Remziye Tosun: 5 bin yıl da geçse Sur’u unutmayacağız

  • 09:07 2 Aralık 2019
  • Güncel
 
DİYARBAKIR - Sur’da 103 gün süren ve tarihin en uzun yasağı olan sokağa çıkma yasağının ardından 4 yıl geçti. 4 yıla rağmen Sur’un birçok sokağına hala girilemezken, Sur’daki yasaklara tanık olan HDP’li Remziye Tosun, “Sur bizim bir parçamız. 5 bin yıl da geçse Sur’u hafızamızdan silemeyecekler, Sur’u unutmayacağız” dedi.
 
Kiliseler, 10 bin yıllık surları, taş evleri, tarihi sokakları, camileri, her dilden, dinden, kimlikten halklara ev sahipliği yapmasıyla bilinen Diyarbakır'ın Sur ilçesinde 2 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen ve 103 gün süren sokağa çıkma yasağının üzerinden 4 yıl geçti. Tarihte bilinen en uzun süreli sokağa çıkma yasağını yaşayan Sur ilçesi, yasak boyunca yakıldı, yıkıldı, tarihi evleri, müzeleri talan edildi. 103 gün boyunca hem karadan hem de havadan yoğun saldırılara maruz kalan Sur’da onlarca kişi yaşamını yitirirken, yüzlercesi tutuklandı. Üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen Sur'da yaşamını yitirmiş ve kimsesizler mezarlığında kimliği tespit edilmemiş cenazeler bulunuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeni projelere açılarak “kentsel dönüşüm” adı altında büyük bir bölümü yıkılan Sur’da hala 20 yaşlarında bir gencin cenazesi olduğu ve ailesinin tüm girişimlerine rağmen cenazeden hala haber alınamadığı da biliniyor.
 
Sur’un hala büyük bir bölümü beton kolonlarla kapatılmış sokaklarına kimse alınmıyor. Her sokak başında da polis noktası bulunuyor. Diyarbakır Surları ile Hevsel Bahçeleri, Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmesine rağmen UNESCO dahil hiçbir sivil toplum örgütü, ilçenin yıkılmasına karşı herhangi bir müdahalede bulunmadı. Evleri yıkılan Sur halkı, evlerine geri dönemezken, çoğu Surlu ya Diyarbakır’ın farklı ilçelerine ya batı illerine göç etti ya da mevsimlik işçi olarak yollara düştü.
 
96 günün sonunda Sur’dan çıktı
 
Halk meclisleri tarafından ilan edilen özyönetimin ardından, sokaklarını savunmak ve korumak isteyen sivil halka yönelik ağır saldırılar gerçekleşti. Saldırılara rağmen evlerini, sokaklarını terk etmeyen Sur halkı, bombardımanların ardından Sur’dan çıkmak zorunda kaldı. Çocuklarıyla beraber ancak 96’ncı günde Sur’dan çıkanlardan biri de Remziye Tosun. Remziye, biri 2 yaşında olan 4 çocuğu ile beraber Sur’dan tahliye edildi. Tahliye sırasında ince aramaya tabi tutulan Remziye ve çocukları, ardından emniyete götürüldü. 7 Mart’ta 2 yaşında olan kızı Beritan ile tutuklanarak cezaevine gönderilen Remziye’nin o dönem 9 yaşında olan kızı Şevin Çocuk Esirgeme Kurumu’na gönderilirken, Şiyar ise babasına verildi. 15 ay cezaevinde kalan Remziye, Sur’dan çıkmadan önce, yasağın 88’inci gününde yaptığı telefon görüşmesinde, “Biz sizden çoktan umudu kestik. Gerçekten kestik. Eğer burada ölürsek cenazemizi alıp kollarınızda gezdirmeyin” sözleriyle tanınmış ve Sur’un sesini duyurmuştu.
 
