Hipertansiyon hastası Barış Annesi’ne 7 yıl hapis cezası!

  • 09:04 9 Mart 2019
  • Güncel
ŞIRNAK - Cizre’de 5 Temmuz 2018’de tutuklandıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Barış Annesi Selamet Mat’a 7 yıl hapis cezası verildi. Yaşı nedeniyle birçok sağlık sorunu bulunan Selamet’e verilen cezaya avukatlar itirazda bulundu.
 
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 5 Temmuz 2018’de evine yapılan baskınla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Selamet Mat (56), 4 aylık tutukluluğunun ardından Şırnak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Ciddi sağlık sorunları bulunan ve cezaevinde kaldığı süre boyunca defalarca fenalaşan Selamet’in geçtiğimiz günlerde yapılan karar duruşmasında kendisine yasak sürecindeki telefon konuşmaları ve öncesinde katıldığı eylem ile etkinlikler nedeniyle “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 yıl ceza verildi.
 
Elleri yatağa kelepçeli şekilde tedavi edilmişti!
 
Sağlık sorunları nedeniyle Selamet koğuş arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını karşılıyordu. Cezaevine girdiği ilk bir hafta hipertansiyon ilaçları verilmeyen Selamet sürekli limonla beslenmek zorunda kalmıştı. Verilmeyen ilaçları nedeniyle hastaneye kaldırılan Selamet burada dört gün boyunca elleri yatağa kelepçeli bir şekilde ailesine haber verilmeden tedavi edilmişti. Bu süre boyunca sürekli ilaç sıkıntısı çeken Selamet, görülen ilk duruşmasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Geçtiğimiz günlerde görülen duruşmaya Selamet katılmazken avukatı hazır bulundu. Suçlamaları okuyan mahkeme heyeti istinaf yolu açık olmak üzere Selamet’e 7 yıl ceza verdi.
 
Avukatlar verilen hapis cezasına itiraz ederken, sağlık sorunları gün geçtikçe ağırlaşan Selamet’in cezasının onaylanıp onaylanmayacağı ise bilinmiyor.
 
‘İnsanlar gözlerini açsın’
 
Cezaevinden çıktıktan sonra konuşan Selamet, kendisi gibi sağlık sorunları olan tutsakların ve cezaevlerinin durumuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştı: “İnsanlarımız gözünü açıp başını kaldırsınlar artık. Hem bizim hem de çocuklar üzerindeki bu baskıları görsünler. Zindanlardaki baskıları görsünler. Yanımızda 2 küçük çocuk vardı akşama kadar sürekli ağlıyorlardı. Ağlamasınlar diye ‘oyuncak verin’ diyorduk. Onlarda bize ‘onlar da terörist biz neden onlara oyuncak verelim’ diyorlardı. Oyuncak vermiyorlardı. Küçücük çocuklarımızı bile ne duruma sokuyorlar. Uyuyan Kürtlere çağrım var; gözlerini açıp uyansınlar ve bu zulmü kabul etmeyi bıraksınlar. Bu zulüm sadece bize değil bütün Kürtlere yönelik.”