Kadınlar nasıl kentlerde yaşamak istiyor? - 5

  • 09:01 22 Haziran 2019
  • Güncel
Dilan Babat
 
‘Kadın odaklı projelerle kadın dostu kentler oluşabilir’
 
ANKARA - Kadın odaklı kentlerin yaratılması için yapılması gerekenleri sıralayan HDP PM üyesi Leman Kiraz, “Kadınların kendilerini güvende hissedebileceği, istihdam alanlarının oluştuğu, tacizin, tecavüzün olmadığı  alanlar yaratılmalı.  Yerel yönetimlerde kadın odaklı projelerin hayata geçirilmesiyle kadın dostu kentler oluşabilir” dedi.
 
Kadınlar, rahat edebilecekleri düşüncülerini rahatlıkla ifade edebileceği, istihdam alanlarının olduğu tacizin, tecavüzün ve istismarın olmadığı kentlerde yaşam alanı oluşturmak için mücadele etmeye devam ederken, kentler kadınlar için gittikçe daha yaşanmaz hale geliyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) yerel seçim öncesi Kadın Beyannamesi’nde kadın odaklı yerel yönetim anlayışını kamuoyuna deklere etmişti. Peki kadınlar nasıl bir kente yaşamak istiyor? Kadın dostu kent nedir ve HDP’nin bu anlamda yürüttüğü projeler nelerdir? HDP Parti Meclis üyesi Leman Kiraz kadın dostu kentte olması gerekenlere ve HDP’nin bu anlamda ortaya koyduğu çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu.
 
‘3 kadınla başlayan mücadele sonucu 96 belediyeye eşit temsiliyet’
 
HDP’nin belediyelerde özgün özerk yapılanmasını hayata geçirmeye çalıştığını belirterek sözlerine başlayan Leman, tekçi anlayışa karşı HDP’nin var olan belediyelerinde eşit temsiliyeti esas aldığını söyledi.  Leman, “Bileşenlerin belediye yönetiminde 7 yılık bir pratiği var.  O pratik sürekli yukarıya doğru bir ivme kazandı. Üç kadınla başlayan mücadele 102 belediyenin 96’sında eşit temsiliyet ile yönetilecek duruma geldi. Kayyım meselesinden sonra farklı bir durum ortaya çıktı.  Belediyelerimiz gasp edildi. Gasp edilirken belediyede çoğunlukla kadın alanlarına bir saldırı oldu. Kadına dair ne varsa yok edilmeye başlandı. 31 Mart’tan sonra tekrar biz kadınlar, belediyelerimizi yeniden alacağımızı ve belediyelerimizde yeniden meclisler aracılığıyla eşit temsiliyet ile birlikte ortak bir kent yöneteceğimizi kamuoyuna deklere ettik. Şuan kazandığımız belediyelerde kadın kurumlarını çoğaltmaya, kadınlar dair ne varsa ve kamuoyuna aktardığımız ne varsa ve seçim bildirgesinde ne varsa kentlerde, köylerde ve beldelerde ilmek ilmek hayata geçireceğiz” dedi.
 
 ‘Kadınların yerel yönetimlerde aktif rol alması gerekiyor’
 
Kadınların hiçbir sorun yaşamadan bütün canlılarla özgür rahat ve kolaylıkla her yere ulaşabileceği kentlerde yaşamak istediğine dikkat çeken Leman,  şöyle konuştu: “Kadın dostu kentlerin oluşabilmesi için en başında kadınların yönetimlerde yer alması gerekiyor. Stratejik planlar yapılırken, kadınların yerellerde olması sağlanabilir. Bir kentin bütçesi, planı yapılırken mutlaka bütün kadınların istekleri ön görüleri o raporlara,  planlara ve kalkınma planına yansımalıdır. O kentte var olan kadın örgütleri ile mahalle meclislerin aracılığıyla, halk toplantıları ile kadınların nasıl bir kente yaşamak istedikleri üzerine kadınlarla toplantılar yapılabilir. Ama kadınlar yönetimde yoksa, yönetenler o kentte kadınların nasıl bir kente yaşamak istediklerini plana ve bütçeye koymuyorsa o kentin  kadın kenti olmasından söz edemeyiz. Kadınların bir kente barışık olması için yerinden yönetimlerde, ulaşıma rahat erişebilecekleri bir sistem olması gerekir.”
 
