‘Dört duvar arasından yükselen çığlığa sessiz kalamayız’

  • 15:34 15 Nisan 2019
  • Güncel
VAN - Van Demokrasi Platformu, tecride karşı devam eden açlık grevlerinde gelinen aşamaya dikkat çekerek, bir an önce adım atılması çağrısında bulundu. Platform, “Tutukluların dört duvar arasından yükselen çığlıklarına toplum olarak sessiz kalmamız beklenemez”
 
Van'da faaliyet yürüten 26 sivil toplum örgütü ve siyasi partinin oluşturduğu Van Demokrasi Platformu, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin sonlandırılması talebiyle devam eden açlık grevleri ve 7’si cezaevinde toplamda 8 kişinin yaşamını sonlandırmasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Tutuklu Aileler ve Yardımlaşma Derneği(TUYADDER) binasında yapılan açıklamayı platform adına TUAYDER yöneticisi Hüsnü Ürgün okudu. 
 
‘İmkansız süreçlere yaklaştırdığının bilincindeyiz’
 
Açıklamada açlık grevlerinin kritik aşamada olduğu belirtilerek, “Ülke genelinde onlarca cezaevinde sayıları binleri aşan tutuklu ve hükümlünün sürdürdüğü süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemleri maalesef kritik eşiği çoktan aşmıştır. Geçen her anın bizleri biraz daha ölümlere ve telafisi imkansız süreçlere yaklaştırdığının bilincindeyiz. Bu durumun derin kaygısını yaşıyor ve bundan büyük bir endişe duyuyoruz. Hele hele insani ve tümüyle barışçıl olan ve büyük toplum kesimlerince de makul görülen talepler adına bedenlerini ölüme yatıran siyasi tutukluların dört duvar arasından yükselen çığlıklarına toplum olarak sessiz kalmamız beklenemez Bu çığlığa kulak vermenin de en insani sorumluluğumuz olduğunun hatırlatmak istiyoruz” diye ifade edildi.
 
‘Uluslararası kuruluşlar sorumlu olacak’
 
Şimdiye kadar 7’si cezaevinde olan toplamda 8 kişinin yaşamına son verdiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Bizler bu ölümlerden duyduğumuz kaygıyı paylaşırken, başlı başına bir işkence olan tecrit uygulamasının tüm hapishanelerden tamamıyla kaldırılması için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz. Açlık grevi sürecinde yaşanacak ve mahpusların yaşam hakkını ortadan kaldıracak yâda sağlıklarında kalıcı hasar bırakacak her türlü olaydan; İmralı hapishanesinde hukuku uygulamayan, hukuku uygularken ayrımcılık yapan, açlık grevlerine duyarsız kalan başta hükümet olmak üzere tüm yetkililer ve uluslararası kuruluşlar sorumlu olacaktır” sözlerine yer verildi.
 
‘Tutsaklarla görüşmelere olanak sağlanmalı’
 
Açlık grevlerine ilişkin taleplere yönelik adımların atılması gerektiğinin dikkat çekildiği açıklamada, “Siyasal iktidardan ve demokratik bir hukuk devletinden beklenen de çözüme katkı sunmak adına diyalog geliştirmeye çalışan tüm birey ve kurumlara katkı sunacakları ortamın yaratılması, bağımsız gözlemci heyetlerin açlık grevindeki tutsaklarla görüşmelerine olanak sağlanması ve yine TTB ve tabip odaları gözetiminde ilgili uzmanlardan oluşmuş bir heyetin açlık grevi eylemcilerinin sağlık problemlerini yerinde tespit, gözlem ve izleme olanaklarının yaratılması için gerekli adımların atılmasıdır” çağrısında bulunuldu.
 
‘Bir an önce adım atın’
 
Açıklamada son olarak,  “Kamuoyuna da yansıyan bazı cezaevlerinde açlık grevi eylemcileri için hayati önemde olan Tiamin (B1-vitamini), tuz ve şekerli suyun cezaevi idarelerince engellenmesinden vazgeçilmeli, yine eylemcilere uygulanan baskı, tehdit, zorlama, hücrede izolasyon gibi insan onuru ile bağdaşmayan idari uygulamalara derhal son verilmelidir. Siyasi iktidarı; başta Sayın Leyla Güven olmak üzere cezaevlerindeki süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sağlıklarının tehlikeye girmemesi ve yaşamlarının yitirilmemesi için yasalarda belirtilen hakların İmralı cezaevinde de uygulamaya ve sorumluluğunun bilinci içinde sorunun çözümü adına bir an önce adım atmaya davet ediyoruz” denildi.
 
Açıklamanın ardından aileler, postaneye giderek Adalet Bakanlığı'na faks gönderdi.