‘Kadınlar dünyayı sarsacak özsavunma mekanizması geliştirmeli’

  • 09:03 24 Ekim 2019
  • Güncel
Rengin Azizoğlu
 
URFA - TJA Urfa aktivisti Emine Tekiner, “Sen de ayağa kalk” kampanyalarının tüm kadınlar tarafından sahiplenilmesi gerektiğini belirterek, “Bizlerin amacı dünyayı sarsacak bir özsavunma mekanizması geliştirip somut kazanımlar sağlamaktır” dedi. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA), kadına yönelik artan şiddet, katliam, çocuk istismarı ve doğa talanına karşı başlattığı 6 aylık “Değişim ve özgürlük için sen de ayağa kalk” kampanyası devam ediyor. TJA Urfa aktivisti Emine Tekiner kampanyalarına ilişkin ajansımıza  değerlendirmelerde bulundu. 
 
'Gelin sesimizi yükseltelim’
 
TJA olarak kampanya kapsamında başlattıkları 3 aylık çalışma ekseninde kadın örgütlemesine yoğunlaştıklarını ifade eden Emine,  mahallelere giderek halkla toplantılar aldıklarını aktardı. Emine, “Urfa bölgesinde kadına dönük özel bir politika yürütülüyor ve buna bağlı olarak kadına dönük ciddi saldırılar yaşanıyor. Bu saldırıların temelinde de kadının iradesini hiçleştiren bir anlayış gelişmektedir. Bu çerçevede bizlerin de kadın hareketi olarak başlattığımız kampanya ile birlikte yeni bir örgütleme sürecine girdik. Mahallelerde kadınlar kendilerine dönük baskılar yaşandığını ve buna karşın da seslerini yükseltemediklerini anlattılar. Kampanya kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar sonunda kadınların ‘biz de kendimizi evin dışında çalışmalarda görmek istiyoruz’ ifadeleriyle karşı karşıya geliyoruz. Bu da ciddi anlamda bir morali de beraberinde getiriyor ve motivasyon açısından güçlü kılıyor. İktidarın kirli politikaları sonucu kadını hiçleştiren bir politikalarına karşı biz TJA olarak tüm dünya kadınlarına çağrı yapıyoruz; gelin kendi kimliğimizi açığa çıkaralım ve sesimizi yükseltelim” diye konuştu. 
 
‘Tüm kadınlar özsavunmalarını geliştirmeli’
 
Bu ayki kampanya içeriğinin özsavunma olduğunu kaydeden Emine, özsavunmanın anlamına ve önemine ilişkin çalışmalar başlattıklarını söyledi. Emine, konuya ilişkin şunları kaydetti: “Kadınlarla buluşarak özsavunmayı tartışıyoruz. Toplum içinde özsavunma fiziksel bir saldırıymış gibi anlaşılıyor ancak insanın kendini doğadan, toplumdan gelen zarara karşı kendini koruma yöntemdir. Bu konuyu çok iyi oturtmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede de bu ayki çalışmalarımız yoğunluklu eğitimler ve bilinçlenme üzerine gerçekleşti. Kadın kurumlarımızla ortaklaşıp özsavunmayı kavratmak, benimsetmek ve pratiğe dönüştürmeyi hedefliyoruz. Özsavunmanın  zihniyet sorununa karşı da geliştiğini düşünüyoruz. Bu noktada da köylerde ilçelerde kadınlarla bir araya gelerek ve ortaklaşarak çalışma yürütmek ve zihniyet sorununa karşı özsavunmamızı nasıl geliştirmemiz gerektiğini tartışıyoruz. Devletin yönelimi ile birlikte kadın yaklaşım politik bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım karşısında da kadınların kendini savunması ve koruması önemlidir. Bu noktada tüm kadınların her alanda özsavunmalarını geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.”
 
‘Rojava Devrimi özsavunmanın en somut haliydi’
 
Kadınlar öncülüğünde gerçekleşen Kuzey ve Doğu Suriye devriminin ve o günden bugüne gelişen mücadelenin aslında bir özsavunma mücadelesi olduğunu söyleyen Emine, “DAİŞ’in saldırıları yalnızca Rojava’ya değil, tüm Ortadoğu kadınına yönelikti.  Kadınlar kendi varlıklarını Rojava Devrimi’nde gerçekleştirdi.  Kobanê’de Arinler, Efrîn’de Avestalar toplum ve kadınlar için özsavunmalarını almış ve ciddi bedeller ödemiştir. Rojava Devrimi özsavunmanın kazanımlarının en somut örneğidir. Bizler onları örnek alıp bu mücadeleyi sürdürmeli ve bir özsavunma mekanizmasını her yerde, her alanda geliştirmeliyiz. Rojava Devrimi yalnızca askeri değildi. Orada halk asimilasyonlara karşı da özsavunmalarını alarak kültürlerini, dillerini korumak için mücadele vermiştir. Bizlerin amacı da dünyayı sarsacak bir özsavunma mekanizması geliştirip somut kazanımlar sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
 
‘Her alanda savaşa ses çıkarmalıyız’
 
Son olarak Emine, şunları kaydetti: “Rojava’ya dönük saldırılar bugün de sürüyor. Bu saldırılar kadın kazanımların dönüktür aynı zamanda. Kürt kadın siyasetçi arkadaşımız Hevrin Xelef’in katledilişi de bunun somut bir örneğidir. Toplumu değiştiren dönüştüren kadınlardır, savaşı durduran da kadınlar olacaktır. Biz kadın hareketi olarak bu savaşı durdurmak noktasında öncülük misyonumuzu gerçekleştirmeliyiz. Savaşa karşı kadınlar olarak özsavunma refleksini gerçekleştirmeliyiz. Her alanda her mecrada savaşa karşı ses çıkarmalıyız.”