‘Kadınların rahat ulaşımını sağlayacak jin kartlar oluşturacağız'
 
Şehir merkezlerine ulaşımın her yerde zorlu olduğunu ifade eden Leman, kadın dostu kentin nasıl olması gerektiğine dair şunları söyledi: “Yerel yönetimlerde seçim beyannamesinde de yer alan ‘jin kart’ dediğimiz kart uygulamasını hayata geçireceğiz. Genel olarak bütün dünyada kadınların kamusal alanlara ücretsiz rahat ulaşabileceği bir ulaşım olması gerekiyor. Sağlık merkezlerine yakın olması ve kadınların ulaşabileceği bir mesafede olması gerekiyor. Şehir hastaneleri kadınların çok çabuk ulaşabileceği bir durum olmadığı için mahallelerde olan sağlık ocaklarını önemsiyoruz. Kadınların ekonomik özgünlüğünün olabileceği yerlerin olması ve kadınların meslek edinebileceği kursların açılması gerekiyor. Kadınlar bir kenti sahiplenip kendi saklı coğrafyalarında görmek istiyorlarsa ekonomik olarak yerel yöneticiler o kenti kadınların rahat edebileceği seminerler ve kurslar yapması gerekiyor. Gezilebilecek mekanlar, parklar  inşa etmek zorundalar. Hem gündüz hem gece kadınlar parkta taciz ve tecavüz korkusu gütmeden sokaklarda dolaşabilmeliler. Parklar yapılırken, mutlaka kadınlara sorulmalı. Aynı zamanda mahallelerde eşitlik birimi ile birlikte izleme komisyonları kurulmalıdır. Kadın çevre mühendisi, kadın peyzajı, halk meclisinden onay alınmadan oranın rapora onay vermemelidir. Kadınların rahat etmesi için kentin inşa sürecinde onaylarının alınması gerekiyor.”
 
‘Türkiye’de kadın alanlarının oranları düşüşte’
 
Kadınların sadece ulaşım alanında değil, sağlık ve istihdam alanlarında da zorluklar yaşadığını dile getiren Leman,  kolaylıkların sağlayabilmesi için kadın odaklı projelerin ön plana çıkarılmasının gerektiğini vurguladı. Leman, “Dünya’nın yüzde70’ini erkekler kullanırken, yüzde 30’unu kadınlar kullanıyor.  Bizim coğrafyamızda bu rakam daha da düşüyor. Mesela Mardin’den örnek vereyim; Büyükşehirde kadın politikası odası küçük bir yerde orayı kadın spor alanına dönüştürdük. O mahalledeki kadınlar birer saat dönüşümlü olarak kullanıyorlardı. Çok para harcamadan her mahallede tek bir oda yeterli.  Bu işin maliyeti pahalı ya da zor bir iş değil.  Bütün mahallelerde  yapılabilir. Bizde zaten yapmayı düşünüyorduk kayyım atandığı için projemiz yarım kaldı.  Belediyelerimizin olduğu her yerde bunları hayata yeniden geçirebiliriz. Kadınların kendini öteki hissetmeden spor yapabileceği merkezler oluşturabiliriz. Bütün bunların yanında kadınların kendilerini rahat ifade edebileceği mekanizmaların oluşması gerekiyor. Mahallede kadınların sözleri önemsenmeli ve mikrofonlar onlara da uzatılmalıdır” şeklinde konuştu. 
 
‘Yerellere sirayet edecek toplumsal cinsiyet dersleri’
 
Kadınların sosyalleşme alanları içinde projelerinin olması, yerellerde yapılan dönüşümlerde kadınların fikirlerinin de alınması gerektiğini belirten Leman devamında olması gereken uygulamaları şöyle sıraladı: “Yerelde dönüşümü savunuyoruz, zorunlu bir sebeple dönüşüm gerekiyorsa, birinci dereceden somut ismini koyabildiğimiz dönüşüm olacaksa yerinde kadınların önerebileceği bir şekilde dönüştürmemiz gerekiyor. Dönüşüm projelerinde yerinde dönüştürülmelidir. Erkekler kaldırımlarda oturup çok rahat davranabiliyorlar. Kentlerimizi bu konuda da eğitmeliyiz.  Yerel yönetimler kendi çalışanları olmak üzere tüm kente sirayet edecek ’toplumsal cinsiyet’ dersleri verilmelidir. Yerel yönetimlerde geldiğimiz her yerde bütün halk istediği zaman belediyeyi denetleyecek. Doğru demokrasiyi uygulayacağımız belediyeleri yönetmelidir. Bütün belediyelerde bir kadın profili çıkarılması gerekiyor. Yaşadığımız kentte kadınların okuma oranı, işsizlik ve istihdam alanları çıkarılmalı ve kadınlar ne istiyor üzerine sormalıyız.”
 
