Gazeteci Kibriye: Tahliyemi değil beraatımı istiyorum

  • 14:15 18 Temmuz 2019
  • Güncel
DİYARBAKIR - Yargılandığı davanın bugün görülen duruşmasında savunma yapan Gazeteci Kibriye Evren, 10 aydır gizli tanıkların soyut beyanlarıyla tutuklu olduğunu, tahliyesini değil beraatını istediğini söyledi. 
 
Diyarbakır ve birçok ilde 9 Ekim 2018’de eş zamanlı gerçekleştirilen ve 142 kişinin gözaltına alındığı operasyon kapsamında tutuklanan gazeteci Kibriye Evren hakkında açılan davanın karar duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. “Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 20 yıla kadar hapsi istenen Kibriye’nin duruşmasına meslektaşları, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve avukatları Resul Teymur ve Pirozhan Karali katıldı. Duruşma öncesi polislerin, adliye koridorunda bekleyen gazetecilerin fotoğraflarını çekmesi dikkat çekti. Duruşma Kibriye’nin savunması ile başladı. 
 
‘Tüm gazeteciler tahliye edildi ben kaldım’
 
Yaptığı savunmada 10 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Kibriye, Diyarbakır merkezli farklı kesimlerinde içinde olduğu kesimlerle birlikte alındığını kaydetti. Gazetecilik faaliyetlerinin suç delili olarak kullanıldığına işaret eden Kibriye, şunları belirtti:
 
“Neredeyse herkes ve tüm gazeteciler serbest bırakıldı ve bu davadan tutuklu tek gazeteci ben kaldım. 10 aydır sadece gizli tanık beyanlarıyla tutukluyum. Yıllardır gazeteciyim. Bulunduğum her alanda kadına dair haberler yaptım. Kadına dair kadın soykırımı, cinsel taciz, tecavüz, kadın elinin değdiği her alanda çalıştım. Çalışan kadınların emeğini görünür kılmak adına kalemimi her yere çevirdim.  Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı buradayım. Gizli tanık farklı alanlarda olduğumu bildirmiş. Evet, bilinen tanınan bir gazeteciyim. Mahallede, sokakta, evde, siyasi partilerde, STK’lerde kadınlarla görüştüm, hepsi benim haber kaynağımdır. Gazeteciyim her yere giderim. Şimdiye dek yaptım, bundan sonra da yapacağım. Siyasi partilere giriş çıkışım farklı değerlendiriliyor. Ancak ben gazetecilik yapıyorum. Bu özgürlüğü kullanmalıyım. Benimle beraber alınan ve serbest bırakılan tüm gazeteci arkadaşlarım aynı suçlamalarla yargılandılar. Ben bugün burada tutukluyum, yapmak istediğim işi yapamadığım için mağduriyet yaşamaktayım.” 
 
‘Devlet kontrolünde yurt dışına çıktım’
 
Yurtdışına çıkarak yaptığı haberlerin de delil olarak iddianamede yer almasına tepki gösteren Kibriye, yurtdışına çıkışının devlet kontrolünde, pasaportla olduğunun altını çizdi. Kibriye, “Hiçbir gazetecinin yurtdışına giriş çıkışları suç olarak değerlendirilemez” dedi. 
 
‘JINHA, bu topraklarda kurulan ilk kadın haber ajansıdır’
 
Kibriye, yaptığı haberlerin aleyhinde delil olarak kullanılması konusuna, savunmasında şöyle dikkat çekti:
 
“Bir paylaşımda ‘Lice yanıyor’ diye bir haberi paylaşmışım. Bölgede gazetecilik yapıyorum. Her türlü hak ihlali başta olmak üzere doğa ihlallerini de topluma bildirmek zorundayım. Benim vicdanım gereği paylaştığım haberdir. Antalya’da olsaydım ‘Antalya yanıyor’ derdim. ‘JINHA susturulamaz’ diye paylaşımım var. JINHA dünyada ve bu topraklarda kurulan ilk kadın ajansıdır. ‘Erkekler ne der diye düşünmeden’ hür vicdanı, rengi, sesi, kadının objektifi ile haberler yapmışız. Bu ajans kapatılmış. Toplumu haberlendirme özgürlüğü elimden alındı. Bunların hepsi haber yayma, yapma özgürlüğü kapsamındadır. Hiçbir şekilde bir örgütün propagandasını yapma amacım olmadı. Gazeteci böyle olmazsa vicdanı kurur.” 
 
‘Ölü bir dosya canlandırılmak istenmiş’
 
Hiçbir tutuklusu olmayan, 2010 yılına ait bir dosyanın da şimdiki dosyayla birleştirilmesine değinen Kibriye, “Ölü olan bir dosya canlandırılmak istenmiş. Cezalandırılmak için birleştirilen bir dosyadır. Kabul etmiyorum. Yıllardır bu mesleği severek ve isteyerek yapıyorum. Mesleğimin tutuklanma nedeni olmasına üzülüyorum. Tahliyemi değil beraatımı istiyorum” diye konuştu.
 
‘Gizli tanık bile gazeteci diyor’
 
Kibriye’nin yaptığı savunmanın ardından avukatı Resul Temur konuştu. Gizli tanık beyanlarına işaret eden Resul, “Gizli tanığın başka dosyalarda da benzer beyanlarda bulunması ona itibar edilemeyeceğinin göstergesidir. Gizli tanık bile müvekkillere ithamda bulunurken ‘gazeteci’ diye beyanda bulunuyor. Gizli tanıklar Ezel ve Firar’ın beyanları tutarsız, soyut ve gerçeği yansıtmamaktadır. Bu sebeplerden dolayı müvekkil açısından atfedilen suçlamaları sübut bulunmadığını ve tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.
 
'Suç değil gazetecilik'
 
Son olarak savunma yapan Avukat Pirozhan Karali ise, Kibriye’nin suç olarak yer alan faaliyetlerinin gazetecilik faaliyeti olduğunun altını çizdi. “Gittiği kurumlar, yaptığı geziler hepsi bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün lehine yaptığı bir faaliyetin olmadığı yönünde delillerimizi sunmuş oluyoruz” diyen Pirozhan, Yargıtay ve AİHM kararlarına atıfta bulunarak, “İnsanların düşüncelerine ket vuramazsınız. Müvekkilin gazeteci olması nedeniyle paylaşımları düşünce özgürlükleri kapsamında değerlendirilmelidir. Müvekkilin beraat etme ihtimali yüksektir. 10 aydır tutukludur tahliyesini istiyoruz” şeklinde konuştu. 
 
Verilen aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme, “suçun vasfı ve mahiyeti mevcut delil durumu kuvvetli suç şüphesi, CMK100/3 tutuklu kaldığı sürece adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçesiyle tahliye talebini reddederek duruşmayı 24 Eylül’e erteledi. 
 
Duruşma sonrası mübaşirin ilk önce polis memurlarına duruşma tutanağını vermesi dikkat çekti. Duruma tepki gösteren Avukat Resul Temur'un itirazı üzerine tutanak polislerden geri alındı. Bunun üzerine duruşma salonuna geri dönen polis savcı ile görüştükten sonra adliyeden ayrıldı.