'Hem Kürt yayınevleri hem de Kürt halkı tutsak yazarlara sahip çıkmalı'

  • 09:05 15 Kasım 2019
  • Güncel
HABER MERKEZİ - 15 Kasım Zindandaki Yazarlar Günü dolayısıyla konuşan Şair Herdem Kirtay Tatlısoy, "Tüm yasaklamalara ve baskılara rağmen Kürtçe dilini geliştirmek ve yazarlıkta ilerlemek için mücadele ettik" dedi.
 
Bugün 15 Kasım Cezaevindeki Yazarlar Günü. Çok sayıda yazar, şair ve gazeteci çeşitli gerekçelerle  tutuklu. Kaldıkları cezaevlerinde çeşitli hak ihlallerine maruz kalıyor. 15 Kasım dolayısıyla görüştüğümüz şair Herdem Kirtay Tatlısoy, cezaevinde çok fazla zorluk yaşadıklarını dile getirerek, cezaevlerinde kalan yazar ve gazetecilerin çoğu imkanlardan faydalanamadığını belirterek, tutsakların emeğine sahip çıkılmasını istedi. 
 
Herdem, "Yazdığım şiirlerin, yazarın topluma ulaşmaması için her şeyi yapıyorlardı. Yazdığımız mektupları okuma komisyonundan geçirmiyorlardı. Biz tüm bu engellere rağmen yazmaktan vazgeçmedik. Gelişmek için her şeyi yaptık. Yazdıklarımızı topluma ulaştırmak için elimizden geleni yaptık ama faşist zihniyet topluma ulaşmamızı istemiyordu. Çünkü yazdıklarımızın topluma etki edeceğinden korkuyorlardı. Kürtçe dilinin gelişmesi için çok mücadele ettik. Cezaevinde Kürtçe dersler verildi. Kürtçe bilmeyen arkadaşlarımız Kürtçe öğrendi. Ben de önce Kürtçe şarkılarla dilime katkıda bulunmaya başladım. 13 yıl cezaevinde kaldım. Cezaevine girdikten sonra yazmaya başladım. Ilk Elazığ cezaevinde şiir yazdım. Cezaevi konusu açılınca ınsanların zihninde gelişime açık olmayan, dar bir alan canlanıyor. Oysaki bulunduğun yeri yaşanılır kılmak kişinin elinde. Özellikle Kürtler için üniversite ve akademi yeri gibidir. Tanınan bir çok yazar, şair, romancı cezaevlerinde yazmaya başlamış" dedi.
 
'Mektup gelmediği günler duygusallaşıyordum'
 
Herdem, şiir yazmaya başladığı süreci ise şu sözlerle anlattı: "İlk şiirimi kış aylarında yazmıştım. Kış aylarında kendimizi çok daha fazla yalnız hissediyorduk ve yoğunlaşıyorduk. Bize haftada bir, bir mektup ancak geliyordu. Bazen de cezaevi engellediği için elimize hiç mektup ulaşmıyordu. Bir hafta yine mektup gelmemişti ve ben biraz duygulanmıştım. O gün cezaevi duvarına bir kuş konmuştu ve kuşlar bize özgürlüğü anımsatıyordu. Bir arkadaşımla beraber kuşu izliyorduk. Bu nedenle ilk şiirimin adı 'Özgür kuş' olmuştu. O şiiri de arkadaşımla yazmıştık. O da şiir yazıyordu öncesinden. Şiir yazdığım zaman arkadaşlarım da çok yardımcı oluyordu. Beni teşvik etmek için çok uğraşıyorlardı. Yazdığım şiirleri onlarla paylaşmamı çok istiyorlardı. Bazen yazdığımız mektuplar yerine ulaşmıyordu. Hızlı bir şekilde gitsin diye biraz fazla para vermemiz gerekiyordu. Cezaevi koşullarında ekonomik anlamda zorlanıyorduk. Komin bir yaşam vardı cezaevinde ve maddi anlamda zorlanan arkadaşlarımız için komin yaşam çok daha değerliydi. Bazen arkadaşlarımın benim yerime de mektup gönderdiği oluyordu. Bu küçük bir şey gibi görünebilir ama o koşullarda bu çok değerliydi. Mensuplarımız yerine ulaştığında daha çok yazmak istiyorduk. Bize güç veriyordu."
 
