Açlık grevindeki Dilbirîn Turgut kas ve eklem ağrılarından uyuyamıyor

  • 09:10 27 Nisan 2019
  • Güncel
Şehriban Aslan
 
MERSİN - Tarsus Cezaevi’nde 15 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan gazeteci Dilbirîn Turgut’un 3 gün önce görüşüne giden ailesi, “Kas ve eklem ağrıları başlamış ve artık uyuyamıyor. Fakat tüm bunlara rağmen morallerinden ve taleplerinden asla ödün vermiyorlar” dedi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkâri Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi eylemleri devam ediyor. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan ve sağlık durumları kritik aşamayı geçen binlerce tutsak, talepleri yerine getirilene kadar geri adım atmamakta kararlı. Bu tutsaklardan biri de Tarsus Cezaevi’nde bulunan gazeteci Dilbirîn Turgut. Dilbirîn, 15 Ocak’tan bu yana açlık grevinde ve birçok rahatsızlık baş göstermiş durumda.
 
‘Konuşmakta ve görmekte zorluk çekti’
 
Ailesi, 3 gün önce Tarsus Cezaevi’ne giderek Dilbirîn’i gördü. Çok fazla kilo verdiğini belirten aile, “10 kilo vermiş belki daha da fazla vermiştir ama bizim üzülmememiz için söylemiyor. Ellerini tuttuğumda buzdan farkı yoktu. Sırt ve eklem ağrılarından dolayı yatamadığını söyledi. Eskiden masa masa gezen Dilbirîn, yerinden dahi kalkamadı, konuşmakta ve görmekte zorluk çekti. Daha öncede basına yansımıştı zaten kan kustuğu ve durumunun kötü olduğu. Tüm bu rahatsızlıklarına rağmen kendileri bize moral veriyor ve asla geri adım atmayacaklarını, tecrit kalkana dek devam edeceklerini söylüyorlar” dedi. 
 
Aylardır açlık grevinde
 
Daha önce ise tahliye olan ve koğuş arkadaşı olan gazeteci Zehra Doğan, Dilbirîn Turgut’u şöyle anlatmıştı: “Açlık grevindeki gazeteci arkadaşımızdır, söylemi ve eylemiyle kendini gösteren hissettiren, sevdiren güzel kadın. İncecik, narin, naif yoldaşımız, açlık grevi eylemine katılmak için ‘bu eylemde ben de varım’ diye günlerce, haftalarca ısrar eden inatçı yoldaşımız Dilbirîn. Yüreği öyle güzeldir ki Dilbirîn’in onu daha tanıdığınız ilk anda yüreğinize alırsınız, incecik ellerini avuçlarınıza alıp ısıtırsınız sevginizden. Mardin’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde doğan Dilbirîn’in gencecik yaşamına sığdırdığı koca bir mücadele hayatı var. Mücadelenin ne demek olduğunu, daha çok küçük yaşlardayken, sokaklarından eksilmeyen postal seslerinin yankısıyla yaratılmaya çalışılan korku politikalarına karşı duranlardan öğrenmiş. Nitekim kendisi de büyünce kadın kimliğiyle bu mücadelenin içinde yer almış.
 
Köy muhtarı babasının ölümünden sonra muhtarlığa adaylığını koymuş ve kazanmış. Başlar başlamaz da hedef olmuş zaten. Köy yakınlarında çıkan çatışmaların ardından ‘yardım yataklık yapıyorsunuz’ diye kendisi ve annesini gözaltına almışlar. Birkaç yıl sonra da hüküm almışlar ve bu yüzden yıllarca firari yaşamış Dilbirîn. 5 yıllık firari yaşamının ardından ise bir şekilde yakalanıp tutuklanan Dilbirîn, şimdi Tarsus zindanında aylardır açlık grevinde.”