Fatma Bostan Ünsal: Tüm partiler İstanbul seçiminden ders çıkarmalı

  • 09:14 26 Haziran 2019
  • Siyaset
Dilan Babat/Safiye Alağaş
 
İSTANBUL - İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin AKP açısından yanlış bir strateji olduğunu belirten Fatma Bostan Ünsal, sonucun belirlenmesinde Kürt seçmenin katkısının olduğunu söyledi. Fatma, “Seçmen bu seçimle Türkiye’ye bir şans verdi. Bu şansı bütün partilerin en doğru tarzda alarak uygulaması gerekiyor. Adil bir toplumda yaşamak üzerine bir sistem kurulmalı” dedi. 
 
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) iptal ettiği İstanbul seçimi için milyonlarca seçmen, 23 Haziran’da tekrar sandık başına gitti. Kesin olmayan sonuçlarla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu, yüzde 54,03 oy alarak rakibi AKP adayı Binali Yıldırım’a 59 kat fark attı. 
 
AKP eski kurucularından Fatma Bostan Ünsal, İstanbul seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘AKP açısından yanlış bir stratejiydi’
 
Fatma, 31 Mart yerel seçimlerini CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasına rağmen tekrar edilmesinin AKP açısında yanlış bir strateji olduğunu belirtti. Seçimini iptal etme gerekçelerinin de kamuoyunu tatmin etmediğini ifade eden Fatma, “31 Mart’ta yerel seçimlere giderken Ekrem İmamoğlu dezavantajlı bir konumdaydı. Binali Yıldırım’a göre tanınmayan birisiydi. Genelde de baktığımız zaman AKP daha güçlüydü. 31 Mart’a yakın anket şirketleri aslında AKP’ye destek kayıplarının yaşandığını kaydediyordu. Ama çok güçlü bir şekilde bu anketler eleştirilmedi. Bu yüzden kamuoyu anketleri doğru düzgün tartışılmadı. Ekrem İmamoğlu’nun vaatleri vardı ve 18 günlük bir durumda uygulamaya başlamıştı. O yüzden 23 Haziran seçimlerine doğru giderken Binali Yıldırım yeni vaatlerini söylemeye başladı. Dolayısıyla insanların aklında ‘25 yıldır belediye sizindi neden yapmadınız?’ diye sorulmaya başlandı” dedi.  
 
‘Yanlış politikalar nedeniyle büyük bir sonuçla kaybetti’
 
31 Mart seçimlerinde dezavantajlı olan Ekrem İmamoğlu’nun 23 Haziran seçimlerinde bunu avantaja çevirdiğini söyleyen Fatma, “İmamoğlu daha güçlü bir şekilde Binali Yıldırım’ın önüne geçti. AKP’nin güç kaybettiğini hepimiz biliyorduk ve sadece biz değil AKP’nin kendisi de bunu biliyordu. Kasım’da yapılacak seçimlerin bir buçuk yıl öne alınması bunları gösteriyordu. Ekonomik krizin geleceği o kadar beliyken AKP gücünü kendi içerisinde aldığı için gücünü devam ettirme planını uyguladı. Çok acele verilen karar ve yanlış politikalar yüzünden büyük bir sonuçla kaybetti” ifadelerini kullandı.
 
‘Bu seçimde de Kürt seçmenlerin katkısı oldu’
 
AKP’nin 31 Mart seçimlerinden sonra ötekileştirici dilini bırakıp 23 Haziran seçimlerinde Kürt seçmene yakın olmak için “Kürdistan” söyleminde bulunduğunu anımsatan Fatma, “En son Öcalan’a giderek seçime yenilik olarak esas görüşme yapılmaya çalışıldı. Bunların hepsinden önce tutarlılık gerekiyordu. Aynı seçimde Diyarbakır’ın bir ilçesinde seçimi kazanmış insanların nasıl yıprandığını biliyoruz. Siz bu seçilmişin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) gerekçesi ile mazbatasını vermiyorsunuz. Akla gelmeyecek ve hukuksuz olan bir şey yapıyorsunuz. Sonrasında aynı seçmenden tavır değişikliği bekliyorsunuz. Bu beklenti çok mantıklı değildi. Böyle bir beklentide seçmeni ‘piyon’ olarak görmek en başından kaybettirir. HDP seçmeni elbette hem Öcalan’ı hem de partisini dikkate alarak sandıklara gitmiştir. Kendi bağımsız tutumunu göstermiştir. Kürt seçmenlerin İstanbul’daki oylarının yüzde 13 olduğunu biliyoruz. Aslında İmamoğlu’nun başarısı çok sürpriz değildi. Zıt görüşlü olan partilerin yan yana gelmesi başarılıydı. Bu başarı 23 Haziran’da İstanbul Belediyesi’ni kazanma başarısını getirdi. Bütün parti seçmenlerin rahatsız olmayacağı bir adaydı. Nasıl referandum seçimlerinde HDP’nin etkisi yeniden olmuşsa bu belediye seçimlerinde de Kürt seçmenlerin katkısı oldu” 
 
