Halfeti ve Ankara’daki işkence vakaları: Yargı araştırmıyor, doktor belgelemiyor

  • 09:06 26 Haziran 2019
  • Güncel
ANKARA - Halfeti ve Ankara’da gözaltına alınanlara yönelik işkence vakaları ile birlikte son zamanlarda çok fazla başvuru aldıklarını belirten İHD Kadın Sözcüsü Nuray Çevirmen, “Soruşturmalar sonuçsuz kalıyor, herhangi bir ceza alınmıyor. İşkence görenlerin ifadeleri yargı tarafından da dikkate alınmıyor, doktorlar tarafından belgelenmiyor” dedi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, 18 Mayıs’ta Urfa’nın Halfeti ilçesinde çıkan çatışma sonrası gözaltına alınan 51 kişinin işkenceye ve özellikle kadınların cinsel işkenceye maruz kaldığını belgeledi. 
 
İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve İHD Kadın Sözcüsü Nuray Çevirmen, Halfeti’ye giderek işkenceye maruz kalan kadınları cezaevinde ziyaret etti. Görüşmeler sonucu kadınların ağır işkenceye maruz kaldığını aktaran Nuray, Halfeti ve Ankara başta olmak üzere gözaltı ve tutuklama süreçlerinde yaşanan işkence ve hukuksuzluklara dair bilgi verdi. 
 
‘Elektrikle cinsel işkence yapıldı’ 
 
Urfa’da 51 kişinin gözaltına alındığını ve 28’inin gözaltı süresinin uzatıldığını anımsatan Nuray, “İki kadın şu anda cezaevinde. Bu kadınlara uygulanan işkencenin kimseye anlatılamadığı ve özellikle kadınlara anlatabilecekleri yönünde duyumlar almıştık. 11 Haziran’da Eren Keskin ile Urfa’ya gittik. Cezaevinde kalan iki kadınla görüşme gerçekleştirdik” dedi. 
 
50 ve 39 yaşında iki kadın ile 16 yaşında bir çocukla görüştüklerini ifade eden Nuray, kadınların ifadesinden korkunç işkence durumlarının ortaya çıktığını vurgulayarak, şöyle konuştu: “50 yaşındaki kadın göğsünden ve cinsel organından elektrik verildiğini yine sürekli cinsiyetçi küfürlerle sözlü tacize maruz kaldığını anlattı. 39 yaşındaki kadın da saçlarından tutularak duvarlar boyunca sürüklendiğini yine cinsel işkenceye maruz kaldığını ifade etmiştir. Bu Türkiye’de kadınların özellikle cinsel işkenceye maruz kalmalarının göstergelerinden biridir.”
 
‘Halfeti’de göz göre göre işkence yapıldı’
 
Halfeti’de kadınlardan birinin de oğlunun işkenceye maruz kaldığını anlattığını aktaran Nuray, doktorun pansuman yaptığı sırada polisin hala işkence yaptığını dile getirdi. Birçok yerden işkence duyumları aldıklarını ancak Halfeti’de göz göre göre işkence yapıldığını dile getiren Nuray, “Kimisi korkusundan ifade vermek istemiyor, yaşadıklarını anlatmak istemiyor ama gözle görülür bir şekilde darp yaşanmış. Kiminin dişleri kırılmış, kimini kolunda, dizinde, bacağında çürükler, kafasında yaralar var. Belirgin bir şekilde işkenceye maruz kaldıkları görülmekte” diye konuştu. 
 
‘Ankara’da 108 gün konteynerde işkenceye maruz kalmış’
 
Halfeti’den sonra yine Ankara’da gözaltında tutulanlara yönelik işkence iddialarının gündeme geldiğini belirten Nuray, Ankara’da tutuklanan Ayten Öztürk’ün kayıt dışı yaklaşık 6 ay gözaltında kaldığını ve cinsel işkenceye maruz kaldığını söyledi. İşkence vakalarının son zamanlarda ciddi derece de arttığını ve kendilerine bu yönde çok fazla başvuru yapıldığını aktaran Nuray, “2016’dan itibaren özellikle Gülen Cemaati’ne üye oldukları iddiasıyla gözaltına alınanlarda yoğun bir şekilde işkence vakaları var. Bunlar kayıt dışı olarak gözaltına alınanlar. Gözaltına alınan 120 gün, 108 gün, 4 ay, 3 ay nerede olduklarını daha bilmeden işkenceye tabi tutuluyorlar. Örneğin bir tanesi yurtdışından getirilmiş nerede olduğunu bilmiyor muhtemelen Ankara’da bir konteyner içerisinde 108 gün işkenceye maruz kalmış. Bu işkence vakaları kısmen azaldı, zaman zaman bilinmedi ama hiçbir zaman bitmediği bu örneklerle ortada” ifadelerini kullandı.   
 
‘Yargı araştırmıyor’ 
 
İşkenceye dair yapılan suç duyurularının genellikle sonuçsuz kaldığına da dikkat çeken Nuray, Meclis’te HDP’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun işkencenin araştırılmasına dair verdiği soru önergesinin “devleti etkileyen kaba ve yaralayıcı” sözler ifadesi ile geri çevrildiğini anımsattı. Önergelerin ya reddedildiğine ya da oy çokluğuyla araştırılmadığına işaret eden Nuray, “Soruşturmalar sonuçsuz kalıyor, herhangi bir ceza alınmıyor, işkenceyi uygulayanların kim oldukları da ortaya çıkmıyor. İşkence görenlerin ifadeleri yargı tarafından da dikkate alınmıyor, doktorlar tarafından belgelenmiyor. İşkence görenler muayene edilirken kolluk da yanında oluyor ve dolayısıyla can korkusundan, tekrar işkence göreceği korkusundan ya da ailesinin başına bir şey geleceği korkusundan dolayı çoğu zaman yaşadıklarını ifade edemiyorlar. Hekimlerin bu konuda uygun davranmaları gerekiyor. Uygun davranmaları da zaten sözleşmeler çerçevesinde belirtilmiştir. Kolluk olmadan ayrıntılı bir şekilde işkenceyi belgelemesi gerekir” dedi.