Tatvan'da Kürtçe tabelalar indiriliyor: Samimiyetsizliğin en büyük göstergesi

  • 09:05 14 Haziran 2019
  • Güncel
Zeynep Turgut
 
BİTLİS - Tatvan’da Kürtçe tabelaların sökülmesine tepki gösteren kadınlar, dillerini tanımayan bir belediyeyi kendilerinin de tanımadığını vurgulayarak, “Binali Yıldırım Diyarbakır’da ‘Kürdistan’ derken burada Kürtçe tabelalar indiriliyor. Samimiyetsizliğin en büyük göstergesi” dedi. 
 
AKP’li Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, belediye binasındaki Kürtçe tabelayı ve kent girişindeki Kürtçe, Türkçe ve İngilizce tabelayı söktürmüş, uygulama büyük tepki çekmişti. Tatvan ilçesinde de benzer bir uygulama gerçekleştirildi. Daha önce HDP'li 9 meclis üyesinin açığa alındığı Tatvan Belediyesi’nin çarşı merkezindeki binasında bulunan 'Şaredariya Tetwanê' yazılı tabela kaldırıldı. Yine mezarlıktaki Kürtçe tabela da kaldırıldı. 
 
31 Mart yerel seçimlerinde AKP’nin 295 farkla kazandığı belediyede, meclis üyesi çoğunluğu ise HDP'de idi. Ancak HDP'li meclis üyeleri Serap Çakmak Genç, Diyar Orak, Suat Yetişkin, Ahmet Sağnıç, İsa Taş, Şükrü Aydemir, Nedim Türemiş, Çetin Yılmaz ve Selami Karahan, haklarında açılan soruşturmaların devam ettiği gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.  
 
‘Yolsuzluk yapmak için önce belediye meclis üyelerini uzaklaştırdılar’
 
Görevden uzaklaştıran belediye meclis üyeleri arasında bulunan Serap Çakmak, bu politikanın kayyım politikasının devamı olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “31 Mart yerel seçimlerinde Tatvan da çok büyük usulsüzlükler oldu. Taşımalı asker, polisle ve geçersiz sayılan oylarla ancak 295 oy farkıyla belediyeyi aldılar. Tüm bunlara rağmen sadece belediye başkanlığını bizden aldılar. Meclis çoğunluğu HDP`deydi. 14 arkadaş meclise girdik. Meclisin ilk açılış gününde ‘halkın yararına olan tüm projelere imza atacağız ve hiç bir şekilde hırsızlığa yolsuzluğa izin vermeyeceğiz’ dedik. Bunu bastıra bastıra söyledik. Sadece 2 meclis toplantısı alabildik. Bir gün duyduk ki belediyeden uzaklaştırma almışız. Nedeni ise, süren soruşturmanın olmasıydı. Ne tesadüftür ki 9 arkadaşında soruşturma dosyası da aynı tarihte açılmıştı. Yani 31 Mart’tan hemen 11 gün sonra 11 Nisan da açılan davalar. Bu da niçin olduğunu gözler önüne seriyor. Biz birileri rantı, hırsızlığı daha rahat yapabilsin diye uzaklaştırıldık.” 
 
‘Bir yandan ‘Kürdistan’ deyip bir yandan Kürtçeye tahammülsüzlük’ 
 
Tatvan halkının iradesinin yok sayıldığını ifade eden Serap, halkın bu duruma ciddi anlamda öfke duyduğunu ve belediyeye inançları kalmadığını aktardı.  AKP’nin seçim sürecinde “Belediye işi gönül işi” diyerek halkla kucaklaşacağı vaatleri verdiğini belirten Serap, “AKP belediyesi maalesef ki gelir gelmez yaptığı ilk icraat Kürtçe tabelaları sökmek oldu. Nasıl bir Müslümanlıktır ki mezarlıktaki Kürtçe tabelayı bile cesaret edip sökebiliyor. Tabi bu tüm Türkiye de çok ciddi tepkilere neden oldu. Bundan dolayı geri adım atmak zorunda kaldı. Yapılan açıklamada 3 gün içerisinde tabelalar tekrar yerine asılacaktır denildi. Ama biz onu samimi bulmuyoruz. Çünkü İstanbul’da 23 Haziran’da yapılacak olan bir seçim var. Bu seçimin kaderini de Kürt oyları belirleyecek. Bundan dolayı Kürtlerin tepkisini biraz daha azaltabilmek için tabelaları yerine asmak zorunda kalacaklar. Bunu biliyoruz. Tabi İstanbul seçimlerinden sonra neler olacak bilmiyoruz. Binali Yıldırım Diyarbakır’da ‘Kürdistan’ diyor ama Kürt illerinde de Kürtçe tabelaları indiriyorlar. Bu tavır da onların ne kadar samimiyetsiz olduğunu bir kez daha göstermiştir” dedi. 
 
‘Bu kayyım zihniyetini kabul etmiyoruz’ 
 
HDP Tatvan ilçe yöneticisi Sarya Yılmaz ise, “31 Mart seçimleri büyük usulsüzlükler ve haksızlıklarla yapıldı. Tehditle, şantajla belediyelere el koydular. Bitlis’te de Tatvan’ da da aynı yönteme başvuruldu. Bu hileler belgelendi” dedi. AKP iktidarında Kürt dili üzerindeki asimilasyon politikaları en üst aşamaya çıkarıldığını belirten Sarya, “9 belediye meclis üyemizin görevden uzaklaştırılmasıyla Kürtçe tabelalar söküldü. Bu halk hiç bir zaman zulmü, inkarı ve imhayı unutmadı. Bundan kaynaklıdır ki yıllardan beridir mücadele ediyor. Hangi cesaretle Kürt ilinde Kürtçeyi kabul etmiyor ve Kürtçe tabelayı indirebiliyorlar?  Onlar bu halka hangi yüzle hesap verecekler. Bu bir kayyım zihniyetidir ve kabul etmiyoruz. Bu dilimize bir saldırıdır” diye konuştu. 
 
‘Kürt annelerine en büyük hakaret edilmiştir’
 
Bese Uçar da Kürtçeyi tanımamanın Kürde yapılan en büyük hakaret olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Yıllardan beridir Kürdü kandırarak hilelerle zulüm yaptılar, yok saydılar. Yaşamın bütün alanlarını bize yasakladılar. Biz yıllardır direniyoruz. Çünkü haklıyız ve güçlüyüz. Dilimizi tanımıyorlar ve yasaklıyorlar. Şimdilerde ise Kürtçe tabelaları sökmekle işe koyulmuşlar. Biz Kürdüz, Kürtçe konuşur Kürtçe yaşarız. Dilimizi tanımamak, varlığımızı tanımamaktır. Belediyenin bu tutumu Kürt annelerine yapılmış en büyük hakarettir. Belediyeyi biz aldık onlar bizden çaldılar. Belediye başkanını istifaya çağırıyoruz. Kürdü tanımayan, Kürde hizmet de yapmaz.” 
 
‘Dilimizi tanımayanları biz de tanımıyoruz’ 
 
Hürriyet Öge de, Kürt halkının en zor ve çetin süreçlerde dahi kendi dilini koruduğunu belirterek, “Kürtçe zengin ve tarihi bir dildir. Kürtçe tabelayı kaldırarak verilmek istenilen mesajı anlıyoruz ve bizim dilimizi tanımayanları da biz istemiyoruz. Kürtçe tabelaları kaldırarak varlığımıza olan tahammülsüzlük gösterilmiştir. Biz bunu kabul etmiyor ve kınıyoruz” dedi.