'Cezaevinde herşey daha fazla anlam kazanıyor'
 
Cezaevinde yaşamın her öznesine daha fazla anlam yüklendiğini belirten Herdem, kuş, yağmur, rüzgâr, güneş, yaprak, yıldız gibi birçok şeyin var olduğundan daha fazla anlam kazandığını dile getirdi. Herdem, şiir yazdığında bu öznelerden çok etkilendiğini söyleyerek, "Cezaevinde gruplarımız vardı. Müzik grubu, tiyatro grubu, edebiyat grubu, okuma grubu gibi. Büyük bir örgütlülük ile bu gruplar hazırlanırdı ve çalışma yürütürdü. Mizgin Ronak arkadaşımızın da kalemi çok güçlüydü ve Kürtçe yazılar, şiirler yazardı. Bu beni çok etkiliyordu. Kurdewarî duygularla yazıyordu" diye belitti. Yapılan koğuş aramalarında şiir kitabına el konulduğunu aktaran Herdem, "Bu beni çok üzmüştü. Çocuğunu kaybeden bir anne gibi olmuştum. Cezaevinden çıktığımda da sanki bir parçam orada kalmış gibi duygulanmıştım. Hayallerim orada kalmıştı. Yine de yazmaktan vazgeçmedim. 'Çira' isimli şiir kitabımı cezaevinde yazmıştım. El konulan kitabımdan sadece bir tane şiir hatırlıyorum. Onu da ezberlediğim için. O şiiri 1996 yılında Sivas Cezaevi'nde yazmıştım. O dönem cezaevi koşulları hiç iyi değildi. Sürgünler oluyordu, açlık grevleri vardı ve arkadaşlarımız yaşamını yitiriyordu. Yazdığım şiirler bir mesaj da vermek istemiştim. Şiirimin sözlerinin bir kısmı şöyle:
 
Kenê min dê te bixapîne
Li pişt ken û şahiyê
Çîroka min a bi jan veşartiye
Çîroka welatê qedexe
Li ser sînga min ragirtiye
Bûye Çiyayê Agirî
Min bi çîroka min nas bike, ey dost'." diye aktardı.
 
'Birçoğunun yazılarına el konuldu’
 
25 yıldır cezaevinde şiir ve kitap yazan tutsakların olduğunun altını çizen Herdem, "Birçoğunun hala kendi ismiyle yayınlanmış kitabı yok. Birçoğunun yazılarına ya el konulmuş ya da kütüphanede kaybolmuş. Elinde tutan da ekonomik sorunlardan bastıramamışlar. Bu nedenle cezaevindeki tutsaklara destek olmak çok önemli. Hem Kürt yayınevleri hem de Kürt halkı tutsak yazarlara sahip çıkmalı. Çünkü oldukça zor şartlarda yazılıyor. Tutsakların emeğine sahip çıkılmaması kırılma da yaratıyor. En çok zorlanan da aslında kadın tutsaklar oluyor. Şuana kadar yazı yazan 50'ye yakın kadının ismini duymuşumdur ama ne isimleri biliniyor ne de yazdıklarına sahip çıkılıyor. Bir ülkede ne kadar çok kadın yazar olursa o ülke o kadar aydınlık olur. En büyük sorunlardan biri de tutsakların yayınlanan kitaplarının yasaklanması. Sistem topluma ulaşmamızın önüne her şekilde kesiyor. Tutsakların dışarı ile bağlantısını koparmak istiyor. Kadınların toplumda değişimler yaratabileceği bilindiği için sistem tarafından hedef alınıyor. Kürtçe yazdığımız zaman bu baskı daha da çok artıyor" diye ifade etti.
 
‘Baskılara karşı Türkçe konuşmayı kendimize yasaklamıştık’
 
Herdem, son olarak şunları ekledi: "Kürtçe yazdığımızda 'anlamıyoruz' deyip okumuyorlardı. Bazılarına çeviri yapmaları için gönderdiğimizde ise parası istiyorlardı. Kürtçe yazdığımız mektuplar birçok kez bize geri iade edildi. Sırf Türkçe yazmamız için böyle bir politika yürütülüyordu ama biz hiç Türkçe yazmadık. Baskılara karşı biz de Türkçe konuşmayı kendimize yasaklamıştık. Cezaevinde yaşadığım süreci de yazmayı düşünüyorum. Cezaevi benim ilk okul yıllarımdı. Her şeyi orada öğrendim. Anılarım orada, hayallerim orada."