TTB MK üyesi Selma Güngör: Yetkililer tehditleri bırakıp çözüm geliştirmeli

  • 09:05 25 Mart 2019
  • Sağlık
Habibe Eren 
 
ANKARA - TTB Merkez Konsey Üyesi Selma Güngör, açlık grevine girenlerin durumunun ciddi bir evreye girdiğini belirterek, iktidarın çözümle ilgili görüşmelere başlamaları gerektiğini belirtti. 
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi eylemi 138’inci gününe girdi. Aynı taleple cezaevlerinde ilk grubun başlattığı açlık grevi eylemi 100'üncü günde devam ederken, 1 Mart tarihinden itibaren Türkiye’de bulunan tüm cezaevlerinde 5 binden fazla tutsak açlık grevine başladı.
 
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Selma Güngör, eylemcilerin sayısının artması ile birlikte cezaevlerinde açlık grevleri sırasında oluşabilecek sorunlara dair konuştu. 
 
‘B vitamini alınmazsa çok kısa sürede sorunlar yaşanabiliyor’
 
Cezaevlerinde açlık grevine başlayan tutsakları muayene etme şansları olmadığını bu yüzden de tutsakların hangi koşullarda açlık grevine başladığını bilmediklerini belirten Selma, “Herhangi bir sağlık problemleri var mıydı? Boy, kilo oranları nasıldı bilmiyoruz. Açlık grevlerinden etkilenme kişinin kendi bedensel koşulları ile ilgili. Biraz kilosu varsa biraz daha dayanabiliyor ama zayıfsa bir de ek bir hastalığı varsa ve bakım koşulları iyi değilse daha erken sorunlar başlayabiliyor. Tuz şeker ve saf B1 vitamini Türkiye’de yok ancak B kompleksi vitamininin mutlaka alınmasını öneriyoruz. Bunlar yapılmazsa çok kısa sürede sorunlar yaşanabiliyor” dedi.  
 
‘Nörolojik bozukluklar ileriki dönemde ortaya çıkabiliyor’
 
Açlık grevinde ilk yaşanan sorunun kilo kaybı olduğunu, devamında ise baş dönmesi, ayakta duramama gibi şikayetlerin oluştuğunu söyleyen Selma, ilerleyen zamanlarda sindirim sistemine bağlı sorunlar ve mide kanamaları yaşanabileceğini aktardı. Açlık grevi süresi ilerledikçe dolaşım sisteminde değişiklikler, su ve tuz dengesinin bozulmasına bağlı olarak tansiyon düşmesi ya da artması yaşanabildiğine dikkat çeken Selma, “Tabi zamanla kalp ritim problemleri de ortaya çıkabiliyor. Onun dışında genel zayıflamaya bağlı olarak halsizlik, bunun yanında belki odaklanamama gibi sorunlar söz konusu olabiliyor. 5 duyuya ait nörolojik bozukluklar daha ileriki dönemlerde ortaya çıkabiliyor. B1 bu değişikliklerin ortaya çıkmasını geciktirebiliyor” diye konuştu. 
 
‘Siyasal iktidar yapabileceği ne varsa gözden geçirmeli’
 
Kişinin yapısı ile de ilgili olarak açlık grevlerine girenlerde genel tablonun hızla bozulduğuna dikkat çeken Selma, muayene etme şansı olmadığı için şimdiye kadar ne gibi sorunlar yaşandığını bilmediklerini vurguladı. 1 Mart tarihinden itibaren grevin tüm cezaevlerine yayılması ile birlikte sayının giderek artığını hatırlatan Selma, şunları söyledi: “Cezaevi nüfusunun büyük bir kısmının açlık grevine girmiş olması ile birlikte şu an açlık grevi bitse bile ileriki dönemde daha sorunlu bir cezaevi nüfusu olacak. İnsanlar cezaevinde cezalandırılırken ölümü beklemiyor. Cezaları bitince toplumsal yaşama katılmayı bekliyorlar. Bu bağlamda onların sağlıklı bir şekilde cezalarını tamamlayıp toplumsal yaşama katılmalarını engelleyecek bir süreç yaşanıyor. Tüm bunlar düşünüldüğünde bu kadar kişi açlık grevindeyken ve zaten 3 ayını tamamlayan 4’üncü aya giren 300’den fazla açlık grevi eylemcisi varken, tüm bunlar nedeniyle siyasal iktidarın yapabileceği ne varsa gözden geçirmesi gerekiyor. Açlık grevcileri ile görüşerek neler yapılabileceği üzerine planlama oluşturmak gerekiyor.”
 
'Yetkililerin tehditleri bırakmaları gerekiyor'
 
Kimi cezaevlerinde açlık grevinde bulunan tutsaklara yönelik müdahale tehdidine de değinen Selma, “Biz kişinin kendi kararlarını dikkate alırız. Siyasal aktörleri ya da cezaevindeki yetkilileri biz üçüncü taraf olarak kabul ediyoruz. Bu üçüncü tarafların hekimle kişi arasına girmesini doğru bulmuyoruz. Hekimle kişi arasındaki ilişkide açlık grevi eylemcisinin bilinci açıkken söylediği talepler, hekim açısından uyulması gereken taleplerdir. Bu onamların hepsine uyulması gerekiyor. Cezaevi yetkililerinden gelen bu tür tehditleri ya da istekleri iyi niyetli olarak düşünsek de aslında kurulabilecek güven ilişkisini bozmaya yol açacaktır. O nedenle bu tür tehditleri bırakmaları gerekir” ifadelerini kullandı. 
 
‘Talepler dikkate alınarak bir an önce çözüm oluşturulmalı’
 
Selma, son olarak şu çağrıyı yaptı: “Günler hızla ilerliyor. Tüm bu süreç içerisinde herhalde insanların umuda ihtiyacı var. Bu umut ışığının siyasal iktidar tarafından yakılması önemli. İktidarın, Adalet Bakanlığı yetkililerin, Ceza İnfaz Sistemi ve Ağır Ceza Sistemi yasalarının hükümetler tarafından imzalamış olan uluslararası sözleşmeler de dikkate alınarak bu talepleri gözden geçirmeleri ve buna bağlı olarak çözümle ilgili görüşmelere başlamaları gerekiyor.”