Dersim Kadın Platformu: Asla geri adım atmayacağız

  • 09:02 22 Ocak 2020
  • Güncel
Rengin Azizoğlu
 
DERSİM - Dersim Kadın Platformu üyeleri kentte artan cinsel istismara tepki göstererek, "Biz mücadele ettikçe bu tür olaylar gerçekleşmeyecektir. Kadınlar olarak, bu yaşananlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Bulunduğumuz her alanda tacize, tecavüze, her türlü asimilasyona, şiddete karşı geleceğiz ve asla geri adım atmayacağız" dedi.
 
Dersim'de son 5 ayda 4 çocuğa yönelik cinsel istismar açığa çıktı. Dersim’in Pertek ilçesinde kadınların tepkisi sonrası Harun Yıldırım isimli fail ve 2 kişi tutuklanmıştı. Daha önce 2015 yılında zihinsel engelli bir çocuğun istismarı ile gündeme gelen Harun Yıldırım, istismarın üstünün örtülmesi sonrasında serbest bırakılmıştı. Kentte artarak süren cinsel istismara karşı kadınlar tepkilerini her alanda göstermeye devam ediyor. Dersim Kadın Platformu'nda yer alan kadınlar, kentte yaşananlara ilişkin konuştu.
 
'Kadınları güçlendirmeye çalışıyoruz'
 
Dersim’de yaşananların sistemle olan bağına dikkat çeken Dersim Kadın Platformu Partizan Temsilcisi Tuğba Apaydın, devrimci mücadelenin bu süreçte geriye düşmesinin, “Dersim gibi bir yerde neler oluyor?” sorusunu beraberinde getirdiğini söyledi. Mücadelenin zayıfladığı zaman Türkiye’de birçok yerde olduğu gibi Dersim’de de çocuk istismarları, taciz ve tecavüzün had safhaya ulaştığını dile getiren Tuğba, bunların birçoğunun ise gündem bile olmadığını ifade etti. Tuğba, “Okulda bir olay yaşanıyor. Öğrencilerden öğrenmeye, meseleyi irdelemeye çalışıyoruz ancak üzeri kapatılıyor. Kadın öğrenciler öğrenim hayatına zarar geleceği gibi kimi kaygılardan kaynaklı açığa çıkarılması noktasında daha geride duruyorlar. Kadınlarla bu meseleleri konuştuğumuzda çok fazla ilerleyemesek de bir kısmı anlatmaya başladı. Kadınları platform olarak güçlendirmeye ve başvuru süreçlerinde yanlarında olmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
'Susturulmaya çalışılıyoruz'
 
Dersim’de aynı zamanda orman yakmalar, maden şirketlerinin projeleri kapsamında gerçekleştirdiği doğa talanı, yaylaların yasaklanmasının yanı sıra ideolojik saldırıların da devreye konulduğunu söyleyen Tuğba, “Bu da çocuk istismarının, tacizin, tecavüzün, hırsızlığın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu durumlar yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek. Sistem yasalarıyla bu olayları meşrulaştırıyor. Erkek egemen anlayış da bu yasalardan faydalanarak kendi yoz, çürümüş sistemine alan açıyor. Ancak sistem alt üst olursa bu vakalar yerle bir olur. Bu olaylar yaşandığında bir şekilde üstü kapatılarak, yeterli delil yok denilerek susturulmaya çalışılıyoruz. Biz biliyoruz ki bu meseleler konuşuluyorsa, kentin dilindeyse bu olay yaşanmıştır. Var olan sistem bunun üstünü cezasızlık politikaları ile örtüyor" diye konuştu.
 
