Yaşım küçüktü ama annemin cezaevinde olduğu bilincine sahiptim ve zaten birçok şeye tanıklık ediyordum. Koruculuk dayatmaları ve ev baskınları vardı. Sürekli köye gelip evlere baskın yapıyorlardı. Odunlarımız vardı, her yıl gelip odun vakti odunlarımızı ateşe veriyorlardı. Ekonomik zarara uğramamız için yapıyorlardı” diye anlattı.
 
‘Annem bizi çalışmalara yönlendiriyordu’
 
Annesinin yoğun işkencelere maruz kaldığını ifade eden Gülistan, annesinin aldığı darbeler yüzünden duyma yetisini kaybettiğini, tırnaklarının çekildiğini, kafasının 3 yerinden kırıldığını kaydetti. Gülistan, en son 2000’li yıllarda özel harekat timleri tarafından gözaltına alınan annesinin gördüğü işkenceden dolayı günlerce yoğun bakımda kaldığını dile getirdi. Her ev baskınında kendisinin, abisinin, ablalarının gözaltına alındığını kaydeden Gülistan, “Ben de, ablalarım da, abim de cezaevinde kaldık. Buna rağmen annem hep aktifti ve bizi de aktifleştirmek için mücadele ediyordu. Annem bizi her zaman çalışmalara yönlendiriyordu. ‘Siz başka çocuklardan, ben de başka annelerden daha kıymetli değilim’ diyordu sürekli” diye vurguladı.
 
‘Mücadelede yer almamın en büyük etkeni annemdir’
 
Abisiyle beraber 1990'lı yıllarda Dilan Sineması’nda gerçekleşen açlık grevlerine katıldıklarını söyleyen Gülistan, 1997 yılında ise henüz 14 yaşındayken cezaevine girdiğini belirtti. Bir süre sonra tahliye olduğunu ifade eden Gülistan, 2000’li yıllarda yeniden cezaevine girdiğini söyledi. Bu süre içerisinde çalışmalardan geri kalmadığını dile getiren Gülistan, çok sayıda kurumda çalışma yürüttüğünün altını çizdi. Her süreçte elinden gelenin fazlasını yapmaya çalıştığını belirten Gülistan, “Annem, yurtseverlik bilincine sahip, kültürel ve tarihsel değerlerin farkında olan ve toplumsal mücadelenin pek çok aşamasında yer alan bir kadın. Böylesi bir kadının kızı olarak çok küçük yaşlarda göç ve cezaevi gerçekliği ile tanıştım. Benim bu mücadelede yer almamın en büyük etkeni annemdir” diye kaydetti. Gülistan, devlet şiddetinden edindiği tecrübelerin de örgütlenmesinde büyük destek sağladığını belirtti.
 
‘Mücadeleyle 3 yaşında tanıştım’
 
Ailesi ile birlikte çeşitli illerde kimi zaman mevsimlik kimi zaman ise fabrika işçisi olarak çalıştığını belirten Gülistan, “Bu süreçte demokratik mücadele zeminlerinden uzak kalmamaya çalıştık. Uzun göç yıllarından sonra Amed’e geri döndüğümüzde hiçbir şey bıraktığımız gibi olmasa da mücadeleye kaldığımız yerden devam ettik” dedi. Yaptığı her çalışmada elinden gelenin en fazlasını ve en iyisini yapmaya çalıştığına işaret eden Gülistan, “Her siyasi parti sürecinde vardım; çünkü henüz 3 yaşındaydım mücadeleyle tanıştığımda. 3 yaşımdan beri Kürtlük bilincine sahibim, bu nedenle henüz 11 yaşındayken çalışmalar yürütüyordum. Bugüne de kadar ne sorumluluk verildiyse kaşımı çatmadan yaptım, yapmaya da devam ederim” diye ifade etti.
 
‘Kadınlardan korkmakta haklı olduklarını bir kez daha göstereceğiz’
 
2016 yılında atanan kayyımlardan belediyeleri almak için yola çıktıklarını vurgulayan Gülistan, “Yıllarca işkence görmüş, katledilmiş, sürgün yaşamış, tutsak kalmış bir ailenin kızı ve bunları yaşamış bir kadın olarak yaptığım her çalışmada yaşatılanların hesabını sordum. Sadece ben değil, benimle aynı hayatı yaşamış olan yüzlerce, binlerce Kürt kadınının, ailenin hisleriydi bu aynı zamanda. Hiçbir zaman korkmadım, geri adım atmadım. Bugün de aynı cesaret ve inatla halkın belediyelerini halka geri getirmek için çıktım bu yola. Bana bunu laik gören partime de teşekkür ediyorum. İşgal edilen belediyeleri tekrar halkın yönetimine sunmak için çalışacağımı bilmek benim için önemli bir motivasyon kaynağıdır” diye kaydetti.
 
Gülistan son olarak şunları söyledi: “Ben de Hazrolu bir Kürt kadın olarak bu sorumluluğu yerine getirmek için motivasyonumuzun temel kaynağı olan toplumsal değerlerimizden faydalanacak ve mücadele geleneğinden besleneceğim. Başarmak tek seçeneğimiz, başka seçeneğimiz yok. Kadınlardan korkmakta ne kadar haklı olduklarını bir kez daha göstereceğiz onlara. Bu seçim sadece bir seçim değildir. Bu seçim bir referandumdur ve Kürt halkı bu referandumda büyük bir cevap olacaktır.”