Şeker hastalarının diyabet ayak yarası geçirme riski yüzde 34

  • 09:06 14 Temmuz 2019
  • Sağlık
HABER MERKEZİ - Diyabet hastalığının en önemli risklerinden birinin diyabetik ayak yarası olduğunu belirten Doç. Dr. Alper Şener, şeker hastalarının diyabetik ayak yarası geçirme risklerinin yüzde 34 olduğunu söyledi. 
 
Türkiye'de yaklaşık 11 milyon hasta, kan şekeri düzeninin bozulması ve yüksek olması anlamına gelen diyabet hastalığına sahip. Diyabet hastalarının yüzde 34'ü ise diyabetik ayak yarası gelişmesi riski altında. Ayağın ya da bacağın ampütasyonuna (iyileşmesi olanaksız görülen bir organı kesme) kadar ilerleyebilen diyabetik ayak yarasında, en ufak bir kızarıklık bile önemli. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Diyabetik Ayak Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Alper Şener, diyabetik ayak yarasına sebep olan iki mekanizma olduğunu belirtti. 
 
Alper, bu iki mekanizmayı şöyle açıkladı: “Sinirsel mekanizmada diyabetik hastaların şekerlerinin yüksek olması sonucu oluşan sinir hasarı ile motor sinirler etkilenir ve cilt nemlenmesi bozulur, kurur veya çatlar ve bakteriler buradan daha rahat girer. Diğer yandan da duyu sinir hasarı ile sıcak/soğuk ve ağrı hissi azalır. Damarsal mekanizmada ise şeker hastalarının kan yağları zaten yüksektir ve bu yağlar damar duvarında birikerek büyük ya da küçük damar tıkanıklıklarına sebep olur. Diğer taraftan ayağın damarsal beslenmesinin büyük kısmı küçük damarlardan olur. Sinir hasarı sebebiyle bu damarların etrafındaki kasılma ve gevşeme hareketleri yapılamaz ve dolaşım bozulur. Ayağın kas ve deri altı yağ dokusu çok azdır. Ayak tüm vücudu taşıyan yegane uzuvdur. Bu yüzden ciltte oluşan küçük yaralar dahi çok kısa sürede cilt altına ve kemiğe ulaşabilir ve diyabetik ayak riski oluşturabilir.”
 
‘Şeker hastalarının riski yüzde 34’
 
Her şeker hastasının hayatı boyunca diyabetik ayak ülseri geçirme riskinin yüzde 34 olduğunu belirten Alper, “Türkiye'de yapılan çalışmalara göre, sinir hasarı ile oluşan hissizlik yüzde 60'lara kadar çıkmaktadır. Bu sadece duyu kaybı gibi değil, aynı zamanda yanma, batma ve ağrı gibi bulgulara da sebep olabilir. Bunlar yaygın olabilecekleri gibi sadece bir sinir boyunca belli bir bölgede de olabilir. Sinir hasarı ayrıca kalp, mide gibi iç organlara giden sinirlerde de olur; çarpıntı, ritim bozukluğu, ani tansiyon düşmesi, çabuk doyma veya erken acıkma, şişkinlik ve karında gaz şikayeti, kabızlık, sertleşme sorunları gibi durumlar görülebilir. Tüm bunların en önemli sebebi ise kontrolsüz yüksek seyreden kan şekeridir” dedi. 
 
‘Dünyada her 30 saniyede bir diyabetik ayak ampütasyonu yapılıyor’ 
 
Diyabetik ayak yarası sonucu ayak kesilmesinin mümkün olabileceği uyarısında bulunan Alper, erken müdahale, iyi yara ve hasta bakımı ile bunu önlenebileceğini aktararak, şunları dikkat çekti: “Türkiye'de kaç kişinin bu hastalık sebebiyle ayağını kaybettiği konusunda tam bir rakam vermek ne yazık ki mümkün değil ama yıllar içinde arttığını biliyoruz. Dünyada ise her 30 saniyede bir diyabetik ayak ampütasyonu yapıldığını biliyoruz. Bazen ayakkabı içindeki hissedilmeyen küçük bir taş bile buna sebep olabilir. Ayakta görülen his kaybı nedeniyle hastaların hemen tamamı küçük veya hatta bazen büyük travmalardan habersiz yaşamlarına devam eder. Bunun sonucunda ciltte yaralanma-açılma meydana gelir. Bakteri bu bölgeden girerek ayakta enfeksiyon ve yaraya sebep olabilir. Çoğunlukla ilk bulgu kızarıklıktır ve ayakta görülen en ufacık kızarıklık dahi bazen hiç beklenmedik sonuçlar doğurur. Bu nedenle vakit kaybetmeden bunun bir enfeksiyon olup olmadığının ayrımı ve antibiyotik ihtiyacı olup olmadığının tespiti için enfeksiyon hastalıkları uzmanına baş vurmak gereklidir, çünkü yara açılmadan ya da açılmış yara kemiğe kadar ilerlemeden yapılacak doğru tıbbi müdahale ile ayak kurtulabilir.” 
 
‘Diyabet hastaları sıkı ayakkabılardan uzak durmalı’
 
Diyabetik ayak yarasından korunmanın en önemli yolunun diyabet olmamaktan geçtiğini, yoğun şeker, yağ ve alkol tüketimi gibi diyabeti tetikleyen gıdaların beslenme zincirinden çıkarılması gerektiğini ifade eden Alper, yara oluşumunu veya oluşmuş yaranın derinleşmesini engelleyecek önlemlerin olduğunun altını çizdi. Alper, önlemleri ise şu şekilde paylaştı: “Öncelikle bu hastalar sıkı ayakkabıdan uzak durmalı, rahat ve ayak şekline uygun ayakkabı seçimi yapmalıdır. Kızarıklık olup olmadığını görmek için ayak her gün kontrol edilmelidir. Bakteri yükünü azaltmak adına yıkama iyi bir yöntemdir. Ardından kurulama ve nemlendirmek için krem kullanımı, topuk çatlaklarına koruyucu krem uygulanması da önemli noktalardır. Pamuklu çorap giyilmesi, sıkı olmayan, ayak şekline uygun ayakkabı seçimi de diğer unutulmaması gereken noktalardandır. Özellikle tırnak kesimine dikkat edilmedir.”
 
Ampütasyondan kurtulan çok fazla hasta olduğundan bahseden Doç. Dr. Alper Şener, erkenden önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çekti.