Kayıp yakınından tecrit çağrısı: Bu hukuksuzluktan vazgeçin

  • 09:00 2 Nisan 2019
  • Güncel
Gülistan Azak
 
DİYARBAKIR - Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, sayıları binleri aşan açlık grevi eylemcilerinin taleplerine hala yanıt verilmediğine dikkat çekerek, “Devlet hukuksuzluklarından ne zaman vazgeçecek? Leyla Güven ve destekçilerinin talepleri hukuki olduğu kadar, haklı ve anlamlıdır.
 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle tutsak bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 8 Kasım 2018 tarihinde başlattığı ve tahliyesinin ardından evinde devam ettirdiği süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 146’ncı gününde. Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi'nin Hewlêr kentinde HDP üyesi Nasır Yağız'ın eylemi 133, Strasburg'da 14 kişi ve Galler'de İmam Şiş'in eylemi 107, Mexmur'da İştar Meclisi üyesi Fadile Tok'un eylemi 73, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP önceki dönem Hakkâri Milletvekili Selma Irmak'ın eylemi 77, Kanada'nın Toronto kentinde Yusuf İba'nın eylemi 80, cezaevlerinde ise 16 Aralık'ta başlayan ilk grup tutsakların eylemi 108 gündür devam ederken, eylem 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.
 
Kulp ilçesi Demirci köyünde 1 Kasım 1996 günü gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Şirin Bayram’ın annesi Remziye Bayram
ile insan hakları savunucusu ve siyasetçi Melike Alp, sayıları binleri aşan açlık grevi eylemcilerine dikkat çekerek, taleplerin bir an önce yanıtlanması çağrısında bulundu.
 
‘Bu onurlu direnişin takipçisi olacağız’
 
Melike Alp, eylemcilerin sürdürdüğü mücadelenin yıllarca verilen mücadelenin bir parçası olduğunu belirterek, eylemin onur verici olduğunu ifade etti. Leyla Güven ve eylemde olanların toplumun tamamı için açlık grevine başladığına dikkat çeken Melike, Leyla Güven şahsında başlatılan açlık grevinin kadın mücadelesinde anlamlı bir yeri olduğunu ve bunun anlaşılması gerektiğini dile getirdi. Amacın Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sonlandırılması olduğunu vurgulayan Melike, bu talebin ise karşılanmayacak denli zor bir talep olmadığını kaydetti.
 
Melike, şöyle devam etti: “Açlık grevi eylemcilerine saygı ve minnetlerimi gönderiyorum. Bu onurlu direnişin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Türkiye’de uzun yıllardır büyük hukuksuzluklar devam ediyor. 1990’larda ki büyük kayıpları, faili meçhuller, cezaevlerindeki vahşetler, yakılan köyler, tahrip edilen şehirlerimiz ve Sur, Cizre’de yaşanan olaylar bu gibi hukuksuzlukların yalnızca bazı örneklerini oluşturuyor. Bu ülkede failleri belli olmayan yüzlerce kayıp var. Kayıpları belki geri getirmeyecek ama kayıpların ailelerinin istediği adalet ve hukuk artık temin edilmeli. Katledilenlerin, kayıpların ülkesi durumuna geldik. Ama biz insan hakları savunucuları, sesimiz çıktığı kadar, söz konusu politikalara maruz bırakılanların seslerine ses katmaya devam edeceğiz.”
 
‘Adalet yazısı duvarda, bakanlığı ise sözde kaldı’
 
Remziye Bayram ise, eylemlerin nedeninin devletin dayattığı hukuksuzluk olduğuna dikkat çekti. Adaletin yalnızca sözde olduğunu vurgulayan Remziye, şöyle dedi: “Ülkenin her yerinde adalet yazıları yazılı. Ülkede Adalet Bakanlığı isminde bir bakanlık dahi var. Ama söz konusu adaletin gölgesi dahi yok. Devlet, Kürtlere yönelik bu zulmünü ne zaman sonlandıracak? Hukuksuzluklarından ne zaman vazgeçecek? Leyla Güven ve destekçilerinin talepleri hukuki olduğu kadar, haklı ve anlamlıdır. Açlık grevi eylemcilerinin talebi taleplerimizdir. Halkın bu eylemin sesine ses katmaya, hükümeti ise bu talebe cevap olmaya çağırıyorum.”