‘Binali Yıldırım’ın uygulamak istediği stratejiyi Erdoğan bozdu’
 
 AKP’nin kaybetmesinde rol oynayan etkenlerden birinin de kullandığı dil olduğunu belirten Fatma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her an seçime gidiliyor havasını vermesinin ise başlı sorunlardan biri olduğunu söyledi. Fatma, “Ülke genelinde seçimi bir yarış olarak göstermeye çalıştılar. Beka meselesi, zilet ve ilet ittifakı bu yüzden çıktı. 31 Mart öncesinde Binali Yıldırım’ın ‘adaylar yarışmıyor’ söylemi vardı. Kendisine çok güveniyordu. Binali Yıldırım’ın uygulamak istediği stratejiyi Erdoğan bozdu. Şimdi siz ülke genelinde bunları söyleyeceksiniz İstanbul’da farklı bu olmaz. 31 Mart sonrasında adayların birbiriyle yarışına geldi. Ekrem İmamoğlu’nun kısa dönemde vaatlerini uygulamaya geçirmesi insanlar için bir umut oldu. Bunların yanı sıra Binali Yıldırım İmamoğlu’nun vaatlerini eleştiriyordu. ‘İşsizlik sorununu nasıl çözeceksin’ derken, kendisi sayı vererek yarı zamanlı istihdam sağlayacaklarını söylemeye başladı. Adayların birbiri ile yarışması yanında vaatler benzeşmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. 
 
‘Artık korku havası değil de bir demokrasi havası oluştu’
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sözlerini anımsatan Fatma, bu söylemin gerçeklik payının olduğunu kaydetti. Refah ve iktidara götüren yolun belediye başkanlıklarından geçtiğini söyleyen Fatma, şöyle devam etti: “Her seferinde Ankara ve İstanbul için her zaman bu durumlar ortaya çıkardı. Unutulan bir durum vardı; şimdi demokrasi ülkesindeysen zaten demokrasi ile bir partinin gitmesi başka bir partinin gelmesi kadar doğal bir durum yoktur. Ama İstanbul seçimlerini öyle bir hale getirdiler ki bunu seçmene de yansıtmaya başladılar. AKP, seçmeni tutmak için beka, korku ve şeytanlaştırma politikası uygulayarak güçlü olmaya çalıştı.  Bu söylemler Cumhurbaşkanı’na göre değildi. Şiddet olmadan, iktidar değişimi olmadan demokrasiyi sağlamak buydu. Anormal olan Türkiye’de son 15 yıldır demokrasiyi unutmamızdır. Buda AKP’nin tercihi. Kendi tabanının kaçmaması için bunu yapıyordu. Artık korku havası değil de bir demokrasi havası oluştu. Çünkü demokrasi ile bir şey değiştiğini yeniden hatırladılar. İstanbul’u kaybeden iktidarda bir geçiş oluyor yıllardır bu böyleydi.  
 
‘Özgürlükler temelinde herkesi kuşatacak söylem ve uygulama geliştirmek lazım’
 