‘Yerellerdeki eril zihniyete karşı yeni yapılandırmalar’
 
Yerel dönüşümle birlikte, dönüşüm olacak mahallerde kadınların okuma oranlarını, kadına yönelik şiddet ve istihdam alanlarının verilerinin çıkarılması gerektiğini kaydeden Leman, verilerden sonra projelerin ve istihdam alanlarının yaratılmasının gerekliliğine işaret etti. Leman, “Kadın istihdam alanları diyeceğimiz alanlar ve mekanlar yaratmalıyız.  Sendikaların yapacağı belediye sözleşmesinde kadınların sözleri olması gerekiyor. Belediyelerimizde kadınları güvence altına almaya çalışıyoruz. Kadınları güvence altına alınmasa eril sistem belediyelerde kendilerini göstermeye başlıyor. Avrupa yerel yaşamda var olan ‘kadın erkek eşitliği protokolünü’ bütün belediyelerimizde imzalatıp hayata geçireceğiz. İmar planlarında eril zihniyeti yok etmek için komisyonlar kurup kadınların eril zihniyete karşı yeni yapılanma modernleşme yapılandırmayı hayata geçirebileceğiz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Yaşlı bakım evleri ve anadilde kreşler’
 
Kadınların istihdam alanlarının önünde birçok engel olduğuna dikkat çeken Leman bunlardan yaşlı bakım ve çocuk bakımlardan sadece bir örneği olduğunu belirtti.  Yaşlı bakım ve çocuk bakımı içinde kadın dostu kentlerinde olması gerektiğini söyleyen Leman, “Yaşlı ve çocuk bakımının yanı sıra  bütün mahallerde ana dilde ücretsiz kreşler yapmaya başlayacağız.  Yaşlı ve engelli bakımda kadınların işlerini kolaylaştırmak için bakım evleri oluşturacağız.  Kadınlar çocuk ve yaşlı bakımda ev hapsinde kalmaması için.  Bu projeleri hayata geçirilmesini sağlayacağız.  Mahallerde başlayarak, sokak kooperatifleri oluşturacağız.  Köylerde köy bostanları, şehirlerde şehir bostanları yaparak başlayacağız.  İhtiyacı olan herkes bostanlarda ihtiyacı olarak almaya başladı. Kadın kooperatifleri kurarak bostanlarda yetiştirerek bunları kooperatifleştirip istihdam alanları oluşturabilir. Kadınların yoksulluktan kurtarılabilmesi için komünlerin oluşturulması gerekiyor. Yörenin öne çıkmış özelliklerini bütün dünyaya açacağımız kooperatifleri oluşturabilmesi gerekiyor.  Bunlar yapıldı ve yapılmaya devam edilmelidir. Mülteci kadınların sağlığa ve eğitime ulaşmaları, şiddete karşı korunmalarını sağlayacak kendi dilinde” şeklinde konuştu. 
 
‘Kentlerimize ve kendimize dair her şeyi yapmaya başlayacağız’
 
Leman son olarak kadınların kültürlerini yaşatmak için de yapılması gerekenleri şu şekilde özetledi: “Kadınların kendi kültürlerini aktarabileceği, kadın deneyimlerinin paylaşabileceği bilgi evlerinin oluşması gerekiyor.  Kültür evlerini hayata geçirebileceğiz. Bunun daha da çoğaltarak o kente yaşayan farklılıkları yaşatmak adına olanaklar sağlayacağız.  Dil kültürün taşıyıcısı, kadınlar kültürün en büyük taşıyıcılarından.  Gaspçı tekçi eril zihniyetin belediyelerimize el koyduktan sonra umutsuzluğa düşmedik. Kadın kenti kurabileceğimiz projelerinin hayalini kurduk.  Durdurulsa bile yarım kalındığı yerden devam edebileceğini gördük. Çok kısa zaman içerisinde kentlerimize ve kendimize dair her şeyi yapmaya başlayacağız.” 
 
BİTTİ.