'Mücadele ettikçe bu tür olaylar gerçekleşmeyecektir'
 
Platform olarak “Dersim’de taciz, tecavüz ve çocuk istismarı yaşandığında neler yapabiliriz?” diye bir araya geldiklerini söyleyen Tuğba, basın açıklamaları ve yürüyüşler gerçekleştirdiklerini anımsattı. Tuğba, "Bu pratikler bir noktaya kadar mücadele zeminine hizmet ediyor ancak bir noktadan sonra daha farklı etkinliklerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kadınlarla bir araya gelerek kadınları bilinçlendirmenin önemli olduğuna inanıyorum. Mücadeleyi bu noktada büyütmenin anlam kazanacağına inanıyorum. Biz mücadele ettikçe bu tür olaylar gerçekleşmeyecektir. Bunun için biz başta kadınlar olmak üzere mücadeleyi her alanda büyütmeliyiz. Bu tür olaylar yaşandığında görmezden gelmeyerek meselenin açığa çıkması için eylemsellikleri sürdürmeliyiz" dedi.
 
'Toplumu manipüle etmeye çalıştılar'
 
Özgür Genç Kadın Platformu (ÖGK) üyesi Dilara Aras ise, cinsel istismardaki artışın sistematik bir şekilde sürdüğünü dile getirdi. Sistemin kendi argümanları ile çocuklar ve kadınlar üzerinde yarattığı etkiye işaret eden Dilara, "Özellikle genç kadınlar üzerinde sistem kendini büyük bir etkiyle gösteriyor. Şimdi olduğu gibi öncesinde de kadın cinayetlerinde, çocuk istismarlarında, taciz ve tecavüzlerde sistem ve bağlı merciler kadınların bulunduğu alanlarda konumlanmış ve onlar üzerinde baskı yaratmaya çalışmışlardır. 12 yaşındaki bir çocukla 40-50 yaşındaki bir adamın evlenebileceğini söyleyen yasalar koymak için yıllardır kimi kanallar üzerinden toplumu manipüle etmeye çalıştılar. Son dönemde istismardaki artışın sebebini de başka yerde aramamak lazım. Sistem insanlara önce bir şeyleri alıştırmaya çalışır, sonra yasaları düzenler, istemeyen insanlar üzerinde baskı kurarak kendi zihniyetlerinde yetiştirdikleri kitlelerle yollarına devam ederler" diye belirtti.
 
'Kadınları bastırmaya çalışıyorlar'
 
Dersim'in etnik ve ideolojik olarak çok farklı bir yapıya sahip olduğuna değinen Dilara, bu yapıya yönelik saldırıların halk üzerinden gerçekleştiğini kaydetti. Dilara şunları dile getirdi: "Sistem kendi argümanlarının, kendi yaratmış olduğu insanları alenen buraya gönderiyor ve genç kadınları, çocuklar üzerinde ne yapması gerektiği üzerinden eğitimler veriyor. Üniversitemizde son zamanlarda ciddi bir baskı var.  Yurtlarda memurlar, müdürler, akademilerde hocalar, rektör, dekanlık üzerinden kadınları bastırmaya çalışıyorlar. Cem Tekinoğlu ile ilgili genç kadınlar seslerini yükseltmek istediği zaman onu susturmaya çalıştılar. Üniversite kendi bünyesindeki şahsı savunuyor bu sebeple de karşı çıkan insanları susturuyor. Bu durumdan ötürü insanlar yüz buldular ve akademilerde tacizler arttı. 'Cem Tekinoğlu'na bir şey olmadıysa bana hiçbir şey olmaz' diyen tacizciler boy göstermeye başladı.”
 
'Asla geri adım atmayacağız'
 
Dilara son olarak şunları kaydetti: "Bizler genç kadınlar olarak bu yaşananlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Bulunduğumuz her alanda tacize, tecavüze, her türlü asimilasyona, şiddete karşı geleceğimizi ve asla geri adım atmayacağımızı söylüyoruz. Gerek sosyal medya çalışmalarında gerek alanlarda genç kadınları görebilirsiniz. Kadınlar burada seslerini duyurmaya ve bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Hiçbir adli merci, sistem, kolluk kuvveti bu kadınları durduramayacak, önlerine geçemeyecektir. Kadınlar korkmasın ve susmasın. Biz yan yanayız. Hep birlikteyiz. Bunun üstesinden de genç kadınlar olarak birlikte geleceğiz. Yaşam alanlarınızı savunmak için meydanlara çıkın."
 
