Dünden bugüne Ankara Kadın Platformu: Birbirimize dokunduk

  • 09:02 17 Kasım 2019
  • Güncel
Dilan Babat
 
ANKARA - Ankara Kadın Platformu, 2006’dan bu yana kadınların önemli bir örgütlenme ağı olmayı başarırken, kadınlar platform içinde 13 yılda çok fazla mücadele etti. Kurucularından Latife Kahya Demirci, platform sayesinde kadınların birbirlerine dokunduğu alanların oluştuğuna dikkat çekerek, “Bir araya gelmemizin önündeki engeli kaldırdı” dedi. 
 
2005 yılında kadınların mücadele ihtiyacı doğrultusunda başta 4 kadının bir araya gelmesiyle kurulan Ankara Kadın Platformu, şiddete, sömürüye, eşitsizliğe karşı kadın kazanımlarına sahip çıkmak amacıyla mücadele etmeye devam ediyor. Giderek büyüyen ve sendika üyeleri, sosyalistler, politikacılar, Kürt hareketinden kadınlar, öğrenciler, feministler ve LGBTİ aktivistlerinden oluşan Ankara Kadın Platformu, 2006 yılında kuruluşunu ilan etti. Kadınlara yönelik hak gasplarında, 25 Kasım’da, 8 Mart’ta sokaklarda gördüğümüz kadınlar yine en güçlü haliyle eril siyasete cevap olmaya devam ediyor.
 
Ankara Kadın Platformu kurucularından Latife Kâhya Demirci, platformun oluş sürecini, hangi ihtiyaç doğrultusunda ortaya çıktığını ve 13 yılda yaptıklarına dair konuştu. 
 
‘Neler yapabiliriz diye uzunca bir tartışma yürüttük’
 
Ankara Kadın Platformu oluşumundan önce ‘Barış İçin Kadın Platformu’nun’  olduğunu söyleyen Latife,  Barış için Kadın Platformu’nun salt eylemsellik üzerinde şekillendiğinden kaynaklı feshettiklerini belirtti. Üzerinden bir yıl geçtikten sonra, 25 Kasımlarda, 8 Martlarda kadınların bir araya gelebileceği, tartışabileceği bir platforma ihtiyaç duyulduğunu aktaran Latife, “O zamanlar İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticisiydim ve oradan doğru 4 kadın arkadaştık. 4 kadınla ‘ne yapabiliriz’ diye düşündük ve bütün kurumlara, sendikalara, siyasi partilere, feministlere ve derneklere bir çağrı yaptık. 2005’in sonlarında çağrılarımızı yaptık ve gerçekten bir ihtiyaç vardı ki herkes geldi. Uzunca bir tartışma sürdürdük.  25 Kasım’a denk geldiği için daha çok tartışmalarımız bu yönde oldu” sözleriyle ilk adımları nasıl attıklarını anlattı. 
 
‘İlk eylemimiz Sincan Cezaevi önündeydi’
 
O dönemde gözaltıların çok yoğun olduğu bir dönem olmasına rağmen, ilk eylemlerini Sincan F Tipi Cezaevi önünde gerçekleştirdiklerini söyleyen Latife, “Bir otobüs tutarak Sincan Cezaevi’ne doğru gittik. O zamanlar da yaptığımız eylemler, gittiğimiz yerler sürekli takip ediliyordu. Bulunduğumuz otobüste sandalyeler kırık, pencereler kırılmış bir durumda.  Cezaevine yakın bir yerde polisler tarafından durdurulduk, bir şey çıkmayınca otobüsün penceresinin kırık olması gerekçe gösterilerek, otobüsümüz gözaltına alındı. Bizleri çamur içinde bırakmalarına rağmen o çamurun içinde eylemlerimizi yaptık ve cezaevinde bulunan kadınlara sessimizi duyurmuştuk” dedi.
 
‘Bütün olaylar karşısında sözümüzü söylemekten geri durmadık’
 
2005’in sonlarına doğru platforma kadınların yoğun katılımının olduğunu kaydeden Latife, 2006 yılında Ankara Kadın Platformu’nu resmi olarak ilan ettiklerini ve bütün eylem ve etkinliklerini Ankara Kadın Platformu üzerinden yürütmeye başladıklarını söyledi. Latife konuşmasına şöyle devam etti: “Yaptığımız eylemlerde gözaltına alınan arkadaşlarımız ile birlikte gözaltına alınıyorduk, çünkü arkadaşlarımızın tek başına gözaltına alınmasını da kabul etmiyorduk.  Barış sürecinde kadınlar olarak sessiz eylemlerimizi gerçekleştirdik. Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde ağızlarımıza siyah bantlar bağlayarak eylem gerçekleştiriyorduk ve insanlar ne için orada olduğumuzu merak ediyordu.  OHAL dönemi ile birlikte eylemlerimiz azaldı ama biz kadınlar sadece 8 Mart ve 25 Kasım için yan yana gelmiyorduk, ülkede yaşanılan bütün olaylar, yaşanılan siyasi krizler ile birlikte sözümüzü söylemekten geri durmadık.”
 
‘Birbirimizden etkilendik, birbirimize dokunmayı başardık’
 
Platformun karma kurumların ve feminist kadınların bir araya gelmesinde önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Latife, “O dönem karma örgütlerin bir kısmı 8 Mart’ta, ‘kızıla boyayacağız erkekli kadınlı katılacağız’ diyordu. Ben de karma örgütteydim ama kendime feminist diyordum ve o süre zarfında bir grup feminist, ‘sadece kadınların katılacağı 8 Mart ve 25 Kasımlar yapılabilir’ diye bir tartışma yürüttü. İlk 8 Mart’ta Amerika Büyükelçiliği’ne doğru yürüyüş yaptık.  Oraya giderken,  karma olan gruplar geri döndü, biz feminist kadınlar ise oraya doğru yürümeye devam ettik. O dönem bizden ayrılanlar ertesi yıl ‘kadınlar ile birlikte eylem yapmayı planlıyoruz’ dedi.  Bu çok önemli bir durumdu.  Kadınlar yan yana gelerek erkek egemenliğine karşı bir duruş sergiledi. Karma kurumlar ve feminist kadınların bir araya gelmesinde büyük bir rol oynadı. Birbirimizden etkilendik. Ankara Kadın Platformu bu alanı yarattı.  Kadınlar ile birlikte birbirimize dokunmayı başardık. Kadın kurtuluşu hareketi ve feminist kadınlar birbirinden çok şey öğrendi. Bir araya gelmemizin ve önümüzdeki engelleri kaldırdı” diye konuştu. 
 
‘Kadınlar sokaklara daha fazla çıkıyor’
 
OHAL öncesinde ve sonrasında da polis şiddetinin ilk hedefinin kadınlar olduğuna dikkat çeken Latife, “Sen hiçbir şey yapmasan bile sosyal medyada yaptığın bir paylaşım bile soruşturma olarak geri dönüyor. Ancak yine de kadınlar, hem hakları hem de siyasi süreçlere yönelik tepkilerini dile getirmek için karma örgütlerden daha fazla sokaklara çıkıyor” dedi. 
 
‘Haklarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz’
 
Yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde eylemlerine devam edeceklerinin altını çizen Latife, “Kadınlar gözaltılar ve baskılara karşı yılmadı, haklarımızı alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye ekledi.