‘Evimin nerede olduğunu köprüden anlamıştım’
 
15 ayın ardından cezaevinden tahliye olan Remziye, 24 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Diyarbakır 4’üncü sıra milletvekili adayı olarak gösterildi. Seçimlerde HDP’nin aldığı yüksek oy sonrası ile Diyarbakır milletvekili oldu. Remziye, milletvekili olduktan sonra Sur halkının sesini duyurmak ve yanlarında olmak için elinden geleni yapsa da hakkında onlarca soruşturma başlatıldı, fezleke hazırlandı. “2015 yılından önce Sur’da nasıl bir yaşam vardı?” sorumuza Remziye, “Sur kendi başına bir yaşamdı. Biz Sur’la birlikte uyanıyor, Sur’la birlikte uyuyorduk. Sur’da çocuk sesi duymadığımızda endişelenirdik. Sur bizim evimizdi ve biz de o evde bir aileydik. Sanki Sur’un üstünde bir çatı vardı ve bizler yalnızca ayrı odalarda yaşıyorduk. Ben cezaevinden çıktığımda ilk yaptığım gidip Sur’u görmek olmuştu ama hiçbir şey umduğum gibi değildi. Sur tamamen yok olmuştu. Evimin nerede olduğunu, sokakta bulunan küçük köprüden anlamıştım. Dümdüz olmuştu Sur” sözleriyle yanıt verdi.
 
‘Hiçbir cümle duygularımızı anlatamaz’
 
“Sur yıkılmasaydı kilolarca altın serilse önüme, evimden çıkmazdım” diyen Remziye, Sur halkının tümünün böyle hissettiğini ve düşündüğünü belirtti. Remziye, Sur halkının devlet tarafından mağdur edildiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “Üzerinden 4 yıl geçti ama hala yıkılan evlerin karşılığını alamadı insanlar. Sur halkı zaten maddi olarak bir şeyin peşine de düşmedi. Tek istedikleri evlerine, sokaklarına dönmekti. Bir anne, ‘Sur kalesini görmeyince, Sur bentlerinde yürümeyince yaşadığımı anlamıyorum. Ölünce de beni Sur’a defnetsinler’ diyordu. Hala Sur’a dönmenin hayalini kuruyor. Sur’u yıkarak yalnızca evlerimizden etmediler bizi, anılarımızdan, geçmişimizden, kültürümüzden de kopardılar bizi. Sur’daki komşuluğu bitirmek istediler, birliği bitirmek istediler. Sur’da yaşamayan, Sur direnişine tanık olmayan hiç kimse bizi anlayamaz. Söyleyeceğimiz hiçbir cümle bizim duygularımızı anlatmaya yetmeyecektir.”
 
‘5 bin yıl da geçse unutmayacağız’
 
Sur’da tarihi bir direnişe tanık olduklarının altını çizen Remziye, sözlerini şöyle sürdürdü: “4-5 yıl değil, 5 bin yıl da geçse kimse bize Sur’u unutturamaz. Sur bizim bir parçamız. Sur’u kimse hafızamızdan silemeyecek. Hala ailelere verilmeyen cenazeler var. Hala giremediğimiz sokaklar var. Sur’u görmemizi istemiyorlar. Bizden sakladıkları bir şeyler var. Devlet bizim oraya girmemizi istemiyor çünkü halkın orayı görünce Sur’u hatırlayacağını, direnişçilerini hatırlayacağını düşünüyor. Hatırlamamızı önlemek istiyor ama başarılı olamayacak çünkü bizler hala Sur’u konuşuyor. Ben sorumluluğum olarak Sur halkının haklarını koruyacağım ve ne zaman isterlerse yanlarında olacağım. Onları en iyi benim anlayacağımı düşündükleri için her gördüklerinde içlerini bana döküyorlar. Biz Sur’da olmasak da hala Surluyuz. Bir tarafı yıkıldı Sur’un, bir tarafında hala yaşam sürüyor ama eksik. Sur’un yarısını aldılar bizden. Elbet o sokaklar açılacak ve biz dümdüz de olsa o sokakları gözümüzde canlandırarak o düzlükte gezeceğiz.”