'Alanlara çıkmaya devam edeceğiz'
 
Cinsel istismarların temel nedenlerinden birinin cezasızlık politikaları ve haksız cezai indirimler olduğunu söyleyen Dersim Kadın Platformu'ndan Tuğba Kurban ise, "Geçen Ağustos ayında Pertek'te bir istismar vakası yaşandı ve fail ilk duruşmada tahliye edildi. Aradan 5 ay geçmeden Pertek'te bu sefer çocuk sayısı 15'i bulacağı ve artacağı iddia edilen çocuk istismarı ile karşı karşıyayız. Faillerin gerekli cezaları almadığı ilk duruşmalarda tahliye edildiği yetmezmiş gibi bir de çocuk istismarcılarının affı anlamına gelecek yasa tasarısının Meclis’e getirilmesi bekleniyor. Maalesef bu politikalar her geçen gün bu tür mağduriyetlerin artmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle son dönemde çıkması tasarlanan meclise getirileceği söylenen ve çocuk istismarcılarının affı anlamına gelen yasa tasarısının geri çekilmesi için alanlara çıktık ve çıkmaya da devam edeceğiz. Bugün gerek çocuk istismarının gerekse şiddet, taciz ve tecavüz olaylarının önüne geçmek için en gerekli şey kadın ve çocukları güçlendirici politikalardır. Bu politikaların başında da caydırıcı cezalar gelmektedir" diye konuştu.
 
'Hukuksal süreçte ciddi bir mağduriyet yaşanıyor'
 
Son dönemlerde ortaya çıkan çocuk istismarları, şiddet taciz ve tecavüz olaylarında kamu çalışanlarının olduğu iddiasını da dile getiren Duygu, davaların bir kısmına gizlilik kararı getirildiği için sağlıklı bilgiye ulaşamadıklarını ve sürece müdahil olamadıklarını aktardı. Duygu, "İlimizde de tacize, istismara maruz kalıp intihara sürüklenen kişiler ya da bu olayların üstüne gidemeyen ve adli mercilere taşınmadan kapatılan o kadar çok olay var ki. Bu olayların bir kısmı bileşeni olduğumuz kadın platformunun da gündemine geliyor fakat çoğu zaman biz bile bir şey yapamıyoruz. Çünkü kişiler aileleri ve toplum duymasın diye, daha fazla mağdur olmamak istediğinden kaynaklı olayların üstünü örtmeyi seçiyor, hatta okulu bırakıp giden kadınlar bile var. Kadın arkadaşımız cezasızlık politikaları, tehdit ve çoğu zaman zanlının değil kadının teşhir edilmesinden dolayı hukuksal süreçte de ciddi bir mağduriyet yaşıyorlar" dedi.
 
'En büyük görev halkımıza düşüyor’
 
Tüm bu mağduriyetlerin giderilmesi için yetkili tüm kurumların üzerine düşeni yapmaları gerektiğini ifade eden Duygu, "Gerekli eğitimler verilmeli. Özellikle kamu görevlilerinin taciz, istismar iddiaları şikayete bakılmaksızın her yönüyle araştırılmalıdır. En önemlisi ise caydırıcı cezai işlemler uygulamalı, haksız cezai indirimlerden vazgeçilmelidir. Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek şekilde yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Bu taleplerin yerine getirilmesi için en büyük görev halkımıza ve biz kadın örgütlerine, emek ve demokrasi güçlerine düşmektedir. Ancak birlikte mücadele ile bunlar gerçekleşir. Bu davaların üstünün örtülmemesi, şeffaf, adil bir hukuksal sürecin işletilmesi için hep birlikte bu dava süreçlerinin takipçisi olmalıyız" diye kaydetti.