Menemen R Tipi Cezaevi'nde işkence ve kötü muamele

  • 11:09 3 Nisan 2019
  • Güncel
İZMİR - İHD ve ÖHD'nin, Menemen R Tipi Cezaevi'nde tutsaklar ile yaptıkları görüşme sonrası hazırladıkları rapora göre açlık grevinde olan hasta tutsakların can güvenlikleri yok ve cezaevi müdürü işkence yapıyor.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Menemen R Tipi Cezaevi'nde yaşanan hak ihlallerini raporlaştırdı. 1 Mart'tan bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için açlık grevinde olan hasta tutsaklar Ergin Aktaş, Ahmet Hemi ve Ahmet Çelik ile görüşen İHD Başkanı Avukat Zafer İncin ve ÖHD avukatlarından Leyla Çelik'in hazırladığı rapora göre tutsaklar ağır işkence altında ve can güvenlikleri tehlikede.
 
İki eli olmayan tutsağa limon tüm olarak veriliyor
 
Raporda, hastane koşullarını protesto ettiği için son 10 gündür tansiyon, kilo ve nabız ölçümlerinin yapılmasını kabul etmeyen ve iki eli olmayan tutsak Ergin Aktaş'ın 26 Mart günü oda arkadaşı Ahmet Hami'nin zorla başka bir odaya götürüldüğü belirtildi. Yine idarenin limonları bütün olarak Ergin'e verdiği için limon tüketemediği ve yaklaşık bir aydır kan kustuğu ifade edildi. 
 
'20 kişi ile engellilerin koğuşu basıldı, çalışmalara el konuldu'
 
Tutsaklardan 19 yaşındaki Ahmet Hami'nin Türkçe bilmediği ve belden aşağısının felç olduğu için tekerlekli sandalye kullandığının belirtildiği raporda, Ahmet Hami'nin beyanlarına yer verildi. 
 
Raporda Ahmet Hami'nin beyanlarından yola çıkılarak şunlar ifade edildi:  
 
"Ahmet Hami 22 Mart'ta hastaneye sevk edilirken ambulansın içerisinden gelen yoğun koku nedeniyle ambulansın havalandırılmasını veya nezarette beklemeyi istedi. Ancak görevli jandarma belden aşağısı felç olan Ahmet ile tartışarak elleri ve ayaklarından sedyeye kelepçelendi. Ahmet'e silah doğrultarak ölümle tehdit etti. Durumu koğuş arkadaşına anlatan  Ahmet Hami, Ergin Aktaş ile birlikte o gün ses çıkarma eylemi yaptı. Ahmet Hami durumu protesto etmek amacıyla 5 günlük açlık grevine girdi. Buna karşılık cezaevi idaresi açlık grevini bırakmalarını istedi, ancak reddedildi. Bunun üzerine 26 Mart'ta asker ve gardiyanlardan oluşan yaklaşık 20 kişilik bir ekip koğuşa baskın düzenleyerek odada bulunan kitap, defter, sözlüklere el koydu. Ahmet Hami zorla çıkarılarak yan odaya Ahmet Çelik ve Cemal Aslan'ın yanına götürüldü. 
 
Ergin Aktaş engel olmak isterken defalarca itilerek darp edildi, yere düştü. Ergin Aktaş'ın hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine ilişkin ATK raporu olmasına rağmen sadece hapishanenin revir doktorunun onayı ile odada yalnız kalıyor. 28 Mart'ta Ahmet Hami'nin açlık grevinde olduğunu ve tedaviyi kabul etmediğini bildirdiği halde zorla müdahale edilmek üzere, odasından yatağı ile birlikte çıkartılarak hastaneye götürüldü, bu sırada aynı odada bulunan Ahmet Çelik itilerek darp edildi. Yeşilyurt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülen Ahmet Hami, doktora açlık grevine müdahaleyi kabul etmediğini beyan etmiş ve hapishaneye geri getirildi."
 
'Bizzat hapishane müdürü işkence yapıyor'
 
22 Mart'tan bu yana süresiz- dönüşümsüz açlık grevinde olan ve Ahmet Çelik'in de 10 günü aşkın süredir fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığı ve tehdit edildiğinin ifade edildiği raporda, odalarının keyfi bir şekilde basıldığı aktarıldı. Baskın sırasında kamera kullanıldığının belirtildiği raporda, kameranın açık olduğu zaman normal ve sakin arama yapıldığını, arama işlemi bittikten sonra kameralar kapatılıp provakatif söylemler ve tavırlar sergilendiği ifade edildi. Raporda, Ahmet Çelik'in şu ifadelerine yer verildi: "Bir baskın sırasında bizzat müdür tarafından odada sürüklendim. Bu ağır hak ihlalleri ile ilgili gerek savcılığa gerek Adalet Bakanlığı'na defalarca dilekçe yazmamıza rağmen dilekçelerimiz ya gönderilmemekte ya da ilgili kurumlarca herhangi bir işlem yapılmamaktadır. Ağır hastalar olup ağır koşullara tabi tutuluyoruz. Can güvenliğimiz tehlikede olup en ufak bir durumda ilgili idare sorumludur."
 
'İşkenceciler adli ve idari olarak cezalandırılmalıdırlar'
 
Raporda özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkının ihlal edilerek Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün, Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin çiğnendiği belirtildi. Raporda ayrıca bu hakları ihlal edenlerin etkili bir şekilde soruşturulması, adli ve idari bakımdan cezalandırılması gerektiği kaydedildi.