Referandum seçimlerinden sonra AKP kendini yavaş yavaş bitirdi. Referandum seçimi ile birlikte ülkede ekonomik ve adalet krizleri ortaya çıktı. Herhangi bir yargı kararı olmadan insanlar işlerinden çıkarılıyor, hamile kadınlar cezaevlerinde kalıyor. Bunlar başlı başına adalet krizi olduğunu fark ediyoruz. Fakat hukuk devletin eksikliği tek başına kalmadığı gibi ekonomik krizi doğurdu. Ekrem İmamoğlu’na verilen desteği iyi okumak gerekiyor. Türkiye’nin çıkabileceği durum özgürlükler temelinde herkesi kuşatacak söylem ve uygulama geliştirmek lazım. Bundan sonra iş başlıyor, söylemde söylediğin gibi uygulamada olması lazım. AKP’nin hatası bunda her söylemi sözde kalıyor. Mağdur olduğunu söyleyen kişinin hemen kulağı kesiliyor. İnsanlar mağdur olduğu zaman hakkını aradığı için suçlu ilan ediliyor. İşte bu durumdan vazgeçilmesi gerekiyor. Bu durumda bütün partiler iyi bulma mücadelesinde hepsinin bir araya gelmesi gerekiyor. İstanbul için bir şans doğmuş oluyor.” 
 
‘Türkiye’de sağ ve sol yer değiştirdi’
 
 Ekrem İmamoğlu’na verilen desteğin bu zamana kadar yapılanlara bir itiraz olduğunu belirten Fatma, “Türkiye’de kayyımları görüyoruz ve Türkiye’de ilk defa seçilmişler sağcılar tarafından görevlerinden alındı. Şimdi sağın bazı kodları vardı, atanmışa karşı seçilmiş gibi kodlar. Her zaman seçilmişlere öncülük verirler. Türkiye’nin siyasi hayatı boyunca ‘jakoben elitler’ seçilmişlere fırsat vermezdi. Seçilmişler önemliydi, ilk kez hep sağ iktidar tarafından seçilmiş olanlar görevlerinden alınıp yerlerine kayyım atandı. Türkiye bir ‘üniter devlet’ herhangi bir uygulama bütün Türkiye çapında uygulanıyor. Fakat Türkiye’de, bu yerellerle ilgili olarak üç farklı uygulama ortaya çıktı. Birincisi AKP belediyelerinde beğenmediği belediye başkanları istifa etme yönlerinde zorlandı yada tehdit edildi. Ama AKP belediye başkanlarında hiçbir olumsuzluk gösterilmedi. İkincisi CHP’li belediye başkanlarına bir dava süreci başlattı ama meclis üyelerinden biri belediye başkanı olarak seçildi.   En kötüsü üçüncüsü HDP belediye başkanlarının mazbatalarına el konuldu, bir kısmı cezaevine gönderildi ve belediye meclis üyelerine dava açarak belediye başkanı olmalarına izin verilmedi. Türkiye’de sağ ve sol yer değiştirdi. Solun ilerici duruşu Türkiye’de hep bir sağ yapmıştır. Bu uygulamalar seçilmişe bir had bildirici ve cezalandırma uygulamaları yapıldı. Bu uygulamalar sağın geleneksel durumunda da olumsuzluk göstermeye başladı. Ve olumsuz sonuçlar getirmeye başladı. Bu uygulamalardan dönülmediği sürece olumsuz sonuçlar gelmeye devam edecektir” diye belirtti. 
 
‘Seçmen bu seçimle Türkiye’ye bir şans verdi’
 
Fatma, AKP’li bir arkadaşının sosyal medyada paylaşım yapmaya zorlandığını ifade ederek, şöyle dedi: “Kendisini kısıtlanmış hissediyordu. AKP’li biri böyle hissediyorsa muhalefet olanlar ne hissediyordu. Türkiye açık bir cezaevinden ibaret. Belki bir milyon kişinin pasaportu yok, yargı kararı olmaksızın pasaportunu vermiyor. Bu belki en hafif durumdur. Türkiye’nin mevzuatına aykırı durumlar bunlar. Dengeli bir sistem olması gerekiyor. Seçmenler bu seçimle Türkiye’ye bir şans verdi. Bu şansı bütün partilerin en doğru tarzda alarak uygulaması gerekiyor. Adil bir toplumda yaşamak üzerine bir sistemin kurulması. Asimetrik bir medya ile işlenerek bu insanlara AKP olmadığı takdirde hayatlarının zindana döneceği korkuları bitirecek hem söylem hem de uygulamaların olması gerekiyor. AKP’li seçmenin isteklerinin bir CHP’li belediyenin karşılaması Türkiye için belki bir şanstır. Yılarca kutuplaştırma ve ötekileştirme durumu olduğu için bir türlü aşamıyoruz bu durumu.”